Pazartesi, Şubat 9, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Kırmızı Rüya

Her yer bembeyazdı; çünkü etraf tamamen karla kaplanmıştı. En sevdiğim mevsimin gelişi, karla birlikte içime huzur ve mutluluk getirmişti. Evimizin çatısına kadar uzanan ağaç dalları, karın ağırlığıyla yere doğru eğilmişti. Kardeşimle birlikte dışarıda kar oynuyorduk. O kadar mutluyduk ki sanki havalanıyorduk. Bir süre sonra komşu çocukları da geldi. Bütün oyunları oynamak istiyorduk ama her şeyin bir sırası vardı tabii.

İlk olarak kardan adam yapmaya başladık. Burnu için havuç taktık, kullanmadığım şapkayı başına koyduk, kollarını çalılardan yaptık. Ardından diğer mahallenin çocukları da katıldı. Sokak bir anda çocuk sesleriyle doldu. Ağaç dallarındaki kuşlar sesimize ürküp kanat çırparak havalandı. Tarif edemeyeceğim bir mutluluk içimi sarmıştı.

Sokağın başında okuldan dönen annem belirdi; hemen arkasından babamın gölgesi. Onları uzaktan görüp sevinçle koşmaya başladım. Ama ne kadar koşsam da onlara bir türlü yetişemiyordum. Sanki ayaklarım olduğum yere çivilenmişti. Bir anda etrafa baktım ve uzakta masmavi bir deniz gördüm. Bu kadar soğuğa rağmen donmamıştı.

“Peki ellerim neden sıcaktı? Neden anneme ulaşamıyordum? Üstelik bizim köyün yakınında deniz de yoktu ki…”

Sorular kafamın içinde dolaşıp birbirine karışmaya başladı. Bir anda her yer, o saf beyazlığını kaybedip kırmızıya dönmeye başladı. Çocukların sesleri derinlere doğru çekildi. Sonra tanıdık ama garip bir ses duydum.

“Sümeyye… Sümeyye…”

Gözlerimi açmaya çalıştım. Pencereden yüzüme vuran ışık ve ninemin sesi, beni en mutlu anımın içinden çekip aldı. Gözlerimi açar açmaz ağlamaya başladım. Eve dönmek, anneme ve kardeşime kavuşmak istiyordum.

Ninemden su istedim. Her sabah söylediğim o küçük ama benim için çok önemli cümleyi söyledim.

“Su ver bana…”

Eğer vermezlerse korkum başlardı. Ama ninem sessizce, yumuşak ama sert bir gerçeği hatırlatan bir sesle konuştu.

“Olmaz, Sümeyye…”

Cevabını bildiğim soruyu bir daha sordum.

“Neden nine? Su istiyorum…”

Ninem derin bir nefes aldı.

“Olmaz… Ameliyata gireceksin.”

O an içimde bir düğüm çözüldü, yerine daha büyük bir korku oturdu.

“Hayır, istemiyorum!” diye bağırıp pencereye koştum. Perdeyi sonuna kadar açtım. Dışarıda ne kar vardı ne beyazlık. Sadece hastanenin soğuk bahçesi, kurumuş ağaç dalları ve bekleyen insanlar…

Tekrar gözlerimi kapatıp rüyama dönmek istedim. Kardeşimin yanına… Evime… O güzel günlere…

Çünkü burada, bu ağır kokulu, soğuk yerde, çocukluğumu yaşamak istemiyordum.

Ama nafile… Kaçış yoktu. Herkes benim iyiliğimi düşündüğünü sanıyordu.
O “iyilik”in aslında benim için bir felaket olduğunu bilmeden…

En güzel rüyalarımın katiliydi kırmızı.
Hâlâ unutmuyorum… Beyazdan kırmızıya dönen o rüyayı.“Söyleyin, kırmızı artık neyin rengiydi?”
“Aşkın mı? Tutkunun mu?”
“Yoksa bana sunduğu o sessiz katliamın mı?”

Ulkar Suleymanova
Ulkar Suleymanova
Azerbaycan’ın tarihi ve güzel Şeki bölgesinin Aşağı Göynük köyünde, 1996 yılında doğdum. Köyden şehre uzanan bir yolculuk benim hikâyem. 8 yaşımda geçirdiğim bir kaza sonucu yüzümde farklılık oluştu. Bugün ise hayat felsefem; ben ve benim gibi yüzünde farklılık taşıyan tüm kadınların görünür olması ve değerlerini herkese gösterebilmesidir. Bu amaçla bir YouTube kanalım ve sosyal medya hesaplarım var.

POPÜLER YAZILAR