Cumartesi, Kasım 22, 2025

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Cennet ile Cehennem Arasında

Eylül ayında Hale Asaf’ı anlatmıştım. Hale, hayatın tam tadına bakamadan, küçücük bir lokma koparıp, alıp başını gitmişti. O bir lokma da onun ağzında nasıl bir tat bırakmıştı tartışılır! Şimdi anlatacağım kadın, hayat ona ne sunduysa iştahla tadına bakmış bir kadın. Bazen baldan tatlı, bazen acı… Aldatılma, boşanma, depresyonla ağırlaşan anlar, zorlayıcı ilişkiler, bir uçtan bir uca savrulmalar, tutkunun peşinde gitme… Bahsettiğim kadın, Hale’den dört yaş büyük olan Fahrelnissa Zeid.  

Fahrelnissa Zeid, Büyükada’da 1901 yılında doğar. Geçen senenin üzerinde çok konuşulan Şakir Paşa Ailesi dizisine ilham olan ailenin kızlarından biridir. Babası Kabaağaçlızade Mehmet Şakir Paşa, amcası II. Abdülhamid’in sadrazamlarından Cevat Paşa’dır. Kardeşlerinden Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı ile sanatçı Aliye Berger’i hepimiz tanıyoruz. Sanata ve eğitime çok önem veren Osmanlı elitlerinden bir ailenin üyesi olarak çocukluğundan beri sanatla haşır neşir olur. Resim tutkusu çok küçük yaşlarda ortaya çıkar. Abisi Cevat Şakir Kabaağaçlı, “İçinden ne geliyorsa onu çiz,” diyerek kardeşini resim konusunda çok cesaretlendirir. 

1919 yılında ilk evliliğini yapar. O dönemin bilinen yazarlarından İzzet Melih Demir ile evlenir. İzzet Melih Demir ile evliyken Sanayi-i Nefise’de resim eğitimi almaya başlar. İzzet Melih Demir, Atatürk ile yakın olduğu için Fahrelnissa Zeid, Atatürk’ün bulunduğu ortamlarda olma şansını elde eder. Hatta 1928 yılında Dolmabahçe’de harf devrimiyle ilgili yapılan bir toplantıda Atatürk’ün yanında oturur ve yeni alfabeye giren harflerin kullanımı konuşulurken ismi Atatürk tarafından Türkçe karakterlerle yazılır. O zamanlar henüz Fahrelnissa ismini kullanmıyordur, Fahrünnisa’dır. İftihar edilen, imrenilen kadın. Bazen isimlerimiz de kaderimizi tayin etmiyor mu?  

İzzet Melih Demir ile evliliğini kocasının çapkınlıkları nedeniyle devam ettiremez. Kocasının, kız kardeşi Aliye Berger ile duygusal bir ilişkiye girdiği bile söylenir. İki çocukları olmuştur, onların varlığı bile evliliğin kaderini değiştiremez. Bu iki çocuk; ünlü ressam Nejat Devrim ile tiyatro sanatçısı Şirin Devrim’dir. 

İkinci evliliğini Ürdün Kralı Abdullah’ın kardeşi ve Irak Kralı II.Faysal’ın büyük amcası olan Prens Emir Zeyd ile yapar. Bu evlilik ile “Prenses” unvanını alır. Uzunca bir süre Bağdat, Berlin, İstanbul ve Budapeşte’de yaşarlar ve bu süre içinde resim yapmaya devam eder. Berlin’de bir davette Zeid’in Hitler’le de sohbet ettiği söylenir, laf aramızda Hitler’i hiç gözü tutmamış, işe yaramaz biri olduğunu anlamış! 

İstanbul’da yaşarken Türkiye’nin önde gelen sanatçılarından oluşan D Grubu ressamlarıyla sergilere katılmaya başlar. Erkek egemen bir topluluk olan D Grubu’nda kendini kabul ettirir. 1945 yılında ilk kişisel sergisini Maçka’daki apartman dairesinde açar, 180’e yakın eser sergiler. Ah keşke ışınlanabilsek o günlere… 

1946 yılında eşi Irak Krallığı’nın ilk Londra Büyükelçisi olarak atanır ve Londra’ya taşınırlar.  Büyükelçiliğin üst katını atölye olarak kullanır. Londra’ya geldikten bir sene sonra ilk kişisel sergisini açar. Ayrıca Paris’te de bir atölye açar. O dönemler Paris’te yaşayan ve oldukça aktif çalışmaları olan oğlu Nejat Devrim’in sayesinde Paris’teki sergilere de katılır. Benden duymuş olmayın; oğluyla da aralarında bir rekabet olduğu söylenir. Nejat Devrim annesinin resimlerini hiç beğenmezmiş! 

Avrupa’da çalışmaları soyuta evrilir. Başta geometrik figürler daha sonra lirik soyut… Büyük boyutlu çalışmalarla kendine özgü bir sanat diliyle ifade eder kendisini.

Yakın bir arkadaşını kaybettiği ve oldukça depresif hissettiği bir gün, bilinçsizce bir sineğin hareketlerini izlemeye başlar ve sinekten aldığı ilhamla “Cehennemim” eserini çizer.  Sinek deyip geçmeyin, verdiği ilhamla 205 x 528 cm boyutlarında dev bir tablo dünyaya gelir. Meziyet bakmayı bilende elbette! Bu şaheser şu an İstanbul Modern’de sergileniyor.

1958 yılında Irak’ta darbe olunca eşinin Londra’daki elçilik görevi sona erer. Daha küçük bir eve taşınırlar, sosyalleşmeyi seven, karizmatik salon kadını Fahrelnissa Zeid için yeni bir dönem başlar; ev hanımlığı. Ama elbette Zeid’den klasik bir ev hanımı olmasını beklemek akıllıca olmaz. Yemek yaparken pişirdiği hindinin kemikleri dikkatini çeker ve bu kemikleri boyamaya başlar ve kemikleri kullanarak dev hacimli resimler yaratır.

Eşi Emir Zeid’in 1970 yılında vefatından sonra Fahrelnissa Zeid çok yalnızlık hisseder ve portreler yapmaya başlar. Portrelerde meselesi insanların ruhlarını yansıtmak olur. Büyük gözler, keskin yüz ifadeleri vardır bu resimlerde. Fahrelnissa Zeid yüzlerin detaylarını görmemek için modelleri kendisinden birkaç metre uzağa yerleştirir. Onun için önemli olan, uzaktan gördüğü figürün yarattığı enerji ve duygudur. Çok enteresan değil mi, yalnızlığını azaltabilmek için portreye başlaması ama modeliyle de arasına mesafe koyması… 

1976 yılında Amman’a yerleşir, bir süre sonra burada bir sanat enstitüsü kurar. 1991’de Amman’da vefat edene kadar sanat çalışmaları devam eder. Amman’da bir çok kadının hayatına dokunur. 

Hiç kimseye kalmayan dünya, maalesef ona da kalmamıştır! Ama bu fani dünyada mühim olan hakkını vererek, dolu dolu yaşayabilmek değil mi? Tam da Fahrelnissa’nın yaptığı gibi…

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Ayşe Beker Ülgen
Ayşe Beker Ülgen
Babasının işi nedeniyle birkaç sene yaşadıkları Adana’da doğdu, ama Ankara'da boy attı, büyüdü. Babası gibi Mülkiye’den mezun oldu. Okul bitince iş nedeniyle İstanbul’a göç etti, bu şehirde evlendi. Otuz yıla yakın İktisat Bankası, The Park Avenue Bank ve Türk Ekonomi Bankası’nda Teftiş Kurulu, Kredi Pazarlama, Kurumsal Bankacılık Pazarlama, İnsan Kaynakları bölümlerinde çalıştı. Bahçeşehir Üniversitesi’ndeki MBA’ini COVID-19 sürecinin Sanat Piyasaları üzerine etkisini analiz ettiği projesi ile tamamladı. Bir yıl önce EYT kapsamına girdi, arkasına bile bakmadan bankasından ayrıldı. Mevcut durumunu “Emekli” olarak tanımlayamıyor :)) Şu an iştahla yazıyor, okuyor, geziyor, daha çok anlamaya ve öğrenmeye çalışıyor.

POPÜLER YAZILAR