Perşembe, Mayıs 28, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Pakize

Tam üç gecedir tek başıma giriyorum yatağa. Üç koca gece… zor ediyorum sabahı… o kadar zor oluyor ki buz gibi yatakta… Tankut yok, gitti…

Tankut varken oysa… Öyle alışmışım ki onun sıcacık koynunda uykuya dalıp sarmaş dolaş uyanmaya.

Sabahlara kadar mışıl mışıl, artık rüyaların bini bir para… Gece sabaha karşı, arada bir uyanırım bazı bazı… Benim kıpırdadığımı hisseder, hissedince kollarına alır.

Durur muyum, “İşte mutluluk bu,” der, sokulurum koynuna, iyice yanaşır, arsızca sırnaşırım…

İstediğim zaman kendimi sevdirmesini pek iyi bilirim ben, okşandığım zaman mırıl mırıl olmayı da… Öyle şefkatli ki bana verdiği duygular, korunma, kollanma, ait olma…

Üç gecedir oysa… Tam üç gecedir uyku tutmuyor beni. “İş seyahatine gidiyorum,” dedi “Fazla kalmam dönerim Pakizem, sen merak etme, emi?”

Sokak kapısı arkasından kapanır kapanmaz, balkona fırladım, arkasından bakakaldım. El salladı bana arabasına binerken. Artık bende duanın bini bir para… “Hayırlısıyla git, hayırlısıyla gel…”

Sabahın köründe uyandım gene bugün de, “Biraz daha yatıp uyusana a kızım,” dedim kendime. Ne gezer.

Onunla uyanmaya alışmışım bir kere, sıcacık yatağın içinde uzun uzun sabah keyiflerine.

Oysa şimdi buz gibi; sağa döndüm, sola döndüm, takla attım… Yok olmuyor tek başıma yatağın içinde.

Olmuyorsa olmuyor! Kalktım, koridora çıktım, evin bütün odalarına baktım. Bomboş… Derken mutfaktan gelen nefis kokuları duydum… Esin Anne…

Mutfağa girer girmez, “Ah benim güzel kızım uyanmış,” dedi, kucaklayıverdi beni. Nasıl sevgi dolu, Tankut ’da sevecenliğini annesinden almış besbelli.

Allahtan Esin Anne var, öz oğlunu sevdiği kadar olmasa da gene de beni bağrına basışı dünyalar değer, yalnızlığımı unutturuverdi hemen. İyi ki sen varsın evde Esin Anne.

Hem biliyor musunuz, o bir ressam. Hem çok güzel resim hem de nefis yemekler yapar. Yemek yapıyor gene bu sabah; ocakta dört tencere, dördü de fokurdamakta. Rakı sofrası kurulacak belli gene. Misafiri çok sever Esin Anne, misafirler de onu.

Nasıl sevmesinler, sofrayı bir donatır ki görmelisiniz; türlü çeşit yemekler, mezeler, tatlısı, tuzlusu, yoğurtlusu… Pilaki, yaprak sarma, barbunya… Geçen gece tam on iki çeşit meze saydım masada.

Bu kadar yemek, bol da rakı olunca, bir neşe bir neşe oluyor ki kızlarda. Hepsini seviyorum, hepsiyle iyi geçiniyorum, biri hariç… Hiçbirine diyeceğim yok da içlerinde bir sarışın var, adı Meltem miymiş, ne! Herkes hatırımı sorarken o yüzüme bakmıyor bile. Beni kıskanıyor biliyorum. Şeytan, “Gırtlaklayıver,” diyor, “Allah yarattı deme…” Tek ümidim, inşallah gene gelmez bu gece.

Neşe içinde kahvaltı ettik Esin Anneyle. Akşama doğru misafirler… Kızlar başladı teker teker gelmeye. Hepsi nasıl güzel, takmış takıştırmış, süslü, makyajlı, boyalı…

Onlar geliyor da bir de bana sorun, zilin her çalışında yüreğim gümbürdüyor, kapıya fırlıyorum, “Acaba Tankut mu gelen?” diye… Nerede…

Sonra… O sarışın geldi gene… Gelmez diye ümitlenmiştim ama bedava rakı, bedava yemek, o her zaman en baş köşede.

Yemeğe oturmadan bütün kızların rakı kadehlerini doldurdu Esin Anne. Rakıyı içtikçe kızlarda cıvıl cıvıl bir neşe, şarkılar başlayacak birazdan, sonra da kız kıza danslar.

Ben de ortak olmaya çalışıyorum onların neşesine, bir taraftan da yüreğim kıpır kıpır… Nasıl olmasın ayol… Tankut… Tankut’u bekliyorum… Tankutum nerede?

Saat on bire geliyor, ümidimi kaybetmek üzereyim, bu gece de yalnız mı yatacağım? Düşüncesi bile acı veriyor. Haksızlık bu, gaddarlık, bu kadar insafsız olabilir misin Tankut?

Derken beklenen an… Kapı çalıyor, fırladım yerimden, “Acaba mı…?”

Koşuyoruz kapıya; ben önde, Esin Anne arkamda. Alt kattan zil çalmak adeti Tankut’un; merdivenleri çıkışından anladım, ağır ağır hiç acelesi yokmuş gibi, “Yahu acele et azıcık, beni hiç özlemedin mi?”

Daha merdivenlerdeyken kucağına atlıyorum, öpüyor kokluyor beni, sonra da Esin Anne’ye sarılıyor, üçümüz sevgi yumağı oluyoruz. İşte gerçek mutluluk bu… Ailemiz…

Derken sarışın Meltem’in sesini duydum, “Hoş geldin Tankut’cum, gel biraz da ben sarılayım sana…”

Neyse ki Tankut kibarca yanıtlıyor, “Hoş bulduk Meltem Abla.”

“Ay abla demesene bana…”

Bak, bak, bak şu zillinin zoruna bak, nasıl kırıtıyor, Ufff şeytan diyor ki tut şu kaltağı… Neyse Tankut geldi ya artık, hiçbir şey umurumda olmamalı. Sofraya oturuldu gene. Tankut’un kadehine rakı dolduruyor Meltem, hemen yanında… Bak, bak, bak haspaya, ben de inadına gittim, iyice yanaştım Tankut’a. Sinir oldu zilli, bana sardırdı şimdi de; “Bir kadeh de sen içer misin Pakize?”

Sabrımı zorladığının farkında değil sarışın, az kaldı beni çileden çıkartmasına. Kendimiz zor zapt ediyorum, kibarlığımı zayıflık sanıyor haspa. Sonra da bardağı taşıran damla, “Ay bırak şunu da gel dans edelim azıcık seninle,” diyor, elinden tutup ayağa kaldırıyor Tankut’u. Yo, bu kadarı da fazla… Tankut’un gözü gözlerimde, “Ne yapabilirim?” der gibi iki elini yana açmış bana bakıyor, boynu bükük zavallım, belli çaresiz. Hayır demesini de hiç beceremez ki…

“Sen yapamazsan ben yaparım Tankut…” 

Yardımına koşuyorum elbette. Yettim, ben biliyorum yapacağımı, sakın sarılma ona, dur hele bekle… Daldım sarışının bacaklarına, Allah ne verdiyse; dişimle, tırnağımla, bacaklarından yukarıya baldırlarına, daha yukarıya kalçalarına… Isırdım, tırmıkladım… Dur yetmedi, hepsinin öcünü alacağım.

Çığlık çığlığa ağlıyor, bağırıyor sarışın aşüfte. Zor alıyorlar elimden. Kan revan içinde her yer. Oh olsun işte.

Ambulans çağırıyor Esin Anne, alıp götürüyorlar sarışını. Esin anne öfkeli. Tankut’un kucağına sığınıyorum. Oradan da gardırobun altına saklanıyorum bir süre. Esin anne söyleniyor, nasıl kızgın, “Tankut…” diyor, “Belediye sığınağına verme zamanı geldi bu kızı…”

“Hayır anne,” diyor Tankut, “Hayatta bırakmam ben Pakizemi.”

Süt dökmüş kedi gibi sesim çıkmamalı birkaç gün, hiç değilse…

“Oh canıma değsin!” diyorum içimden, o sarışına az bile yaptım, ben biliyorum, ona daha neler neler yapacağım. Hele sen bir daha gel bu eve…

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Engin Çolpan
Engin Çolpan
Kadıköy Maarif Koleji ve İTÜ Mimarlık mezunuyum. Yüzme, bisiklet, klasik müzik, jazz, şiir, edebiyat ve güzel olan her şeyin tutkunuyum.

POPÜLER YAZILAR