Cumartesi, Nisan 11, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Ses

“Kat malikleri kanununa göre apartmanda canavar beslemek yasak.”

“Efendim?”

Donakalmıştım, ne dediğine dair en ufak bir kıvılcım çakmıyordu zihnimde.

“Akşamları evinizden gelen sesler… Herhalde canavar besliyor olmalısınız.”

“Akşamları evde değilim. Gece vardiyasında çalışıyorum ben.”

“Ben orasını bilemem. Kocanıza soracaksınız o zaman. Her gece her gece, biraz utanma olur insanda! Bir kez daha ses gelecek olursa, tüm komşular birleşip dava açacağız.”

Zihnimde yavaş yavaş bir anlama doğru ilerliyordu söyledikleri… Hem de son derece ürkütücü bir anlama doğru. “Ben eşimle bir konuşayım,” diyebildim bana yabancı gelen ve sanki uzakta yankılanan bir sesle. Komşunun sinirden patlaması korkusu ile benim kederden ve utançtan dağılma korkum birbirine karışmıştı o an. Nefesim kesilmiş, gözlerim kararmıştı.

Soğuyan kahvem ve soğuyan bedenimle salonda koltuğa bırakıverdim kendimi. Ellerim kalbimin atışıyla uyumlu bir şekilde titriyordu. Üç aydır gece görevindeyim, kimsenin istemediği görevde. Üç aydır günde yarım saat, haftada bir günden fazla göremiyoruz birbirimizin yüzünü. Üç aydır burnumun dibinde olan bitenden habersiz gidip geliyormuşum işe demek. Demek bu kadarmış, buraya kadarmış. Sadakat buraya kadarmış. Sadakat… artık sadece üç heceli bir kelime. Sadakat sadece üç ayda yok olacak üç kuruşluk bir kelimeymiş.

“Oyunun adı aşk kan ve gül

Sen katilsin bense maktul

Çek hançerini son kez öp ve beni öldür

Çek hançerini beni öldür”*

Gitar solosu girdiğinde artık gözyaşlarımı tutamıyordum. O hançer yüreğime saplanmıştı, çıktığında benden geriye ne kalacaktı bilmiyorum. Üstelik çalan Yüksek Sadakat iken ne kadar da ironikti. Hem de yeni aldığımız hi-fi** sistemden. Sanki gözyaşlarıma baka baka çalıyorlar şarkıyı salonda, yanıbaşımda. Bu sistem için dünyanın parasını döktük daha geçen hafta. Sırf Ufuk’un gerçek sesi yakalama sevdasına. Bunu bana nasıl yaparsın Ufuk?

Bir saat içinde evde olur. Hızlıca hazırlanıp evden çıkmak istiyorum. Böyle bir yüzleşmeye henüz  hazır değilim. Beni bu hâlde görmesini istemiyorum. Aklımı toplamalıyım, kendimi toplamalıyım, güçlü olmalıyım.

Evden çıktım ama işe geç gidecek hâlde değildim. Yöneticimi arayıp hasta olduğumu söyleyerek izin istedim. Sokaklarda dolaştım saatlerce, amaçsızca, gözyaşlarımı tutamayarak. Sonunda karar verdim, eve dönüp bu meseleyi halletmek istiyordum. Ya suçüstü basarsam? Buna katlanamam, buna katlanamam.

Apartmana girerken tuhaf bir titreme ile tekinsiz bir his beliriyor içimde. Kocaman demir kutunun içindeyken bile bir uğultu kafamın içinde duvarlara çarparak çoğalıyor. Asansörün kapısının açılmasıyla birlikte metalik bir hırıltı sesiyle donakalıyorum olduğum yerde. Çığlıklar, patlamalar, gümbürtüler art arda geliyor. Tüm bu sesler bizim evden geliyor. Kapıyı açıp içeri girdiğimde girişimi bile duymadan, kocaman açılmış gözlerle sinema perdesine bakıyor Ufuk. Zemin, perdeler, kapı ve kirpiklerim titriyor. Ufuk tüm bu heyecanın içinde beni fark ettiği anda ayağa fırlıyor. Salon kapısında ben, ağzım açık. Ekranda Alien***, ağzı açık. Hangimizin kendisini yiyeceği konusunda emin olamadan korkuyla söyleyecek bir şeyler bulmaya çalışıyor.

“Düşündüğün gibi değil Şeyda. Açıklayabilirim.”

“Bu ne Ufuk?”

“Bu Alien, Şeyda.”

“Onu biliyorum, kirpiklerim neden titriyor? Ev neden titriyor?”

“Bu Dolby Atmos**** Şeyda. Yeni aldım, sana söyleyecektim, inan. Ses bir nesne olarak evin içinde dolaşıyor.”

“Ses dolaşmıyor Ufuk, Alien dolaşıyor evde adeta ve kat malikleri kanuna göre evde canavar beslemek yasak!”

___________________________________

* Yüksek Sadakat isimli Türk rock grubunun, 2008 tarihli “Katil&Maktül” isimli albümüyle aynı ismi taşıyan parça.

** Hi-Fi: High Fidelity. Türkçe çevirisi “Yüksek Sadakat” olabilecek, kaydedilmiş müziği kaynağına en sadık, en az bozulmayla ve en doğal hâliyle yeniden üretmeyi amaçlayan ses sistemidir.

***Alien: Bilinmeyenle karşılaşmanın dehşetini, kapalı bir uzayda bedensel ve varoluşsal korku üzerinden anlatan bir bilimkurgu-korku klasiğidir. Biyomekanik bir kâbus gibi tasarlanmış; insan bedenini taşıyıcı olarak kullanan dehşet duyguları yaratan yabancı bir avcı organizmadır.

****Dolby Atmos: Sesi sabit kanallara değil, üç boyutlu uzayda konumlanan bağımsız ses nesneleri olarak sunan, gerçeğe yakın, mekânsal ses teknolojisidir. 

Çiğdem Yeşilleten
Çiğdem Yeşilleten
Kelimelere dökmenin anlamın yaratılmasındaki gücüne inanmakta; anlam yaratmanın yollarını gerek yazarak, gerekse mesleğinde danışanları ve öğrencileriyle uzun yıllardır yeniden yeniden öğrenmektedir. Bütünü olduğu kadar detayları da sever. İç dünya ve dış dünya arasında gidip gelen yollardaki izleri merakla takip eder.

POPÜLER YAZILAR