Ben üstündeki o hüzünlü hırkayım. Gözyaşlarının her damlasını benimle sildiğin o hüzünlü hırka benim.
Bayram telaşlarına, şenliklerine sığdıramadığın o hüzünlü hırka benim.
Aysel’e mektup yazdığında mektubu posta kutusuna atan o hüzünlü hırka benim.
Aysel ile ilk buluşmasında yakasına kırmızı karanfil takılan o hüzünlü hırka benim.
Ceplerine; sevinçleri, acıları, çığlıkları sıkıştıran, ceplerinde keder eksik olmayan o hüzünlü hırka benim.
Düğmelerinden yalnızlık düşen, iki yakası bir araya gelemeyen o hüzünlü hırka benim.
Anılardan, acılardan eskimiş, rengini kedere boyamış o hüzünlü hırka benim.
Sigaranın üstüne yanık izi bıraktığı; cebinde ucu yırtık, eski, siyah beyaz bir fotoğraf ve mektup olan o hüzünlü hırka benim.
Bütün vedaları, gelmeleri, gitmeleri ve gözyaşlarını gören o hüzünlü hırka benim.
Her bir düğmesini yalnızlığa kapatan ve bir daha açmayan o hüzünlü hırka benim.
Aysel’den ayrılıp yol ayrımında kederden toza toprağa atılan, tekrar yerden alınıp üzerindeki toz silkelenen o hüzünlü hırka benim.
Astarına ayrılığı diken, dikiş tutmayan, kabuk tutmamış bütün yaraların üstünü örten o hüzünlü hırka benim.
Hiç misafir görmemiş, misafirliğe gitmemiş, baş askıda asılıp hürmet görmemiş o hüzünlü hırka benim.
Sahibinden çok hüzne yakışan o hüzünlü hırka benim.
Bütün mevsimlerin ayazını yemiş, çalı çırpıya takılan her bir ilmiği yalnızlıkla örülen o hüzünlü hırka benim.
Her gün hıçkırıklarla yutkuna yutkuna ağlayıp, ucu yırtık bir resimle konuşa konuşa üzerinde uyuyan o hüzünlü hırka benim.
Eski bir plakta Zeki Müren’den “Ben Seni Unutmak İçin Sevmedim” şarkısını defalarca dinleyip ezberleyen o hüzünlü hırka benim.
Köşe başında -gelmeyeceğini bile bile- Aysel’i bekleyen ve kahrından yumruğunu duvardan duvara vuran elin acısını içinde hisseden o hüzünlü hırka benim.
Her gece yüreğindeki sızıyla üstündeki kederleri dağıtamayan, onlarla sabahlayan o hüzünlü hırka benim.
Yalnızlığın rüzgârında sağa sola savrulan, bir türlü toparlanamayan o hüzünlü hırka benim.
Bir gece soğuk bir ayazda, kahrından cebinde Aysel’in ucu yırtık resmiyle uyuyan ve bir daha uyanmayan o hüzünlü hırka benim.
İçindeki hüznü üstüne çeken kimsesi olmayan ve ikinci el kullanılmış elbise pazarında beş kuruşa satılan o hüzünlü hırka benim.



