Cumartesi, Nisan 11, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Mihri’yi Tanıyor Musunuz?

Kim? Mihri mi?

Mihri, çağdaş resmin öncü kadını…

Mihri Rasim, bilinen adıyla Mihri Müşfik Hanım (26 Şubat 1886, İstanbul – 1954, New York), Türkiye’de çağdaş resim çalışmalarını başlatan ilk kadın ressam olarak tanınır. Ancak küçük bir not düşmekte fayda var: Kısa süreli evliliği nedeniyle bilindiği “Müşfik” soyadını bir kenara bırakıp bundan sonra onu kendi adıyla, Mihri Hanım olarak anmayı tercih ediyoruz. Zaten “Müşfik”, eşinin soyadı değil, adıdır.

Özellikle portreleriyle öne çıkan Mihri Hanım; Mustafa Kemal Atatürk ve Pope Benedict XV gibi tanınmış kişilerin portrelerini yapmış, ilham verici bir sanatçıdır. Hatta bir Papa’nın portresini yapan ilk Müslüman ve ilk kadın ressam olarak da tarihe geçmiştir.

Kız öğrencilerin eğitim gördüğü İnas Sanayi-i Nefise Mektebi’nin ilk kadın yöneticisi olarak pek çok ressamın yetişmesine katkıda bulunmuştur. O dönemde kız çocuklarının sanat eğitimi alması neredeyse imkânsızken, Mihri Hanım’ın bu okulun açılmasındaki öncü rolünü ayrıca vurgulamak gerekir. Çünkü dönemin Sanayi-i Nefise Mektebi yalnızca erkek öğrencilere eğitim vermekteydi.

Resme olan tutkusunu yaşayabilmek için aristokrat yaşamını geride bırakmış; bohem ve mütevazı bir hayat sürmüştür.

Mihri Hanım’ın portre sanatında bireyin karakter özelliklerini öne çıkaran yeni bir yaklaşım geliştirdiği ve yurt dışında sergi açan ilk Türk kadın ressamlardan biri olduğu da bilinmektedir.

Türkiye’de çağdaş resim çalışmalarını başlatan ilk kadın ressam unvanına götüren bu tutkunun nasıl filizlendiğine gelince…

Mihri Hanım, 26 Şubat 1886’da Kadıköy Moda’daki Rasim Paşa Konağı’nda dünyaya gelmiş aristokrat bir aile üyesidir. Babası, Tıbbiye Nazırı Doktor Mehmet Rasim Paşa’dır; Tıbbiye’de dersler vermiş ve dekanlık yapmıştır. Sultan Abdülmecid’in annesi Bezmialem Sultan, Mihri Hanım’ın büyük halasıdır.

Bir resmini II. Abdülhamid’e sunmasının ardından saray ressamı Zonaro’nun öğrencisi olmuş ve Beşiktaş’taki atölyesinde dersler almıştır. Sanat eğitimi daha sonra Paris’te devam etmiş, hayat yolculuğu Amerika’ya kadar uzanmıştır.

Kadın ressamların eserlerinin ilk kez toplu hâlde sergilenmesine öncülük etmiş, kadınların kamusal alanda resim yapmasının önünü açmıştır. Aynı zamanda ressam Hale Asaf’ın da teyzesidir. Ne kadar ilham verici, değil mi?

Ne yazık ki tarih, ona hak ettiği yeri uzun süre verememişti… Ta ki yönetmen Berna Gençalp’in belgeseline kadar..

Mihri’nin hikayesi, Kim Mihri? adlı belgeselle gün yüzüne çıktı. Film; 19. yüzyıl sonu Osmanlı İstanbul’undan Roma, Paris ve New York’a uzanan yaşamını arşiv belgeleri, görüntüler ve canlandırmalarla anlatıyor.

Filmle eş zamanlı olarak İstanbul’da açılan sergi sayesinde Mihri’nin imgesi, yapıtları ve hayat hikâyesi yeniden keşfedildi.

Filmin hayata geçirilmesinin de uzun yıllar sürdüğünü özellikle vurgulamak gerekir. Çünkü o zamana kadar Mihri hakkında yapılan çalışmalar oldukça sınırlıydı. Şehir sokaklarında ressamlık yapması, cemiyet içinde var olma çabası ve kadın ressamların eserlerini sergileyebilmesi, dönemin koşulları düşünüldüğünde büyük bir tutku ve cesaret gerektiriyordu. Kendinden sonraki nesillere yol açması ise bu hikâyenin en güçlü yanlarından biri.

Mihri Hanım, Amerika’da yaşadığı dönemde tanınmış kişilerin fotoğraflarından portreler yapıp ailelerine ulaştırarak, bazen de hediye ederek sanatında görünür olmayı başarmıştı. Örneğin, bir doğum günü sahibine portre hediye edip portresini ortada sergileyerek adını duyurma fikrini uygulaması, bugünün diliyle âdeta bir “ürün yerleştirme” stratejisini andırmıyor mu? Akıllıca ve cesurca…

Bu noktada Berna Gençalp’i de tebrik etmek gerekir. Filmin kurgusunda aktif rol alması, anlatıyı “Kim Mihri?” sorusu etrafında ilerletmesi ve röportajlarla hikâyeyi bütünleştirmesi oldukça etkileyici. Filmin müzikleri de ayrıca ruh katıyor; besteci Eleni Lomvardou’yu da anmak gerekir.

Kadın portrelerine ağırlık veren ressamın çocuk ve bebek portreleri de yaptığı biliniyor. Ne yazık ki eserlerinin büyük bir kısmı kayıp… Ancak katıldığımız etkinlikte Mihri’nin öğrencilerinden Nevzat Hanım’ın torununun ortaya çıkması ve o döneme dair bazı hatıraların elinde bulunduğunu paylaşması hem Berna Hanım’ın hem de salondaki izleyicilerin büyük heyecan duymasına neden olan bir gelişmeydi. Bu isme dair daha pek çok bilinmeyen hikâyenin gün yüzüne çıkacağına şüphe yok.

Bazı kadınlar yollar açar.

Unutuldukları yerden kendilerini yeniden hatırlatırlar.

Yalnızca gurur duymuyoruz; aynı zamanda ilham da alıyoruz.

Mihri Hanım ile geç de olsa tanışmış olmaktan büyük mutluluk duyduk.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Esra T.
Esra T.
Esra T., İstanbul’da doğdu. Kamu Yönetimi ve Tarih alanlarında lisans, Yönetim ve Organizasyon alanında yüksek lisans eğitimi aldı. Yazmaya olan ilgisi ortaokul yıllarında başladı. Sinema ve senaryo yazarlığı eğitimleriyle anlatı dilini geliştirdi. Sinematografik bir yazın dili benimseyen yazar, şu sıralar ilk kitabı üzerinde çalışmaktadır.

POPÜLER YAZILAR