Pazartesi, Ağustos 24, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Fırtına

Aman Allahım!

Zangırdıyor!

Hayır!

Yalnız camlar olsa neyse. Çatının ahşap kirişleri, zemindeki parkeler ve tam şuram…

Göğsümün ortasında müzminleşmiş sızılar taşıyan o kırılgan, ince kemiğim. O da zangırdıyor. Elim ayağım titriyor.

Yok yok! ruhum zangır zangır zangırdıyor…

Kıyamet mi bu?

Gökyüzü bir anda mavisini nereye sakladı? Kara bir öfke kusuyor fırtına, sanki beni okumuş da ne var ne yoksa dışarı boşaltıyor âdeta…

Sokak darmadağın. Ağaçlar…

O ıhlamur, kökünden söküldü işte!

Bir hiç gibi kattı onu önüne azgın fırtına.

Deprem mi, hortum mu bu?

Ben yıkılıyor muyum?

Dışarı kaçsam…Ne fayda.

Otur oturduğun yerde be kadın!

Kafana çatıdan parça düşecek, üzerine ağaç devrilecek, geberip gideceksin. Deli!

Harbi deliyim…

Koltuk mu sallanıyor? Konsoldaki çini fincanlar çın çın çın… Biri sağa, biri sola. Tıpkı onlar gibi…

Çil yavrusu gibi dağıldılar ya ortadan.

Sahi, kaç mevsim feda ettim ben, o “can” dediklerime. Ciğerimden söküp verdim her bir parçayı. Un ufak oldum da gıkım çıkmadı. Toz oldum, savruldum oradan oraya, kendimi unuttum. Aman onlar kırılmasın, aman onlar üzülmesin diye, kendimi hiçe saydığım yıllar.

Bir gün, “meleksin” diye göğe çıkaran eller, ertesi gün, “Ne yaptın ki? Yapmasaydın,” diyerek o gökten yerin dibine batıranlar…Toza, toprağa bulandım.

Madalya mı istedim sanki?

Boynuma altınlar mı takın dedim?

Bir tatlı dil, bir sıcak gülüş…

Fırtına camı dövüyor. Tozu dumana katan kum fırtınası içeri sızıyor sanki. Genzimde hep o aynı kuru, yakıcı tat. Ben ne zaman bu evin üzerine çöken görünmez toza dönüştüm?

Ne zaman, dokunsalar dağılacak hâle geldim ben?

Ayy! Fincanlardan biri düştü, kırıldı. Yıllardır içime attığım o kırgınlıklar, yuttuğum o tozlar, bugün hortum olmuş.

Varsın yıksın, varsın savrulsun!

Fırtına dışarıda değilmiş ki. Fırtına, yıllardır içime attığım o suskunlukmuş. Yuttuğum, sineye çektiğim her toz zerresi bugün ayağa kalkmış.

Pencereyi ardına kadar açtım. Hırçın rüzgâr yüzüme okkalı bir tokat attı, odaya daldı. Üzerime çöken yılların birikmiş toz bulutunu tek hamlede silip süpürdü. Yüzüme savrulan toprak kokusunu içime çektim derin derin…

Sahi, toz dediğin nedir? Bitiş değil ki bu.

Fırtınanın ardından yağmur boşalır, toz toprağa karışır; yeni günde, yeni bir yaprak uzanır göğe.

Kökünden sökülen tek şey o ıhlamur ağacı değildi bugün; ben de söküldüm kök saldığım  karanlık kuyudan. Biri sağa, biri sola varsın gitsin; umurumda değil. Bundan böyle ben kendime yürüyorum. 

Fırtına dinecek, yapraklar yeşerecek elbet bir gün…

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Nazmiye Köksalan
Nazmiye Köksalan
Lise yıllarımda şiirle başlayan kelime işçiliğim, emeklilik sonrasında hayatı ve insanı gözlemleyen öykü ve denemelerle devam ediyor. Kimi zamanda yağlı boya ve karakalemin büyülü dünyasını tuvallere taşıyorum. Yazarak ve çizerek hayatın izini sürüyorum.

POPÜLER YAZILAR