Perşembe, Mayıs 28, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Eksik Olanı Hissetmek Elde Olanlara Sevinmek

Bayramlar, takvimde işaretlenmiş günlerden ibaret değildir; onlar, zamanın içinde açılan özel parantezlerdir. Gündelik hayatın akışı içinde çoğu kez fark etmeden sürükleniriz: işler, sorumluluklar, telaşlar… Fakat bayram geldiğinde, zaman sanki farklı bir ritim tutturur. Bu ritim, bizi yalnızca bugüne değil, geçmişe ve hatta içimizde taşıdığımız eksikliklere doğru da çağırır. İşte tam bu noktada hasret, bayramın görünmeyen ama en derin katmanlarından biri olarak belirir.

Hasret, insanın zamana karşı verdiği sessiz bir tepkidir. Geçmişte kalmış anlara, uzaklaşmış insanlara, hatta bazen hiç yaşanmamış ihtimallere duyulan özlemdir. Bayramlar ise bu duyguyu yüzeye çıkaran güçlü bir hatırlatıcıdır. Çünkü bayram, sadece birlikte olunanların değil, birlikte olunamayanların da günüdür. Bir sandalye boş kaldığında, bir ses eksik olduğunda, bir kapı artık açılmadığında, bayramın anlamı derinleşir. Bu anlam, neşeyle hüznün iç içe geçtiği bir duygusal dokudur.

Ayrıca bayramlar insanın “bağ kurma” ihtiyacını görünür kılar. İnsan, yalnız başına var olan bir varlık değildir, ilişkiler içinde şekillenir. Aile, dostluk, komşuluk gibi bağlar, insanın kimliğini oluşturur. Bayram, bu bağların yeniden hatırlandığı ve güçlendirildiği bir zamandır. Ancak bu hatırlama, aynı zamanda bir fark ediştir: Her bağın bir sonu vardır. İşte hasret, bunun bilincinden doğar. Sevdiklerimizin her zaman yanımızda olmayacağını bilmek, onları daha değerli kılar ama aynı zamanda içimizde ince bir sızı bırakır.

Bayram sabahı erken kalkmanın, yeni kıyafetler giymenin, büyüklerin elini öpmenin sembolik anlamları vardır. Bunlar, aslında bir sürekliliğin ifadesidir. Geçmişten bugüne taşınan ritüeller, insanın zaman içindeki varoluşunu sabitleyen işaretlerdir. Fakat her ritüel, içinde bir kaybı da barındırır. Çünkü aynı bayram, yıllar önce farklı yüzlerle, farklı seslerle yaşanmıştır. O seslerin bir kısmı artık yoktur, o yüzlerin bir kısmı hatıralarda yaşamaktadır. Bu nedenle bayram, bir yandan sürekliliği temsil ederken diğer yandan değişimin ve kaybın da farkına varmamızı sağlar.

Hasretin en çarpıcı yönlerinden biri, onun zamansızlığıdır. İnsan, geçmişte yaşadığı bir anı, yıllar sonra aynı yoğunlukta hissedebilir. Bayramlar bu hissi tetikler. Çünkü bayram, geçmişteki bayramların bir yankısıdır. Çocukluğun bayramları, büyüdükçe farklı bir anlam kazanır. O zamanlar saf bir sevinç olan bayram, zamanla daha karmaşık bir duyguya dönüşür. İçinde nostalji, özlem ve bazen de eksiklik barındırır. Bu dönüşüm, insanın büyümesinin ve zamanla kurduğu ilişkinin bir yansımasıdır.

Felsefi olarak bayram ve hasret ilişkisi, insanın “zamansal varlık” oluşunu ortaya koyar. İnsan, yalnızca ‘şimdi’de yaşayan bir varlık değildir; geçmişin hatıraları ve geleceğin beklentileriyle şekillenir. Bayram, bu üç zaman boyutunu bir araya getirir. Geçmiş hatırlanır, bugün yaşanır, gelecek için dilekler tutulur. Hasret ise bu üç zaman arasında bir köprü kurar. Geçmişten bugüne uzanır, bugünden geleceğe taşınır.

Ancak hasret sadece bir eksiklik duygusu değildir. Aynı zamanda bir anlam üretme biçimidir. İnsan, özlediği şeyler üzerinden kendi değerlerini tanımlar. Kimi insan çocukluğunu özler, kimi bir yakınının varlığını kimi ise sadece eski bayramların sade mutluluğunu… Bu özlemler, aslında insanın neye değer verdiğini gösterir. Bu yüzden hasret, acı verici olduğu kadar, öğreticidir de.

Sonuç olarak bayramlar, insanın hem bağlarını hem de kayıplarını hatırladığı özel zamanlardır. Hasret ise bu hatırlamanın kaçınılmaz sonucudur. Bayramın neşesi ile hasretin hüznü birbirine zıt değil, aksine birbirini tamamlayan duygulardır. Belki de bayramı anlamlı kılan tam olarak budur; eksik olanı hissetmek ama yine de elde olanla sevinmek. İnsan, bu iki duygu arasında gidip gelirken aslında kendi varoluşunu daha derinden kavrar. Bayram, bu yüzden sadece bir kutlama değil, aynı zamanda bir farkındalık anıdır.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Alisa Çiçek Akyol
Alisa Çiçek Akyol
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Denetim ve Risk Yönetimi yüksek lisans mezunu olup bir kamu kurumunda denetmendir. Uçan Süpürge Film Festivali gönüllüsü olup festivalde aktif görev almıştır. Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesinin Kalite Topluluğunda denetim kurulu ve TEMA Vakfı üyesi olup Telli Turna Doğa Derneğinin Etimesgut ilçe başkanıdır. 6 Şubat depreminden etkilenen üniversite öğrencilerine mentorluk yapmış, Milli Kütüphanede görme engelliler yararına arşive sesli kitap okumuş ve çeşitli bakanlık, belediye, huzurevi ve üniversitelerde sunuculuk yapmıştır. 2008-2019 arası canlı radyo programları yapmış ve sunmuştur. TRT Avaz "Türk Dünyasından İzler" programında seslendirme yapmıştır. Okçuluk, fotoğraf, tiyatro, salon dansları, sinema, seyahat, spor, müzik, halk dansları, doğa yürüyüşü alanlarına meraklıdır.

POPÜLER YAZILAR