Cumartesi, Nisan 11, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Korku Hızlı Bilim Yavaş

Kasabanın en eski binası hastaneydi. Boyası dökülmüş duvarları, dar koridorları ve her kış bozulan kaloriferiyle kimseye güven vermiyordu. Ama o binanın üçüncü katındaki küçük laboratuvarda çalışan Elif için orası bir mabet gibiydi. Çünkü Elif bilime inanıyordu; hem de insanların çoğunun şansa, hurafelere ya da “Böyle gelmiş böyle gider,” sözlerine inandığından daha fazla.

Elif bu kasabada doğmuştu. Çocukken astım krizleri geçirir, annesi onu gece yarıları o hastaneye koştururdu. Bir gece nöbetçi doktorun sakinliği, verdiği ilaç ve “Merak etme, sebebini bulacağız,” demesi onun hayatını değiştirmişti. O an anlamıştı, “Bilim, korkunun karanlığında yakılan bir ışıktı.”

Yıllar sonra üniversitede biyoloji okudu, ardından mikrobiyoloji üzerine uzmanlaştı. Büyükşehirde kalıp rahat bir hayat kurabilirdi. Ama o kasabasına döndü. Çünkü sadakat bazen bir insana değil, bir değere duyulur. Elif’in sadakati bilimeydi ve bilimin en çok ihtiyaç duyulduğu yere gitmesi gerektiğine inanıyordu.

Göreve başladıktan birkaç ay sonra kasabada tuhaf bir hastalık yayılmaya başladı. İnsanlar günlerce süren yüksek ateş, halsizlik ve geçmeyen öksürük şikâyetiyle hastaneye geliyordu. Sosyal medyada ise söylentiler dolaşıyordu: “Şebeke suyuna kimyasal karıştırdılar,” “Bu eski mezarlığın laneti,” “Aşı olanlar hasta oluyor.”

Elif laboratuvarda örnekleri incelerken dışarıda bambaşka bir dünya vardı. İnsanlar korkuya daha çabuk inanıyordu çünkü korku hızlıydı; bilim ise yavaştı. Testler, kontroller, tekrarlar… Günler sürüyordu.

Bir akşam hastanenin bahçesinde yaşlı bir amca Elif’i durdurdu ve “Kızım,” dedi, “siz hâlâ tüplerle uğraşıyorsunuz ama millet kırılıyor. Dua okuyun, kurban kesin, belki geçer.”

Elif yorgundu ama sesini yumuşattı. “Amca,” dedi, “Biz de bunun nedenini bulmaya çalışıyoruz. Sebebi bilirsek doğru tedaviyi de buluruz.”

Adam başını sallayıp uzaklaştı. İkna olmamıştı. Elif o an bilime sadakatin ne demek olduğunu bir kez daha anladı. “Alkışlanmadan çalışmak. Anlaşılmadan sabretmek. Sonucu görmeden vazgeçmemek gerek.”

Günler süren analizlerden sonra sonuç geldi. Hastalık, bölgedeki bir hayvan çiftliğinden bulaşan nadir bir bakteriden kaynaklanıyordu. Suya değil, iyi pişmemiş süte karışıyordu. Elif raporu hazırladı, il sağlık müdürlüğüne gönderdi. Önlemler alındı, çiftlik denetlendi, bilgilendirme yapıldı. Vakalar yavaş yavaş azalmaya başladı.

Ama kimse laboratuvarda geçirilen uykusuz geceleri bilmiyordu. Kimse yanlış çıkan ilk testleri, bozulan cihazı, tekrar edilen deneyleri görmemişti. İnsanlar sadece “Hastalık geçti,” dedi.

Bir gün hastaneye astım krizi geçiren küçük bir çocuk getirildi. Annesi panik içindeydi. Elif koridorda onları izlerken yıllar önceki hâlini gördü. Nöbetçi doktor çocuğa müdahale etti, ilaç verdi ve sakin bir sesle “Sebebini bulacağız,” dedi.

Elif gülümsedi.

Bilime sadakat tam da buydu işte. Hemen sonuç vermese de doğru yolu bırakmamaktı. İnsanlar inanmasa da gerçeği aramaya devam etmekti. Korku, söylenti ve kolay cevaplar her zaman daha cazipti. Ama bilim sabır ve emek isterdi. Bazen yalnız kalmayı göze almak isterdi.

O akşam laboratuvara döndü, ertesi günün testlerini hazırladı. Pencereden kasabanın ışıklarına baktı. Belki kimse adını bilmeyecekti. Belki yaptığı iş, çoğu insan için sadece “Zaten olması gereken,” bir şeydi.

Ama Elif biliyordu; bir çocuğun daha rahat nefes alabilmesi, bir annenin daha az korkması, bir hastalığın daha erken teşhis edilmesi… Bunların her biri, bilime sadık kalınmış bir gecenin sonucuydu.

Ve bazı sadakatler alkış için değil, insanlık için gösterilirdi.

Alisa Çiçek Akyol
Alisa Çiçek Akyol
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Denetim ve Risk Yönetimi yüksek lisans mezunu olup bir kamu kurumunda denetmendir. Uçan Süpürge Film Festivali gönüllüsü olup festivalde aktif görev almıştır. Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesinin Kalite Topluluğunda denetim kurulu ve TEMA Vakfı üyesi olup Telli Turna Doğa Derneğinin Etimesgut ilçe başkanıdır. 6 Şubat depreminden etkilenen üniversite öğrencilerine mentorluk yapmış, Milli Kütüphanede görme engelliler yararına arşive sesli kitap okumuş ve çeşitli bakanlık, belediye, huzurevi ve üniversitelerde sunuculuk yapmıştır. 2008-2019 arası canlı radyo programları yapmış ve sunmuştur. TRT Avaz "Türk Dünyasından İzler" programında seslendirme yapmıştır. Okçuluk, fotoğraf, tiyatro, salon dansları, sinema, seyahat, spor, müzik, halk dansları, doğa yürüyüşü alanlarına meraklıdır.

POPÜLER YAZILAR