Perşembe, Nisan 23, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Edirne Kırmızısı

Babam iyice yaşlandı. Onu her ziyarete gidişimde eskilerden bir anı anlatmasını ister, not alırım. Zira demans olduğu için söylediği her şey benim için bir hazine değerinde. O gün rutinimiz olan tavlayı oynayacakken “Sana dedem, yani nam-ı diğer Edirnekari Mehmet Efendi’yi anlatmış mıydım?” diye sorunca büyük bir merakla “Edirnekari mi? Yok yok, dedenle ilgili hiçbir şey bilmiyorum baba,” dedim.  Bakıcısı elinde kahveler ile gelince, tavlayı bir kenara bırakmış annem ile babamı dinlemeye başlamıştık. “Dedem, son Edirnekari zanaatçılarından biriydi. Bir dönem Avrupa saraylarını birbirine düşüren, formülü için casusuluk yapılacak kadar muhteşem olan o rengin; Edirne Kırmızısının yeniden gün yüzüne çıkması için çok uğraş vermişti.” 

“Ferzan Özpetek’in İstanbul Kırmızısı diye filmi vardı da Edirne Kırmızısını ilk defa duyuyorum baba. Özelliği ne bu rengin?” 

“Tuğla kırmızısının daha parlağı gibi.”  Sokaktan gelen ambulans sesi babamın dikkatini dağıtmış, oturduğu pencere kenarındaki berjerden sokağı izlemeye başlamıştı. “Baba, ne güzel anlatıyordun, devam etsene merak ettim.”

“Ne anlatıyordum ki?”

“Dedeni, hani Edirne Kırmızısına yeniden hayat vermek istemiş.”

 “Edirnekari idi dedem.”

“Biliyorum, en son rengi için tuğla kırmızısı diyordun…”

“O rengi oluşturmak en zoruymuş. Büyük sabır işi. Kuş dolaştıran otunu duydun mu? Kök boya. Sırf onun köklerinden yararlanılabilmesi için üç yıl geçmesi gerekiyormuş. Sonra boyanması var, dedem derdi ki ‘Kırk gün sürüyor ama kırka yakın da teknik kullanılması gerekiyor.’ Sonra rengin mühürlenmesi lazım kumaşa mı, kıyafete mi yoksa sarayların tavanına mı? Artık nerede kullanılacaksa… Onun için de zeytinyağı, koyun gübresi, şaptan yararlanırlarmış.”

“Koyun gübresi mi? Iyy kokmaz mı yahu?”

“Kokmuyor demek ki. Koksa koskoca padişah tavanlarını süsletir miydi?”

“O da doğru ya.”

“Biliyor musun bir kere dedemi ziyarete Edirne’ye gittiğimde atölyesinde bana nasır tutmuş elleri ile beyaz bir mendil çıkartmış, bir sıvının içine batırıp ‘İyi bak,’ demişti. Sihir gibi bir şeydi, çıkarttığı mendil hayatımda hiç görmediğim bir kırmızıya bulanmıştı. İnsanı kendisine çeken bir büyüsü vardı sanki.”

“O mendili saklamışsındır umarım.”

“Bilmem ki, onca yıl geçti üstünden.” Annem yavaşça ayağa kalktı. Bakıcıyı yanına çağırdı ve bir müddet sonra elinde küçük bir sandıkla geri döndü. “Aaa, ne güzel bir sandık, nereden çıktı bu?”

“Babanın,” dedi. “Babamın mı?”

“Rahmetli babaannen bana emanet etti, baban ile ilgili önemli şeyleri içinde tutmuş.”

“Çok merak ettim şimdi. Hazine çıkarmış içinden.” Annem, sandığı büyük bir dikkatle açtı. Sandığı büyük büyük babam yapmış, üzerindeki çiçek motifleri, renkler sanki yeni yapılmış gibi. O kadar canlı ki. “İşte burada bak,” deyip, mendili kadife kesenin içinden çıkartıverdi. Tek kelime ile muhteşemdi. Babamın gözleri parladı. Rengi o kadar canlıydı ki en ufak bir solma belirtisi yoktu. Elimi mendilin üzerinde gezdirdim, dokusu çok güzeldi. Sonra babama verdim. Bir mücevheri elinde tutar gibi son derece dikkatliydi. “Dedemin ömrü bu rengin peşinden koşmakla geçmiş. Fransızlar, İngilizler bu rengi o kadar çok sevmişler ki kumaşlarını boyatmak için Edirne’ye göndermişler, bir yandan da bu eşsiz tonu yakalamak için boyayı taklit etmişler. Ama olmamış, olmamış. En nihayet Fransızlar gizlice Edirne’den boyacı ustalarını Fransa’ya götürünce yüzyıllar sonra Edirne Kırmızısı Avrupa’da üretilmeye başlanmış.”

“Süpersin baba. Bu kadar şeyi nasıl da tutmuşsun aklında.”

“Neyi?” Sarılıp öptüm babamı. Elindeki mendili uzattı. “Biliyor musun, bu dedemden hatıra bana. Benden de sana olsun. İyi sakla ama onu.”

“Baba,” diyebildim, boğazım düğümlendi, yutkundum “hadi var mısın bir tavlaya?”

“Sen bilir misin oynamayı? Daha beni yenen olmamıştır, ona göre.” Tavlanın taşlarını dizerken aklımda Edirne Kırmızısı vardı. Bu sadece bir renk değil; sabrın, ustalığın ve bir şehrin kaybolan hafızasının da simgesiydi. Şimdi bu kadim hatıra, avuçlarımda tekrar hayata ‘merhaba’ diyordu.

POPÜLER YAZILAR