Perşembe, Nisan 23, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

True Crime: Kötülüğü İzlemek

Gerçek suç hikâyeleri (True Crime), gerçek hayatta işlenmiş suçları inceleyen; suça karışan ve suçtan etkilenen kişilerin eylemlerini detaylandırırken, failin motivasyonlarını da araştıran kurgu dışı bir türdür. Bu eserler çoğunlukla cinayetler ve seri katiller gibi şiddet içeren suçlara odaklanır; Ted Bundy, Charles Manson ve Zodiac Killer gibi yüksek profilli vakaları ele alır. (Wikipedia)

Türün izini sürdüğümüzde, 16. yüzyıl Britanya’sında okuryazarlığın artması ve ucuz baskı tekniklerinin yaygınlaşmasıyla suç anlatılarının yayıldığını görürüz. 19. yüzyılda Britanya ve ABD’de suç gazeteciliği gelişir; 1924’te yayımlanmaya başlayan True Detective dergisi 1996 yılına kadar sürekliliğini gösterir. Modern formunu ise Truman Capote’nin In Cold Blood eseriyle kazanır; suç anlatısı edebi bir forma dönüşür.

Bugün ise true crime, özellikle podcast ve dijital platformlar sayesinde yeniden yükselişte. 2014 tarihli Serial, iTunes’ta kısa sürede milyonlarca dinlenmeye ulaşarak bu türün ne kadar güçlü bir ilgi yarattığını gösterdi.

Peki bu tür nasıl çalışıyor?
Genellikle her şey sıradan görünen bir karakterle başlar. Ardından ipuçları belirir, geçmişe dönüşlerle hikâye derinleşir. Her ne kadar gerçek bir olay anlatılsa da, aslında güçlü bir hikâye kurma tekniği kullanılır. Fotoğraflar, videolar ve belgelerle gerçeklik hissi artırılır. İzleyicide “bir şeyler olacağı” hissi başlar. Gerilim adım adım yükselir; fail giderek “canavarlaşır”. Sonunda sahneye bir dedektif çıkar ve izleyici rahatlar. Çünkü ne kadar karmaşık olursa olsun, olayın çözüleceğine dair bir güven oluşur. Dedektif ve izleyici bugün canavar olan failin çocukluğuna iner, arkadaşları ve komşuları ile görüşür. İzleyici böylelikle bir suçluyu sadece bireysel değil, toplumsal ve psikolojik olarak da incelemiş olur. Suç çözülür, fail yakalanır. Mutlu son değil belki ama bir tür rahatlama…

Peki biz neden durduk yere başkasının trajedisiyle kendimizi huzursuz edip, sonra yeniden huzura kavuşmayı bir akşam eğlencesine dönüştürdük?

True Crime’ın çekiciliği ne?
Temel duygularımıza dokunması mı?
Bir insanın şiddette ne kadar ileri gidebileceğini merak etmemiz mi?
Katarsis mi? Sıkıcı ve monoton hayatımızda tadamadığımız o yüksek adrenalinli duyguları bize konforlu alanlarımızla yaşatıp sabah tutuklanmadan işe gidebilmemizi sağlamasından mı?

Biz bu hikâyelerde kimleri izliyoruz? Faili mi, kurbanı mı? Bu kadar heyecanlı bir şekilde Mobese kameralarından, videolardan birisinin trajedisini heyecanla izlememiz ne kadar etik? Ve neden işin içine polis kameraları, ifade tutanakları, sorgu videoları girince, yani olayın gerçeklik dozu arttıkça, ilgimiz de artıyor? Çatır çatır cinayetler işlenirken etraftaki insanların pasifliği ve körlüğü bizi şaşırtıp sinirlendirirken bizi olası tanıklıklar karşısında uyanık olmaya mı itiyor? Suç ve suçlu hakkında bilgi sahibi olmak bizi daha güvende mi hissettiriyor?

“İnsanlar nasıl bu kadar kötü ve psikopat olur?” diye söylenirken kendimizi iyi insan olarak temize mi çekiyoruz?
Bir mağduruna yaşadığı trajedinin hikâyeleştirilmesi onu ve yakınlarını yeniden travmatize etmiyor mu?

Yazarın neyi anlatıp neyi anlatmayacağını seçtiği, bazı detayları büyüttüğü, bazılarını görmezden geldiği bu anlatının ne kadarı gerçek? 

Ve en rahatsız edici soru:
Eğer katil bu kadar sıradan birine benziyorsa… aramızda kaç tane daha var?

Ya da daha yakını:
Ben de böyle olabilir miyim?

Belki de true crime izlerken yaptığımız şey:
Kötülüğe bakıp “Ben değilim,” ya da “Şansımız var ki böyle birine denk gelmedik,” diyerek rahatlamak.

Ama soru şu…
Emin miyiz? Bunca şey izledikten sonra…

Meltem Özkan
Meltem Özkan
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji mezunu, Yüksek lisansını İstanbul Bilgi Üniversitesinde tamamladı. İstanbul’da yaşıyor ve sosyolog olarak çalışıyor. Çeşitli öykü kitaplarında ve dergilerde yazıları yayımlandı. Sinema, sosyal projeler ve yazarlık alanında üretimlerini sürdürmektedir. Üç kişilik bir ekip ile film ve dizi yorumları yaptığı “Uzaktan Bak Gözün Bozulacak” adlı bir podcasti bulunmaktadır.

POPÜLER YAZILAR