Perşembe, Nisan 23, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Kaçınamayan Eleştiri

Eleştiri: Bir kişi, eser ya da konuyu doğru ve yanlışlarını göstererek anlatma amacıyla yazılan kısa metinlerdir.

Sözlük tanımı bu olan eleştiriyi biraz daha maddeler hâlinde açacak olursak:

Objektif olması

Eleştirinin her yönden yapılabilir olması

Eleştiriyi metin olarak ele aldığımızda yazara ve okura yol göstermesi

Eleştiride okur ve yazarın konuşma hâlinde gibi bir ilişki kurabilmesi

Peki, biz eleştiriyi nasıl kullanıyoruz?

Hayatımızdaki her şeyi doğru-yanlış ayrımı yapmadan eleştiriyoruz. Herhangi yön duygusu olmaksızın, nereye gittiğini bilmediğimiz cümleler kuruyoruz. Cümlelerimiz daha ağır olsun diye eski kelimelerden güç alıyoruz. Mesela; hususi, filhakika, binaenaleyh (durun, bu kelimeyi yazarken sözlükten yardım aldım) gibi…

Hiç düşündünüz mü eleştiri yapmadan bir gün geçirdiğinizi?

Mesela ben hatırlamıyorum.

Önce uyanıyorum. Aynanın karşısına geçiyorum. Bir güzel kendimi eleştiriyorum.

“Bu yaşa geldin ne yaptın? Dur ya, gitme. İyisin de… işte, eh!”

Hasbihal çekiyorum. Hışımla yüzümü yıkıyorum. Banyodan çıkıyor, işe gitmek için hazırlanıyorum. Yolda yürürken başlıyorum içime konuşmaya:

“Otobüsler niye böyle?”

“Bu çocuklar neden bu kadar umursamaz?”

“Her sabah gitmek için uyandığın işe bak.”

Daha gün yeni aydınlanıyor, ben çoktan yoruluyorum. Eleştiriyi kullanım amacının çok dışında yaşadığımı fark ediyorum. Her şeye bir cevabım var. Neden? Bilmiyorum…

Buna kavga mı dersiniz yoksa kaostan beslenme mi? Astrologsanız belki aldığınız açılar serttir; ne bileyim, biri açıklasın da bitsin artık bu işkence.

Hayır yani, eleştiri tanımında yer alan objektif olma detayı nereye kayboldu mesela? Okurla yazar arasındaki yol gösterme çabasına sığınmam da doğru olmamalı bence.

Şimdi diyeceksiniz, duyuyorum:

“Ee, neyi eleştireceğiz kardeşim, bize ne kaldı?”

Sistemi eleştirin desem, ters kelepçe… Eğitimi eleştirin desem sabunsuzluk… Adaleti eleştirin desem uçan tekme…

İnsan bazı günlerden, bazı olaylardan enkaz hâlinde çıkabiliyor. Üzerindeki yorgunluğa bakmadan, kendi hakkını yiyerek hayatta kalmaya çalışıyor. Belki de bu yüzden eleştiri, başkalarına yönelmeden önce kendimize dönmesi gereken bir ayna. Ne olduğumuzu, nereye gittiğimizi; seçimlerimizi, mecburiyetlerimizi, kusurlarımızı ve yaralarımızı görmeden yapılan her eleştiri, yalnızca gürültüden ibaret. İncitmeden, kaçmadan, savunmaya geçmeden… Biraz durup kendimize bakabilirsek, belki o zaman eleştirinin gerçekten yol gösteren hâline yaklaşabiliriz.

Eleştirisiz kalın değil; yerini bulan, incitmeden yol açan ve gerçekten dönüştüren eleştirilerle kalın.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Büşra Ayülkü
Büşra Ayülkü
1994, İsviçre/Zofingen doğumlu. Sanat Tarihçi, şair. Son bir yıldır, kendisini yeni yetme yazar olarak tanıtıyor. “Hüzün Boncukları” adında şiir kitabı var. “Gaf Ola Beri Gele”, “İs” kolektif kitaplarında öyküleri yayımlandı. Çeşitli dergilerde şiir, deneme ve öykülerim yayımlandı. İş hayatı, okul ve özel hayatında tutunamayanların başında geldiğini iddia ediyor :)

POPÜLER YAZILAR