Çarşamba, Haziran 24, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Kahve Telvesi

Dur! Dinle! Düşün!
Adımların bitmiş. Nereye geldin, neredesin? Bitti dediğin yerde sana ne kaldı?
Belki bir mendil, tükenmişliği silen, geriye hüznü ve vedayı iyileştiren.

Veya kömür karası bir defter, kendinle hapsettiğin çocukluk, biten sevgiler.
Bak! Uçsuz bucaksız kumsal, geçmişin ayak izleriyle dolu, unutulmuşlar…

Taş sektirdiğiniz o gece mavisi dalgalar, nasıl da ışıltısıyla gözlerinize yansımıştı,
O büyülü gözlerin kaybolduğu anılar, şimdi neredeler, hatırlayabildiler mi?

Koluna takılı sepete ne kadarı sığabilmiş, renk renk resimler, püf… olmuş.
Sen yine de bak, diplerde bir katre veya bir reşha kalmış, kocaman gülümseyen.

Göğe bak! Kuzey Yıldızı sesleniyor, dinle! Semanın son takvim yaprağı düşmekte,
Samanyolu yıldız meclisini toplamış, geçmiş ve gelecek yıllık bütçe; oturum açıldı.

Venüs Çoban Yıldızı söz verilmeden, söz alıyor, dertli. Görevini kimse görmemiş…
Parmak kaldırıyor Zühal, hiçbir şey göründüğü gibi değil, dünyada yaşam adaletsiz…

Merih hışımla ayağa kalkıyor, değişim diye bir şey var. Yerinde kullanmak iyidir…
Sakin ve gözleri çakmak gibi parlayan müşteri, onlar saadeti, huzuru bilmeyenler…

Haz odaklı, mutluluk düşkünü Utarit; bırakın bunları, ânı yaşamak kadar zaman…
İşte bu yaşanmışlıklar içinde, gün gelir bir yerde soluklanır insan…

Her kişinin bir yön pusulası var, ona bakar ve akıntıya bırakır, akar gider,
Denizlerin arındırmadığı hiçbir tortu yoktur; bu dünya olmasa da ahiret…

Nehir yataklarının sesini dinle! Her birikinti insanın bakışındaki nazarla açılır,
Kimi altın yatakları, kimi yengeç yuvaları. Kimi çer çöp, dil neyse fikri odur.

Her ömür, çıkışa giden bir sebep ister; bazen fısıltılı, bazen seher rüzgârı eşlik eder.
Her kara gecenin bir sabahı vardır; Kamer ve Şems çok yakınında, sarıl geceye…

Göz bebeğine yerleşen mavi yeşile bak; geçmişin harcı bazen, soğuktur üşüme.
Vaatlerde verilen söz uçmuşsa, kıymet düşmüş; değer posa hâline çoktan gelmiştir.

Titiz ol! Geçmişin izleri ayağına dolaşmasın; ruhunu yakan lastik sözlere takılıp kalma.
Anıların izini güzel gör güzel olsun, dibe çökmüş kahve telvesinin tadı da güzel.

Er kişi her vakit savaşçı kisvesine bürünemez; el her daim kılıç kuşanamaz…
Sen sen ol, ne geçmişin takunyasına takıl ne de geleceğin hasret kokusuna…

Yaşananları elekten ele, alta inen başka, üstte kalan sadece hakikat olan sen…
Kocaman sarıl beden dostuna, hayırhahla yeni gelecek günlere yelken aç.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Gülseren Karagülle
Gülseren Karagülle
1962 Gaziantep doğumluyum, 26 yıldır İstanbul'da yaşıyorum. Açık öğretim Lisesinden mezun olduktan sonra birçok kişisel gelişim programına ve yazarlık atölyelerine katıldım. Bir kadının yaşayabileceği ne kadar meşakkat varsa yaşadım, yaşadıklarımdan bir şeyler öğrenmeye çabaladım. Hobilerim Geleneksel tıp, astroloji, sayıların gizemi, mizaç ilmi, doğal enerji taşı, karakterlere göre dizim.

POPÜLER YAZILAR