Cumartesi, Nisan 11, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Gidebilirim, Ama Kalmayı Seçiyorum

İki sevgili arasındaki sadakat, sadece romantik bir bağlılık değil, varoluşsal bir tercihtir. Aşk çoğu zaman bir duygu olarak başlar; heyecan, arzu, merak… Ama sadakat, duyguların iniş çıkışlarından bağımsız olarak verilen bilinçli bir karardır. Bu yüzden felsefî açıdan bakıldığında sadakat, aşkın duygusal değil, etik boyutudur.

Platon’a göre aşk, insanın eksik yanını tamamlamaya dönük bir arayıştır. “Şölen” diyalogunda anlatılan o meşhur mit vardır: “İnsanlar bir zamanlar bütünken ikiye bölünmüştür ve hayat boyu diğer yarısını arar.” Fakat burada gözden kaçan nokta şudur: “Birini bulmak yetmez; onu seçmeye devam etmek gerekir.” Sadakat, “Seni buldum,” demek değil, her gün yeniden “Seni seçiyorum,” diyebilmektir. Çünkü insan değişir, zaman değişir, şartlar değişir. Sadakat ise değişimin ortasında verilen sözü koruyabilme gücüdür.

Aristoteles dostluğu üçe ayırır: “Haz dostluğu, çıkar dostluğu ve erdem dostluğu.” Bu sınıflama sevgililer için de geçerlidir. Sadece hazza dayanan ilişkiler, haz bittiğinde çözülür. Çıkar üzerine kurulan birliktelikler, çıkar dengesi bozulduğunda dağılır. Ama erdeme dayalı bağ, kişinin karşısındakinin iyiliğini kendi iyiliği kadar önemsemesiyle oluşur. İşte sevgililer arasındaki sadakat, bu erdem alanında doğar. Sadık olmak, “Sana sahip olayım,” demek değil, “Senin iyi olmanı isterim, hatta benimle olmasan bile,” diyebilecek olgunluğa yaklaşmaktır. Bu kolay değildir; çünkü sadakat, egonun değil karakterin ürünüdür.

Kant ise meseleyi daha sert bir yerden ele alır. Ona göre insan, başkasını asla sadece bir araç olarak kullanmamalıdır. Sevdiğini geçici bir haz, yalnızlık korkusunun ilacı ya da toplumsal statü göstergesi olarak görmek, onu araç hâline getirir. Sadakat burada ahlaki bir zorunluluk hâline gelir: “Karşındakini amaç olarak görmek.” Yani onu, duyguların değişse bile insanlık onuruyla birlikte kabul etmek. Bu yüzden sadakat, sadece bedensel bir bağlılık değil; sözlere, sınırlara, ortak hatıralara ve karşılıklı güvene saygıdır.

Varoluşçu filozoflar ise sadakati özgürlükle birlikte düşünür. Sartre’a göre “İnsan özgürlüğe mahkûmdur; her an seçim yapar.” Bu açıdan sadakat, zorunluluktan değil, özgür iradeden doğduğunda anlam kazanır. “Mecburum,” diye kalınan bir ilişki sadakat değil, tutsaklıktır. Ama “Gidebilirim, ama kalmayı seçiyorum,” denildiğinde sadakat gerçek değerine ulaşır. Çünkü o zaman sevgi, bağımlılık değil, bilinçli bir yöneliştir.

Sadakat aynı zamanda zamanla kurulan bir ilişkidir. Başlangıçta sevgi bir ateş gibidir; parlak, sıcak ve hareketlidir. Sadakat ise köz gibidir; sessizdir ama uzun süre yanar. Felsefî açıdan bu, geçici tutkudan kalıcı anlama geçiştir. İki insan birlikte yaş aldıkça, birbirlerinin zayıflıklarına tanık olur, hatalarını görür, hayal kırıklıkları yaşar. Sadakat tam da burada devreye girer: “Kusursuzluk hayalinden vazgeçip, kusurlu bir insanla bilinçli bir birliktelik kurabilme cesareti.”

Sadakat, aynı zamanda hafızadır. Ortak anılar, birlikte atlatılan zorluklar, paylaşılan sessizlikler… Bunlar ilişkinin görünmeyen dokusunu oluşturur. Birine sadık olmak, sadece bugününe değil, onunla paylaşılan geçmişe de sadık kalmaktır. Çünkü ilişki, iki kişinin toplamı değil; birlikte ördükleri anlamdır.

Sonuçta iki sevgilinin sadakati, romantik bir masal değil, etik bir duruştur. Duygular azalabilir, heyecan değişebilir, hayat yön değiştirebilir. Ama sadakat, “Biz” fikrini koruma iradesidir. Bu irade, ne kör bir bağlılık ne de kendini inkâr etmektir. Aksine, iki özgür insanın, tüm belirsizliklere rağmen birbirine dürüst kalma cesaretidir.

Belki de aşkın en olgun hâli budur: Gitme ihtimali varken kalmak, vazgeçme hakkın varken emek vermek ve her şeye rağmen ‘Yanındayım,’ diyebilmektir. Çünkü sadakat, sevmenin en sessiz ama en güçlü biçimidir.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Alisa Çiçek Akyol
Alisa Çiçek Akyol
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Denetim ve Risk Yönetimi yüksek lisans mezunu olup bir kamu kurumunda denetmendir. Uçan Süpürge Film Festivali gönüllüsü olup festivalde aktif görev almıştır. Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesinin Kalite Topluluğunda denetim kurulu ve TEMA Vakfı üyesi olup Telli Turna Doğa Derneğinin Etimesgut ilçe başkanıdır. 6 Şubat depreminden etkilenen üniversite öğrencilerine mentorluk yapmış, Milli Kütüphanede görme engelliler yararına arşive sesli kitap okumuş ve çeşitli bakanlık, belediye, huzurevi ve üniversitelerde sunuculuk yapmıştır. 2008-2019 arası canlı radyo programları yapmış ve sunmuştur. TRT Avaz "Türk Dünyasından İzler" programında seslendirme yapmıştır. Okçuluk, fotoğraf, tiyatro, salon dansları, sinema, seyahat, spor, müzik, halk dansları, doğa yürüyüşü alanlarına meraklıdır.

POPÜLER YAZILAR