Pazartesi, Şubat 9, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Sahipsiz Paket

İnsan sahipsiz bir pakete ne kadar yaklaşabilirdi?

Apartman girişinde, büyük avizenin altında, kahverengi halının tam ortasında beyaz bir paket duruyor. Kime ait bilinmiyor ama sanki bütün apartmana ait.

Anahtarı siyah ferforje apartman kapısının zor açılan deliğine sokup çevirirken, kapının camından yansıyan görüntüsüyle gözüme takılan beyaz paket, kapıyı açınca daha da belirginleşti. Yapayalnız duruyordu girişin ortasında. Şimdi benim girdiğim kapıdan da kim gelse, asansörden kim inse ilk bakacağı yerde. 

Uzun saçlı, kısa boylu kargolarımızı bırakan mahallenin kuryesi, herkesin kapısındaki sepete, sepet yoksa paspasının üzerine bıraktığı paketi neden bu kez girişe bırakıp gitmişti acaba? Bir şeyden korkup mu kaçmıştı? Yoksa paket tüm apartmana mı aitti? İlk kim bulursa o alsın mı istemişti? Yeni yıla iki gün kala biri şaka mı yapıyordu yoksa? Sahipsiz bir paket en çok kime yüktü? Paket en çok görmezden gelemeyene yüktü. Şu anda da bana.

O an telefonuma mesaj geldi. WhatsApp grubunda fotoğraf üç kez paylaşılmış, “Kiminse inip alsın,” denmişti. Biraz kaba söylemlerle. 

Kaç kez söyledi Ömer, “Kapatın şu WhatsApp gurubunu,” diye de yönetici hanım, eskici çağırıp koli koli verdiği felsefe kitaplarının hakkını vererek, “Kapatmayalım, diyolog önemli, apartmanın ruhu o grup,” demişti.

Ben hâlâ paketin başındaydım. İsmet alt merdivenlerden -ayakkabılarının arkasına bastığı için muhtemelen- yavaş adımlarla çıkıyordu. Kapıcımız İsmet. Hayır! Çocuklara kaç kez söyledim, öğretene kadar dilimde tüy bitti, şimdi bu yanlışı ben yapamam. Apartman görevlimiz İsmet.

Gözlerime uzunca bakıp, “Benim haberim yok,” diyor, pakete doğru bir adım atarak. Tam o sırada altıncı kattaki Kurt giriyor kapıdan. Kabadayılar gibi omzunda siyah deri ceketiyle. Eşi de yanında. Yine ağlamış, gözleri şiş kadıncağızın. İsmet’le istemeden bakışlarımız acı acı karşılaşıyor. Kadın hızlıca gözlüklerini kontrol ediyor, kafasında buluyor ve indiriyor ağlamaktan şişmiş gözlerinin üstüne. Bu adam her gece arkadaşlarıyla eller havaya hayat sürerken karısına, “Bu eziyet neden?” diye soruyor kafam, yine her karşılaşmada kaçamadığım düşüncemde. Kurt, o sırada paketin başına gelip duruyor, İsmet’in tam yanında. Karısı da hemen Kurt’un sırtına yanaşıp kocasının koluna tutunuyor, paketten korkarak. O an düşünüyorum, “Delikli de olsa şemsiye şemsiyedir,” diyen babaannem yine haklı.

“Ben ellemem yerinizde olsam,” diyor Kurt. Eee ne oldu şimdi? Avaz avaz sesinden bıkan bir apartman ve sustada durdurduğun ev halkı, hepsi yalan mıydı? “Küçücük bir paketten korktun mu yani?” diyesim geldi de diyemedim tabii.

Yeni taşınan adam tam anahtarı ferforje kapının kilidine sokacakken İsmet koştu, açtı apartmanın kapısını. Fazla kibar bu adamı ilk görüşte sevdik biz Ömer’le. Ama üst kat komşum Figen, “Bu fazla kibarlık bende şüphe uyandırdı, korkuyorum ben bu adamdan,” diyor. İnsan insana bir türlü yaranamıyor.

Bütün gözler bir anda bana dönüyor. “Bilmiyorum benim değil bu paket,” diyorum. 

Fazla kibar adam. “Kimse sahiplenmeyecek anlaşılan paketi,” diyor. 

“Bomba mı ki herkes inkâr etsin paketi? Yılbaşına iki gece var, belki de değerli bir hediye kim bilebilir ki?” diyorum. 

Asansör kapısı açılıyor, içinden sekizinci kattaki Fransız adamın oğlu iniyor. “Kapı niye açık?” diye bağırıyor. “Hırsız girecek apartmana,” diyerek geliyor paketin yanında duruyor. İsmet gözleri ışık ışık soruyor. “Sizin mi bu paket?”

“Yok İsmet Abi, biz internetten alışveriş yapmıyoruz. Yaparsak da annem işyerinin adresini veriyor, korkuyoruz hırsızlardan.” 

Hırsız mı? Herkes irkildi bir an. Paketin sahipsizliği, içinde bir öykü barındırıyor ama hiçbirimiz öykünün sonunu tahmin bile edemiyoruz.

Tam o sırada migren ağrıları yüzünden her seferinde bir başka oğlunu kapımıza yollayan, üç çocuklu ama sanki o büyütmemiş gibi sese duyarlı, kırmızı saçlı alt kat komşum girdi büyük siyah ferforje kapıdan. Deli deli bakan mavi gözleriyle delseydi keşke beyaz paketi de içinde ne var görseydik. 

Tüm şirinliğiyle “Kimin bu paket?” dedi. 

Bakışlarımızda paketin sahipsizliğini tamamlayan bir korku vardı. Dikkatimiz paketteydi ama gözlerimizdeki tedirginlik kadına gereken cevabı verdi. Ben konuşmayacaktım bu kadınla, kızgındım. Dün yine küçük oğlu kapıya geldi. “Çocuğunuza çorap giydirin, taşlardaki şıp şıp ayak sesi annemin migrenini azdırmış,” dedi. “Dur bir dakika” dedim ve ilaç dolabından bir ağrı kesiciyi çocuğun avucuna verip yolladım. Oğlum iki yaşında, atıyor giydirince çorapları ve uzun koridordaki granit taşlarda şıp şıp diye çıkan sese de aşık. Üç erkek çocuğu nasıl büyütmüş bu kadın, hep şaşıyorum.

Fazla kibar adam paketin üzerindeki ismi okudu, ben değilim. “Ee öyleyse neden duruyorum ki burada, benim değil işte gördünüz mü?’ deyip gidebilirim artık. Siyah ferforje kapıdan önce cimri Faik Bey, sonra da banka müdürü en sevdiğim şakrak Bahar giriyor. Herkes WhatsApp’tan haberdâr sahipsiz paketten. Hepimiz daire oluşturup ortamıza paketi alıp bakıyoruz, hepimizin sorumluluğu birbirine, sonra da pakete. Dokunmuyoruz ama hepimiz zihnimizde açıyoruz paketi tekrar tekrar. Hangimiz önce konuşacak diye beklerken paket dile gelecek gibi bakıyor bize beyaz beyaz. Kimseye ait olmamak, bazen herkese ait olmak mı demek?

Kapı otomatiği “pıt” ediyor, “pıt” sesi sessizliği bozdu.

Faik Bey boşuna duruyor paketin başında, hiçbirimiz paketin sahibini bilmiyoruz ama onun olmadığına eminiz, içimizden gelen sesler ortak. Boş boş da konuşuyor, herkes sıkıldı ama ilişkide olmak herkesin hoşuna gidiyor. Sadece konuşanlar değil sessizce kocasının arkasında bekleyen, şiş gözlerini gözlükle gizleyen kadın bile konuşmaya ve meraka ortak. 

Sahipsiz paket bembeyaz ortamızda, çığlık çığlığa. 

“Kamera var mı?” diye soruyor apartmana yeni taşınan adam, herkes aynı anda köşeye bakıyor. Örümcek ağları kaplı köşede kameranın kırmızı ışığını görüyorum. İsmet koşarak aşağı inerken arkasına bastığı ayakkabı fırlıyor ayağından, oralı bile olmadan koşuyor evine, kamerayı seyretmeye. 

Aşağısı, karısı İsmet’i terk edip gittiğinden beri o kadar pis ki; gazeteler, kovalar, eski eşyalar. Onunla kimse inmiyor aşağıya. Güveniyoruz da zaten seyredip geleceğine. Bir işimize de yaramayacak aslında, paketi kimin getirdiği değil, kime getirildiği önemli bu saatten sonra.

“Biraz evvel adı okunan kişiyi tanımıyorum,” diyorum ve yukarı çıkan geniş merdivenlere yöneliyorum. O anda gurup dağılıyor. Onlar da teker teker asansöre yöneliyorlar. İsmet aşağıdan nefes nefese iki ayakkabısı da ayağında koşarak geliyor. “Farklı bu farklı, bu çocuk bizim kurye değil,” diyor. Neyi değiştiriyor ki bu?

Ben arkamı dönmüş merdivene yönelmişken, İsmet’in gelişiyle diğerleri de asansörün önünden bir adımla tekrar pakete atmışken, bakakaldığımız anda Bahar tüm şakraklığı ile pakete eğilip, “Aaaa yeter artık, kaldırıyorum ben bunu!” diyor ama paket gitmek istemez gibi Bahar’ın elinden düşüyor, herkes o an titriyor. Çünkü evet, bomba sandık hepimiz içten içe bu paketi. Bahar tekrar eğiliyor, yerden beyaz paketi alıyor ve posta kutularının üzerine sanki fırlatır gibi bırakıyor ve ustalıkla konuyu değiştirerek her zamanki güleç yüzüyle, “Amaann canım siz yeni yıl partisinden haber verin. İsmet temizledin mi salonu?”

Cevabı beklemeden dönüp herkese sırayla göz gezdiriyor ve “Kim yazacak WhatsApp’a akşam iki saat kutlama var, beraberiz diye?”

O kadar coşku içinde ve şölen havasında ki kimse ses çıkaramıyor, yüzlerde bir gülümseme ama dudaklar kilit. 

“Ben yazarım,” diyor İsmet. 

Tanrım ilk kez söylemeden bir iş aldı üzerine. Alkışlayasım geldi. Tuttum yine kendimi.

Herkes dağılıyor, paketin sahibinin bulunmaması hayal kırıklığı yaratsa da konu yine apartmandaki parti havasıyla çözüldü. 

Hâlâ her olayda beni şaşırtmayı başarıyor bu apartman.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Berna Kiper
Berna Kiper
İzmir doğumlu, Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu. Yönetim Ve Organizasyon bölümünde yüksek lisansın yanı sıra 15 yıl eğitimcilik yaptı. “Bu Öykülerin Dili Var” isimli kolektif kitapta “Soğuk Pruva” adlı öyküsü yayınlandı. Onedio’da “Adalet Dediğimiz Olgu” ve “Korkmaktan Korkma” başlıklı iki makalesi yayımlandı. Evli, iki çocuk annesi.

POPÜLER YAZILAR