KAN
Tek başınaydı evde. Hafif bir karın ağrısı hissetti. Sonra bir sıcaklık iki bacak arasında. Altına kaçırmış olamazdı ya! Külodunu indirince kan gördü, korktu. Annesi ne derdi görünce? Suçlu hissetti. Kendiliğinden oluverdi ama ya inanmazsa annesi? Evlendiği gece gelmeliydi kan, malum işten hemen sonra, eyvah! Ter bastı vücudunu. Hemen çıkardı iç çamaşırını, musluktan akan soğuk suyun altında çitiledi iyice. Yok, ne kadar sabunlasada çıkmıyordu işte, ıslak pembe, serdi hemen karyolasının başına. Çekmeceden aldığı yenisi de aynı durumdaydı yarım saat içinde. Toplasan zaten iki üç sağlam çamaşırı vardı. Yıkayıp değiştirdi yaş hâliyle. Üşüdü, korktu, ağladı da biraz. Akşam olup eve gelince herkes, odasına çağırdı annesini mahcup. Anlattı olanları. Bir şamar yapıştırdı annesi okkalı, sağ yanağı kızardı. Biliyordu işte, annesinin kızacağını! Bu kadarıyla kalsa bari… Güldü kadın, gitti odasından bir ped getirdi. Gösterdi nasıl kullanacağını. “Bitince haber ver, abdest almayı da öğreteyim,” dedi; çıktı gitti. Şaşkın kaldı kız tek başına. Madem bu kadar basit ve olağandı, önceden anlatmak çok mu zordu sanki?
GELİNCİK
Dile kolay; tam elli yıl. Gözünü dünyaya açmadan, daha on beşinde evlendirdiler. Oyun değildi elbette. Allahtan ki “adam” çıktı kocası. Bir dediğini iki etmedi, sakındı gözünden. Kıskandı yalan yok; hep yanı başında dursun istedi. Aradaki on yaşı dert etmedi kadın. O erkeğe baktı, erkek kadını çok sevdi. Zamanla ısındı kadın ama duygu eşiğini geçince bağlandı adama tüm kalbiyle. Dört çocuk, onlarca yıl, sayısız acı, sayamadıkları kadar anı… Hep iyileri tuttular akıllarında. Kalpleri hep sevgiyle ışıldadı. Önce tenlerinin rengi soldu, zamanla arttı kırışıkları. Yaşlandılar iyiden iyiye. Hasta oldu adam, kaç kere düştü hastaneye. Hep başını bekledi kadın, nefesini yokladı. Bir seferiydi, ilkbahar sabahı. Güneşin doğmasına ramak kala, geçti içi kadının. Ezan duyuldu, genç bir sesli imamdan; makamlı. Dinledi adam huzurla, baktı son kez karısına göz ucuyla. Son bir nefes verip göçtü bu dünyadan. Işıyınca gün, açtı kadın gözünü. İlk önce pencere kenarına süzüldü. Aydınlıkta gördü ki; boyamıştı gelincikler her yanı. Usulca yürüdü kocasının yanına. Elini alnına koydu. Buz gibi olmuştu adam yattığı yerde. Anladı kadın yalnızlıktı artık eşi; usulca gözyaşları süzüldü. “Ah,” dedi, “ah…”
Gelincikler açarken hiç ölünür müydü?
OJE
Oje seviyordu kız. Esmer tenine renk katıyordu her seferinde. Ama hep aynı renkti ojesi, merak etse de diğerlerini, hiç değişmiyordu tırnağındakinin rengi. Bir gün arkadaşlarını ailesi ile tanıştıracaktı. Kaç kilometre öteden geliyordu ev ahalisi. İki yıldır okuduğu okulda arkadaş dedikleri, acaba kimin nesiydi? Merak ediyordu elbette ailesi. Kız uyardı arkadaşlarını güya ricayla. “Aman ha sürmeyin buluşacağınız zaman tırnaklara, babam hiç sevmez kırmızı ojeyi,” dedi arkadaşlarına. Şaşırdı beş kişiden her biri. “E sen?” dediler ellerine bakarak. Çoktan beyaza dönmüştü kızın tırnaklarının rengi. Evlerine dağılınca kendi aralarında anlaştılar. Ertesi gün, kol kola girdiler yemek yiyecekleri yere. Adamın tam karşısına oturdular özellikle. Görsün istediler sessiz eylemlerini. İnadına sürmüştü hepsi de tırnaklarına kırmızı ojeyi…
DOMATES
“Bir meyve ya da sebze olmak istesen hangisini seçerdin?” dedi kız. Bir kısa düşündü sevgilisi; “Domates,” dedi. “Düşünsene, taze yenir, fazlası konserve saklanır, ezik büzük olsa salçaya ayrılır. Hemen her şeyin de tarifinde vardır. Uzun süre var olmak,” dedi. Şaşırdı kız; bu ne yaşama isteğiydi! Çocuk sormadı bile kıza. Onun da cevabı da hazırdı halbuki. Bir çilek kadar kısa ömürlü, narin, çürümeye ve rengini vermeye, çöp olup gitmeye teşne…
KUŞAK
“Bereket için,” diyen oldu; “Gayret etsin, tembellikten uzak dursun,” diyen de. “Bekâretin temsili,” diyen sonra. Kötü ruhlardan da korurmuş kimine göre. Aşk ve sevginin rengiymiş bir de! Hiç konuşulmadı ama aynı anda, tek bir kuşakla bir sürü şeye bağladı kadını. Analığından eş olmaya, ev işlerinden sosyal hayata, birken çokluğa, bazen de yokluğa… Bir incecik ip kaçıverse yanından sökülmesini durduramazsın ya hani; işte öyle kadınlar da!



