Perşembe, Mayıs 28, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Üç Kırmızı, Üç Beyaz, Üç Sene

Herkesin eski fotoğraflarını biriktirdiği bir sandığı vardır. Sandık dediğim de kimisi boş bir ayakkabı kutusu kimisi yırtılmış bir karton koli… Bulut depolama gibi büyük kapasitesi yoktur ama canlıdır bu sandık. Elimi ne zaman atsam bir hatıra çekip içine alır beni, öyle kolay kolay da bırakmaz.  

Bugün bunlardan üç beş tanesi kıstırdı beni kuytuda, kırk iki sene öncesine götürdü. Seneyi rakamla yazınca dehşete düştüğümden yazıyla ifade ettim, bu böyle biline… Benim gibi ortalama ‘old’ lar varsa gülümsemeden geçmeyiniz rica ediyorum.

“Bu sefer nereye gidiyoruz?” diye sordum. Başladılar konuşmaya.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’na gidiyoruz tabii ki. O günlerde henüz saf, temiz ve kirletilmemiştin.”

“Ayıp oluyor ama!”

“Kırk ikiyi unut diye yapıyorum, kızma. Ata’mız Cumhuriyet’i kime emanet edeceğini çok iyi biliyormuş. Sen de onlardan birisin.”

“Teşekkür ederim. Ölürüm de vazgeçmem Atatürk’e ve ülkeme olan sevgimden. Dünyaya onun gibi bir lider gelmedi bir daha.”

“Kesinlikle gelmedi, gelmez de… Hatırlıyor musun, o kadar prova yaptıktan sonra tam kutlama günündekoreografiyi şaşırıp rezil olmuştunuz. Biriniz kolunu kaldırır, diğeri çöker, bir diğeri olmayacak yerde kurdele sallar… Ne gülmüştüm size.”

“Ben seni neden sakladım ki bilmiyorum. Ama bugünden sonra aniden ortadan kaybolabilirsin, dikkat et. Hem şaşırdıysak ne olmuş, önemli olan bu anlamlı günü kutlamak.”

“Her seferinde nasıl da heyecanlanırdın.”

“Neden olduğunu söyleyeyim sana. Birbirimizi her gün aynı formayla görmeye alışmıştık. Okul gezisine birlikte gitmediysen oğlanların seni farklı kıyafetlerle görmesi imkânsızdı. Bu canlı kostümleri giyip kızlı erkekli ortalıkta dolanınca bize bir hâller olurdu. Sanki birdenbire büyürdük, daha farklı bakardık birbirimize. Daha fazla kesişirdik sanki.”

“Başlayalım mı artık? Şu güzel kıyafetlerinden bahset.”

1984… Orta üç…Çocukluğun son demleri.”

O yılları bir hatırlatayım. Türkiye’de Ümit Yaşar Oğuzcan ve Yılmaz Güney vefat etmiş (Paris’te), son idam kararı Burdur’da verilip infaz edilmiş, Yaşar Kemal Légion d’honneur Fransız nişanını kazanmıştı. Dünyada ise; Türkiye Avrupa Konseyine kabul edilmiş, Salyut 7 kozmonotlarından Svetlana Savitskaya uzay yürüyüşü yapan ilk kadın olarak tarihe geçmiş, Hindistan’ın kadın başbakanı Indra Gandhi suikaste kurban gitmişti.”

“Daha sayacak mısın? Başlıyorum. Ablamla birlikte katıldığımız ilk ve tek 19 Mayıs gösterisiydi bu. Eteklerimizi annem dikmişti. Onunki neden bu kadar kısa, benimki neden Bayan Rottenmeier’inki gibi uzun çözemedim ama vardır bir nedeni illa ki…

Tişörtlerimiz 19 Mayıs için özel tasarlanmıştı. Kırmızı biyenin beyaz tişörte kattığı asil havayı çok sevsem de beyaz külotlu çorap için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.  

Top sahası denirdi gösteri yaptığımız yere. Tribün yoktu. Toprak zeminde kırmızı beyaz tülleri sallayarak, son bir aydır prova ettiğimiz dansı hatasız yapmaya çalışırdık.”

“Erkekler ne giyerdi peki?”

“Oğlanları boşver, mavi don ve beyaz polo yaka tişört sadece.”

“Ya babetler?”

“İyi ki konuyu açtın. En rahatsız olduğum, en canımı yakan şey babetlerdi. Altları öyle inceydi ki top sahasındaki tümseklerin tümüne selam vermişliğim var. Düz tabanlı ayakkabı oldum olası sevmem ben, geriye doğru düşüyormuşum gibi hissederim. Oğlanlarda spor ayakkabı var tabii rahatlar! Hayat onlara güzel zaten…”

“Eyvah! Sen bu konuda beş sayfa yazmadan önce, sonraki seneye geçelim, haydi.” 

1985… Lise bir. Genç kızlığa ilk adımlar.”

“Yeri gelmişken hatırlatmaya başlayayım. Türkiye’de; nüfus 51,4 milyon olmuş, MFÖ, “Didai Didai Dai” şarkısıyla Eurovision’a katılmıştı. Dünyada ise; “Live Aid” konseri yapılmış, Avrupa ülkeleri kendi aralarında Schengen Anlaşmasını imzalamış ve Windows 1.0’ın çıkışıyla teknoloji devrimini yaşamıştık.”

“Anıların bittiyse devam ediyorum. Etek ve tişört yine kırmızı beyaz ama bu sefer bunlara bir hâller olmuş. Üçer şerit onlara neşe getirmiş. Elimizde bu sefer hulahop çemberleri. İnsanların dönekliğine hazırlamış mıdır bizi bu çemberler? Sanmıyorum.”

“Babet ve çorap aynı. Geçen senekileri mi giydin yoksa? Erkeklerin kıyafeti nasıldı peki?”

“Babetler parçalanmak suretiyle her sene yeniden ürerler, bilmiyor musun? Oğlanlar mı? Boşver, onlarda yine aynı mavi don var, bu seferki daha koyu. Haydi geçelim sonraki yıla.”

 “1986… Lise iki. Üniversite öncesi kavak yelleri…”

“Hatırlıyorum o yılları.”

“Hatırlamasan şaşardım!”

“Dinle, Türkiye’de; Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün yapımına başlanmış, sevgili Haldun Taner vefat etmişti. Dünyada ise Çernobil nükleer felaketi yaşanmış, Metallica üçüncü albümü ‘Master of Puppets’ı yayınlamış, Challenger Uzay Mekiği kalkışının yetmiş üçüncü .saniyesinde herkesin gözleri önünde patlamış, Halley kuyruklu yıldızı dünyanın yakınından geçmişti.”

“Ne çok şey olmuş. Neyse biz yine aynı top sahasına dönelim. Bu sefer sadelik kazanmış gibi. Etekler ‘sadece’ beyaz, tişörtler ‘sadece’ kırmızı. Yerleri de değişmiş. ‘Hayatınız alt üst olabilir ama siz yine de neşenizi kaybetmeyin,’ mi demek istediler acaba? Ne soracağını biliyorum, sakın ha!”

“Anladık. Babetler yeni, oğlanlar mavi.”

“Bu arada bizim meşhur şeritler nerede diye soracak olursanız, fotoğrafa iyi bakın derim. Bu sefer bizden biraz uzaklaşmışlar. Tüm şeritler, elimizden kaçtı mı, yakalamanın zor olduğu küçük bir topta birikmiş. Bu sefer de, ‘Hayatı ıskalamayın,’ demek istediler sanırım.”

“Asıl mesajı kaçırıyorsun.”

“Hayır. Bak, her yer kırmızı beyaz. Bundan daha güzel bir mesaj olabilir mi?”

“19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’mız kutlu olsun. Fotoğraflardaki tüm güzel dostalarıma da selam olsun.”

Daima Ulu Önder MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün izindeyiz. Onun ilke ve inkilâplarından asla vazgeçmeyeceğiz.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Gamze İlkay Akalın
Gamze İlkay Akalın
İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü mezunudur. İlk ve orta öğrenimini Gemlik’te tamamlamıştır. Yazarlığa çocukluğundan itibaren büyük ilgi duymuştur. Orta okulda yerel bir gazetenin açtığı öykü-kompozisyon yarışmasında birincilik kazanmıştır. Mesleğin ilk yıllarında mimarlığın yanı sıra, iç mimari ve dekorasyon alanında da deneyim kazanmıştır. Tataristan-Kazan’da bir süre dizayn ofis mimarı olarak görev yaptıktan sonra, Azerbaycan’da üç büyük projenin mimari ofis şefliğini yapmak üzere İstanbul’a dönmüştür. Daha sonra Rusya’nın Sibirya bölgesinde inşaatlar yapan Türk-Rus ortaklı bir şirketin İstanbul merkez ofisinde Dizayn Ofis Müdür Yardımcısı olarak görev almıştır. Meslek hayatına aktif olarak devam etmekte olup, serbest çalışmakta ve İstanbul’da yaşamaktadır. Yazarlık mesleğinde sağlam adımlarla ilerlemek ve kitap yazmak en büyük hayalidir. Uygulamalı Yazarlık Eğitimi, Nordic Noir roman öykü atölyesi, Mitoloji Kulübü Yunan Mitolojisi eğitimleri almaktadır. Kitap kulübü üyesidir.

POPÜLER YAZILAR