Sabah sekizde yine o kapıdan içeri girdim, masama oturdum. Tüm dikkatimi verip çalışmaya başladım. Tıpkı bir yıl boyunca hafta içi her gün yaptığım gibi. Robot olsam ancak bu kadar aynı hareketleri yapmayı başarabilirdim. Başarabildim, robot olmayı başarabildim. Mobbingler ve egolar zaman zaman yağımın bitmesine, çivilerimin paslanmasına neden olsa da yapabildim. Bazen de benim devreler hata verdi. Öyle böyle geçmişti işte bir yıl. O gün parmaklarım daha kırıla kırıla bastı klavyeye. Kahvemi almak için o ünlü kahve köşesine doğru giderken ayaklarım gıcırdadı. Kahveyi sadece kendime alıyordum artık. Herkesin yağı kendine sonuçta. Kendimle gurur duymam gerekerek oturmam gereken masama yetersizlik duygusuyla tekrar oturdum. Bu duyguyu bana kimlerin programladığını çok iyi biliyordum. Ama yine de dile getirmiyordum, hesap soramıyordum. Çünkü biz bir aileydik ve ekiptik. Ben de tüm sadakatim ile buna uymak zorundaydım. Sadakat programıma fazla yüklenmekten devrelerim yanmış. Daha doğrusu yakmışlar, bunu o gün anladım. Biri gelip; “Devrelerin yanmış. Bu yüzden bu koltuğa daha fazla oturamazsın. Şimdiye kadar çalışan devrelerine sağlık,” gibi son bildiren cümleler kurdu. Yarım saat anlayamadım, idrak edemedim denilenleri. Koltuğuma oturup kırılmayan son parmaklarımla klavyeye bastım. İdrak ettikçe parmaklarımı çektim klavyeden. Kalan parmaklarımı kurtarmam gerekiyordu çünkü. Uzun zaman sonra aynı saatte, aynı şeyi yapmamak istedim ve kendimi oradan kaldırdım. Ayaklarım gıcırdıya gıcırdıya çıktım kapıdan. Çıktığım son kapı değildi, tıpkı ilk kapı olmadığı gibi. Sonrasında kalan tüm yağımla o koltuklara oturabilmek için girdim kapılardan. Biri “Gel otur,” dese sadakat programımı yenileyeceğim. Yağımı tamamen doldurup gıcırdamadan yola devam edeceğim. Maruz kaldığım mobbinglerden dolayı yenilerine programımı kurdum zaten. Eksilen parmaklarımın yerine yenilerini yapmaya başladım. Yani sadakat modumu toparlamaya çalışıyorum. Kıymetinin bilinmesi modunu yüklemeyi unutmam umarım. Tüm çabam bu yönde. O modumu kapının dışına bırakılmamak için kapatmıştım. Ama bu dışarıya bırakılmama engel olmamıştı. O yüzden kendimden hâlâ özür diliyorum. Acıma ve özür dileme programımı da kapatmayı düşünüyorum. Özetle; sadakat paketimin içinde artık özgüven, kıymet bilme, özsaygı var. Paketimi toparlaya toparlaya kalkmamak üzere oturabileceğim bir koltuk arıyorum, sabır ve kendime özlemle.



