Çarşamba, Temmuz 29, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Askıda Bırakanlar

Askılar konuşmaz. Ama her şeyi bilirler. Bir dolabın içinde beklerler. Kimin gittiğini…Kimin kaldığını… Kimin büyüdüğünü… Kimin öldüğünü… Hepsine tanıklık ederler. Askı, insanın taşıdığı ama bazen de bırakmayı göze alamadığı yükleri de temsil eder. Öylece kalır orada aslında giymediklerimiz.

Peki, askıya alınan öncelikler?

Hayatın en sessiz alışkanlığı ertelemektir. Önce küçük şeyleri erteleriz. Bir kitabı, bir yürüyüşü, eski bir dostu aramayı…Sonra biraz daha derinleri.

Dinlenmeyi…

Hayır demeyi…

Kendimize vakit ayırmayı…

Ve fark etmeden en önemli önceliğimizi askıya alırız: kendimizi.

İnsan, başkalarının ihtiyaçlarını karşılamayı görev bildikçe kendi ihtiyaçlarını unutuyor. Bazen de kendi değerini başkaları için yaptıklarıyla ölçüyor. Öncelik başkaları oluyor. Ve ne yazık ki, hayatın hep haklı bir gerekçesi oluyor. Ama zamanın gerekçelere ihtiyacı olmuyor.

Ve akıp gidiyor.

Belki de bu yüzden evlerimizde bu kadar çok askı var. Sanki her biri “Şimdilik burada dursun,” dediğimiz bir parçayı taşıyor. Giyilmeyi bekleyen bir ceket gibi, yaşanmayı bekleyen hayaller gibi.

Askıya alınmış öncelikler zamanla kaybolmuyor; sadece sessizleşiyor. Hayat öylece devam ederken, hayaller keşkelere dönüyor. Oysa öncelikler ertelendikçe küçülmüyor. Bizi rahatsız eden şey çoğu zaman yapamadıklarımız değil, yapmayı kendimize hiç hak görmediklerimizdir.

Belki de hayatın en önemli sorusu şudur:

Bugün neyi önceliklendirdin?

Ve daha da önemlisi…

Kimi?

Çünkü bazen bir insanın en uzun yolculuğu, yıllardır askıda duran kendi hayatını yeniden omuzlarına almaya cesaret etmesidir.

Bize hep fedakârlık öğretildi. İyi insan olmanın, önce başkalarını düşünmek olduğuna inandırıldık. Yorgunken de gülümsedik. Canımız istemese de gittik. Hayır demek yerine sustuk.

Çünkü bir yerlerde kendimizi seçersek bencil olacağımızı öğrendik.

Sonra bir gün biri çıkıp, “Kendine öncelik ver,” dedi.

Sanki bu cümle kolaymış gibi.

Oysa kendini seçmek, yalnızca bir tercih değildir; yıllardır içinde yaşadığın düzeni değiştirmektir. Çünkü biz değiştiğimizde, ilişkilerimiz de değişir.

Her arandığında koşmana alışanlar, bir kez “Bugün gelemem,” dediğinde kırılır.

Sessizliğini olgunluk sananlar, ilk itirazında seni değişmekle suçlar. Oysa değişen sen değilsindir. Yalnızca ilk kez kendini de önceliğe almışsındır.

Bazen bizi durduran içimizdeki sestir.

“Ya kırılırsa?”

“Ya beni sevmezlerse?”

“Ya kötü biri olursam?”

Bu ses, yıllar önce öğrenilmiş korkuların sesidir. Çünkü kendini ihmal etmek bazen alışkanlığa dönüşür. İnsan, başkaları için yorulmaya o kadar alışır ki dinlenirken bile suçluluk hisseder.

Kendine öncelik vermek, kimseyi sevmemek değildir. Başkalarını geride bırakmak da değildir. Sadece kendi adını da hayatındaki önemli insanlar listesine eklemektir.

Belki de büyümenin en güzel şekli. Başkalarını kırmamak için kendini incitmekten vazgeçmek. Çünkü insan kendini sürekli en sona koyarak kimseye gerçek anlamda iyi gelemez. Kendine öncelik vermek bir bencillik değil, hayatla yeniden kurulan bir ilişkidir.

İnsan ancak kendi yaşamına da “Evet” diyebildiğinde, başkalarına söylediği “Evet” gerçekten anlam kazanır.

Peki, kendimizi askıya asmamak mümkün mü? Belki de mesele herkesi mutlu etmeyi bırakmak değildir. Mesele, kendimizi de mutlu edilmesi gereken biri olarak görmeye başlamaktır. Kendini askıdan indirmek, bütün sorumluluklarını bırakmak değildir. Sadece kendi adını da sorumluluklarının arasına yazmaktır.

Bir kahveyi acele etmeden içmek… Yarım kalan bir kitabın ilk sayfasını çevirmek… Canın istemediğinde “Bugün yapamayacağım.” diyebilmek…

İnsan kendini bir anda kaybetmez. Her gün biraz daha erteler. Ve kendini bir anda bulmaz. Her gün biraz daha seçer. Bazen dolabın kapağını açmak yeter. Boş bir askıyı eline almak… Ve sessizce kendine sormak. “Bugün burada neyi bekletiyorum?” 

Sonra cesaret edip birini indirmek.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Duygu Apaydın
Duygu Apaydın
Ankara Üniversitesi Arkeoloji mezunudur. Uzun yıllardır kişisel gelişim eğitmenliği ve psikolojik danışmanlık yapmaktadır. İnsanların hikayelerini dinlemeyi, kendileri ile ilişki kurmalarına yoldaş olarak hayatına devam etmektedir. Okumayı, yazmayı ve gözlem yapmayı ve hayatı derinleşerek yaşamayı seviyor. Şimdilerde yazılarını paylaşarak ve kelimelerin peşinden gitmeyi seçiyor.

POPÜLER YAZILAR