Pazartesi, Şubat 9, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Zamanın Kendisi Gibi Ağır

Yağmur yağıyor, yapraklar huşu içindeki bir ülke sonbaharıymış gibi düşüyor yere. Kadın zamanı durdurduğu sandalyesinden kalkıp az ötede duran dolabı karıştırıyor ve sadece üç sayfası dolu defterini alıp okumaya başlıyor usulca.

“Kurumuş yapraklar birikmiş kenarlarıma. Zamanın kendisi gibi ağır bir kadın geçiyor tam önümden bisikletiyle. Hasır sepetinde boynu bükük kırmızı bir çaydanlık duruyor. Tek renk mi bu onun hayatında? Heybetli bir çınar ağacını buluyor gözlerim ama ben gölgesini izliyorum sadece. Öyle ki o hırçın gölgeler kavramışlar alaca bir kuş tüyünü, bırakmıyorlar. Hani olur ya kurtulsa ellerinden, sanki yeniden kuş olacak. Zaman diyorum içimden, mavi gömlekli küçük bir çocuk şimdi. Kiremit rengi, yıpranmış dar bir yolda yürüyüp bulduğu ilk boş yere oturuyor yaşlı bir beden olarak. Keşke isteyebilsem eski kelimelerimi ondan.

Sessiz ama kalabalık bir caddeyi, ortadan ikiye bölen o kırmızı tramvay gibi böldüm ömrümü, biliyorum. Kulaklığımdan kalbime doğru inen o dar yollarda “Strokur” dinliyorum. Denizin sesini duymasam da dalgaları savrulup geçiyor yanı başımdan. Minik bir kedi pandomim yapıyor rüzgara karşı. Oturduğum otların üzerinde dünya dönüyor, dönüyor ve dönüyor. Ama uzun zaman sonra sadece bu an, beni geçmişin sarmaşık ruhlarıyla kaplı labirentine götürüyor. Küçük bir kızı arıyorum gözlerim kapalı. Hırçındır onun saçları, kirlidir hep elleri. Kendine dair hatırladığı ilk şey, yerdeki cam kırıklarıyla kanayan ayağıdır, sonra sobanın üzerinde kızaran beyaz ekmek, ranzanın üst katında minik bir fenerle okuduğu krem renkli kitap, beslenme çantasındaki minyatür tuzluk, ilk porselen bebeğidir hatırladığı. O kız ki unutmayı seçtiklerinin en çok canını acıtanlar olduğunu öğretmiştir bana. Biliyorum gidecek birazdan. Bense kendi çatlaklarımdan süzülüp dışarıya, kısa bir yolculuğa çıkacağım. Eğer sarılabilseydim ona, derdim ki; zamanı durdurmayı ve hiç olmamış gibi unutmayı çok iyi biliyorum ama keşke…”

Kadın döndü sandalyesine ve hiç tamamlamadı o cümleyi. Biliyordu hazeran örgülü bir hayattı bu, dönemezdi başa. 

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Ezgi
Ezgi
Profesyonel hayatının büyük bir kısmını klavye başında içerik yazarı olarak geçirdi. Ancak onun için asıl mesai, uzun zamandır yazmaya ara verdiği ama şimdilerde yeniden buluştuğu şiirleri. Yazmanın iyileştirici gücü olduğuna inanıyor. En büyük ilhamı ise biricik oğlu.

POPÜLER YAZILAR