Ölmek üzere olan bir kanser hastasının son dileğiydi.
Şubatın son demleri… Yıl 1976.
Nereden bulacaksın kışın ortasında vişneyi? Kasalarca vişne suyu taşımışlardı ona. Harareti hastalıktan mı yaşayamadıklarına hasretten miydi, hiç bilemedim.
Dört yaşımda, onun birkaç dakikası kaldığını bilemeden karnının üstüne çıkmış sesleniyordum: “Babakam öp beni!”
Tüm acısına rağmen gülümsüyordu. Hiç unutmadım… Ne onu ne de vişneleri.
Hayatta hem birisine umut olmak hem de umut etmek ne güzeldir, ne şerefli bir duygudur. Bahtınız tahtınız değildir, olamaz. Acılar, kederler hepimizin heybesinde. Her ıssızlığın gölgesinde hâlâ yanan bir ateş var.
O ateşe direndikçe yanarsınız. Egonuz öyle katmerlenir ki sizi övenlerle şahlanırsınız. Küçücük bir kor düşecek diye içinize, imtina edersiniz iyilikten.
Vay halinize! Herkesin hikâyesi kendine. Ya ıssızlığınızda kaybolmayı seçeceksiniz ya mutlu olmayı.



