Cumartesi, Nisan 11, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Benim Sadık Yârim Kara Topraktır

Taksinin camından süzülen yağmur damlalarını izlerken, eve beklenenden erken dönmesinin Serkan’da nasıl bir etki yaratacağını düşünüyordu. Doğum gününe sürpriz hazırlığı yapan kocasının, kendisine çıkan ani uçuş görevine ne kadar üzüldüğünü biliyordu. Dönüşüne de çok sevineceği kesindi. “İnsana doğum gününde de görev verilmezdi ki!” hissiyle yaptığı, yolculara fazlasıyla sevimsiz davrandığı uçuşu bitirmiş olmanın hafifliğiyle dönüyordu şimdi evine. Neyse, en azından art arda çıkan uçuşların ikincisini, vadettiği bir ödülle Aslı’ya yalvar yakar bir şekilde devredebilmişti ve böylece doğum gününde evde olabilecekti.

Acaba Serkan ertesi gün için ne planlamıştı?

Serkan, her sene bin bir emekle hazırladığı sürprizlerini hep önceden anladığı için kızardı Melek’e.

“Her zaman bir hafiyelik edalarındasın. Bir kere de yutmuş numarası yapsan ne olur sanki?” sitemlerini ondan çok duymuştu Melek. “Bu seferki hamlem sürprizini bile hazırlamasına engel olacak,” diye içinden geçirirken taksi şoförünün “Abla ikinci köprüye döneyim mi? Burası kilit anlaşılan,” demesiyle hınzır gülümsemesi yüzünde donakaldı.

“Aa öyle mi? Tamam tamam, daha kısa olacaksa dönelim.”

Sabah saat 10.35’te apartmanın kapısındaydı Melek. Çantasında evin anahtarını ararken Serkan’a aldığı hediye eline takıldı. Üzerinde “Benim sadık yârim kara topraktır” yazan Aşık Veysel silüeti anahtarlığı çantadan çıkardı, cebine koydu. Serkan bir Aşık Veysel hayranıydı. Sevinecekti buna.

Kocasını uyandırmamak için sessizce kapıyı açtı. Topuklu ayakkabılarından kurtulmuş poğaça ayaklarına takıldı gözü. Tam kendine acımak üzereydi ki içeriden gelen kızarmış ekmek kokusuyla çocukluğuna gidip bir anda içini bir sevinç kapladı.

Yaaa canım benim, kıyamam kendi başına kahvaltı yapıyor, gideyim de boynuna atılayım.

Mutfak kapısından ellerini iki yana açarak “Ben geldiiim,” diyerek içeri girdi. Gözü kusursuz, bir orduyu doyuracak kahvaltı sofrasına takıldı önce. Sonra Ayşin’e ve karşısında oturan Serkan’a… Yan sandalyede de Paşa patilerini yalayarak yatıyordu.

“Sevgilim, bu ne hoş sürpriz, biz de…”

Serkan sözünü bitirmeden Ayşin ayağa kalktı ve coşkulu bir sesle, “Kıız, cadı ne yaptın ettin kilitledin mi görevi başkasına?” diyerek bu gelişin ona da sürpriz olduğunu belli edecek şekilde Melek’e gereksiz bir sevinçle sarıldı.

Melek şaşkınlıktan ne diyeceğini bilemez bir hâlde Paşa’yı elinin tersiyle ittiği gibi çöktü sandalyeye ve Ayşin’e dönerek; “Nasıl ya, kızım senin Pekin uçuşunda olman gerekmiyor muydu? O yüzden benim dünkü görevi alamamıştın ya!” dedi.

Ortaya zembille atladı sanki Serkan.

“Aşkım, her sene sürprizi bozacak bir şey yapıyorsun ama alacağın olsun senin!”

“Ne sürprizi Serkan, ben normal şartlarda yarın sabah burada olacaktım. Bugün birlikte olabilmek için görevi Aslı’ya devrettim. Ayrıca kolay da ikna olmadı buna, pahalıya patladı bana. Kıza bir uçuş yerine üç uçuş borçlandım.”

“E tamam işte, biz de Ayşin’le sana yarınki doğum günü sürprizini hazırlıyorduk ki sen bize sürpriz yaptın.” Yüzüne memnuniyetsiz bir ifade takınarak ekledi Serkan, “Her zamanki gibi…”

“Ayşin sabahlıkla daha mı rahat program yapabiliyor? Sen de pijamalarınla… Yoksa dün geceden mi başladınız plan yapmaya?”

Serkan köşeye sıkıştığını anlayınca sustu ve kendini oyalamak istercesine önündeki kızarmış ekmekten “hart” diye bir ısırık aldı.

Ayşin hışımla girdi söze “Aaa ayıp ediyorsun ama Melek, ne demek istiyorsun sen?”

“Ne mi demek istiyorum Ayşin, sen ve kocam diyorum, hayırdır diyorum. Hatta gideyim de yatağınızı toplayayım diyorum.”

Melek Serkan’a aldığı anahtarlığı masaya doğru fırlattı.

“Al bunu sana almıştım, çok mânidar değil mi?”

Koşarak üst kat merdivenlerini ikişer üçer çıktı ve yatak odasına girdi. Tam bir film sahnesiydi yatak. Kullanmaya kıyamadığı kırış buruş olmuş saten nevresimlerin üzerinde duran yine saten bir gecelik, diğer eşini kaybetmiş mahzun bir jartiyer. Yerde birbirlerine küs gibi arkalarını dönmüş bir çift stiletto.

“Lan or.., sen ne biçim arkadaşsın. Bana görev yalanı uydurup kocamın koynuna mı…” derken banyodan bornozla çıkan Emin’i görünce aklından geçenleri toparlayamadı Melek.

“Nasıl ya, nasıl? Fantezi dünyan bu kadar mı genişti senin? Allah belanı versin Serkan!” diyerek yerdeki stilettoya bir tekme savurdu Melek. Havada iki takla atan ayakkabının topuğu layık olduğu yeri bulmuş, kapıda bekleyen Serkan’ın kaşının üzerine bugünün anısı olarak bir imza atmıştı bile.

O esnada “İyi ki doğdun Meleek!” diyerek dolaptan çıkan Seda, bornozunun kemerini sallayarak buna ritim tutan Emin, fon perdelerinin arkasından çıkıp konfeti patlatan İlayda ve Mutlu. Ortam yeterince anlamsızken, şimdi de kapıda kaşından akan kanla birlikte elinde pasta tutan Serkan ve Ayşin’in hınzır kahkahaları arasında kalmıştı bir anda Melek.

Yaşadığı şokla kendi etrafında bir tur attı Melek. Odanın her bir köşesinde duran arkadaşlarına tek tek baktı ve diz çöküp sinirden ağlamaya başladı. Yanaklarındaki yaşlar yenilmişliğin kanıtlarıydı belli ki.

“Şah ve mat Melekcim, sürpriz öyle olmaz, böyle olur. Yılların hıncını aldım şu an senden. İyi ki doğdun çok bilmiş karıcığım. Gel, bu kanım da sana armağan olsun,” diyerek kaşından aldığı bir parmak kanı Melek’in alnına sürdü.

Melek’in hatlar karışmış, her telden söyleniyordu şimdi.

“Nasıl ya, nasıl olur, ama sen nereden biliyordun benim erken geleceğimi? Aslı, bunu bana yapmış olamazsın. Alacağın olsun. Sana rüşvet olarak verdiğim üç uçuşu da geri alıyorum. Ama kaşın… Çok acıyor mu canın? Hüüü!”

“Canım karım, Aslı’ya üç uçuştan daha cazip gelecek şeyler de vardı mutlaka. Bu hakkımı kullandım diyelim.”

Melek kendine gelmiş, tiz sesiyle “Serkaaan, bana bak!” diye bağırırken, Serkan’ın başladığı türküye şimdi tüm yatak odası ahalisi eşlik ediyordu:

“Dost, dost diye nicesine sarıldım,
Benim sadık yârim gara topraktır, gara topraktır.”

İnci Ülkü
İnci Ülkü
1976 Kocaeli doğumlu, evli ve bir kız annesi olarak Eskişehir’de yaşamını sürdürmekte olan İnci, Anadolu Üniversitesi İşletme bölümü mezunudur. Yirmi sekiz yıldır çeşitli özel şirketlerin satış ve dış ticaret bölümlerinde yöneticilik yapmış ve halen çalışmaya devam etmektedir. Lise yıllarında yazdığı bir öykünün, edebiyat öğretmeni tarafından kendisine ait olmadığı iddiasıyla yazmaya küstürülmüşken, yaklaşık iki yıl önce yolunun güzel insanlarla kesişmesi sonucu çiçek açmıştır. Böylece tekrar yazı yolculuğuna başlamış ve “Emekli olunca yapılacaklar” listesinin üst sıralarında olan yazma eylemini hızlıca hayata geçirmiştir. “Eve Dönüş” ve “Görülmemiştir” kolektif kitaplarında üç öyküsü yayınlanmış olup halen gelişmeye devam etmektedir.

POPÜLER YAZILAR