Cumartesi, Mayıs 2, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Mahremiyet Evi

Mavi kalemini elinden düşürmeyen o küçük kıza…

Mahremiyetini koruyan bir evde yaşıyorum.

Saçlarını kazımış bir ev sahibim var.
“Saçlar zamandan çalar, zamanı kullanmak gerekir,” diyor.

Ev sahibim sadece gizlilik istiyor.

Bir komşum bile yok.
Sırf bir fincan sohbet isteyebileceğim bir komşum bile…

Mahremiyet korunmalı.
Bu yüzden anlatamıyorum, ev sahibimin ne denli uçarı olduğunu.

Kafasındaki hayalleri gerçek sanacak noktaya geldiğinde
kapımı hiç çalmadan giriverir içeriye.

Ben evdeki eşyalarla kavga ediyormuşum, çamaşır makinesini süslüyormuşum, umurunda olmaz.

Konuşuruz sonra…
Hayallerden kaçıp hayalleri konuşuruz.
Özgürlüğü konuşuruz.

Biz konuşurken güneş pes eder, ay bizi izler.

Sonra anıları konuşuruz.
Hep aynı şeyleri anlatır;
ben hep farklı şeyleri bulup çıkarırım aynı hikâyeden.

Her seferinde aynı şekilde başlar:
“Sonbahar benim mevsimim. Niye diye sorma, öyle işte…”

Bir sigara yakar sonra kuru dallara inat.
Ağır ağır çeker içine, kaldırır kafasını, üfler dumanı.
İşte o andan sonra başlar kızgınlıklar çoğalmaya.

“Şu yeryüzünde yaşayan mahlukatın hiçbiri bizim gibi değil.
İnsanız diye geçinirler bir de.
İnsan, insanlığından vazgeçer mi be?
İnsan yok olmaktan başka bir şey bilmez mi?”

Böyle sürer soruları,
cevap beklemeden…

Günlerce karşı karşıya otururuz.
Aynı sehpa, aynı sehpanın üzerinde sigara.

Gözlerimiz kan çanağı.
Gözlerimizden duman akıyor…

Sonra yavaşça doğrulur ev sahibim.
Yerdeki saate bakar.
“Yemeği buzdolabında unuttum,” der ve sürünerek çıkar.

Oysa bilirim hep soğuk yer yemeğini.

O gittikten sonra kalkıp televizyonumla konuşmaya çalışırım.
Ama televizyonum benden de dertli.
Fırtınalı aşklar, kanlı ölümler, ihanetler, darbeler…
Biraz da o anlatır.
Sonra dayanamaz, kapanır içine.

Ancak o zaman sıra bana gelir işte,

“Benim de anlatacaklarım var!
Benim de…
Bu izbe yer, bu hâle getirdi hepinizi!
Duvarlarda dolaşan fareler mi kemiriyor yoksa beyninizi?
Umut nedir, bilmez misiniz hiçbiriniz?
Umut size katlanmamı sağlıyor.
Umut…”

Ve sonra…

Sesim acır,
gövdem kısılır,
sarılır duvarlarım bana…

Ezgi Aksoy
Ezgi Aksoy
Profesyonel hayatının büyük bir kısmını klavye başında içerik yazarı olarak geçirdi. Ancak onun için asıl mesai, uzun zamandır yazmaya ara verdiği ama şimdilerde yeniden buluştuğu şiirleri. Yazmanın iyileştirici gücü olduğuna inanıyor. En büyük ilhamı ise biricik oğlu.

POPÜLER YAZILAR