Cumartesi, Kasım 22, 2025

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Evin Kadına Dayatılması

Bu düzeni kadınlar değiştirecek. Kolay olmayacak, ama olacak.

Ev… Dışarıdan bakıldığında sıcak bir yuva, içeriden bakıldığında çoğu zaman kadına çizilmiş sınırların adı. Yüzyıllardır “kadının yeri evidir” denildi; bu söz bir öğüt değil, kadının boynuna geçirilmiş zincirin ilk halkası oldu. Kadın, yemekle, çocukla, hizmetle tanımlandı; evin kapısından çıkmaya çalıştığında ise ayıp, günah, eksik kadın damgalarıyla susturuldu. Evin kadına dayattığı rollerin en görünmeyeni ama en ağır olanı ise cinsellikti. Kadın kocasına “hayır” dediğinde suçlu sayıldı; reddi, “itaatsizlik” diye damgalandı.

Kendi bedenini korumak istediğinde bile “tahrik edici” ilan edildi. Şiddet davalarında hâlâ verilen “tahrik indirimi”, kadının yaşam hakkını bile evin kurallarına bağlayan zihniyetin devamıydı.

Geçmişin kadınları bu zincirleri sırtlarında taşıdı. Sessizlikleriyle, sabırlarıyla görünmez kılındılar. Kimisi gizlice okuma yazma öğrendi, kimisi geceleri loş ışıkta satırların arasında özgürlüğü aradı. El emeklerini gizlice satarak kendi ayakta durma yollarını buldular. Kimisi de ne yazık ki sessiz sedasız verilen dayatmaları kabul etti.

Her susturulan ses cezalandırıldı. Ama her bastırılan nefesin ardında da bir direniş büyüdü, başka bir kadının cesaretine dönüştü. Kimi meydanlarda, kimi evinin içinde mücadele etmeyi sürdürdü.

Ve hâlâ… Geçmişte verilen o sessiz direniş, bugün de kimi evlerde sürüyor. Kadın hâlâ eğitimi için, kendi ekonomik özgürlüğü için ve en çok da kendisi için hem evin içinde hem de evin dışında mücadele etmeye devam ediyor.

Ve ne yazık ki bu uğurda da çoğu kez yalnız bırakılıyor; emeği değersizleştiriliyor, sesi bastırılmaya çalışılıyor, bedeli ağırlaştırılıyor. Ama tüm baskılara rağmen kadın vazgeçmiyor. Çünkü her öğrenilen harf, her kazanılan kuruş, her açılan kapı bir başka kadının yolunu aydınlatıyor.

Günümüzde kadınların birbirine destek olması bu cesareti daha da büyütüyor. Kadın, kadının yolunu açtıkça güç katlanarak çoğalıyor. Her kadın okumalı, kendi ekonomik özgürlüğünü almalı ve kendi hayatının öznesi olmalıdır.

Belki bir gün bütün dünyada kadınlar aynı cesaretle yan yana gelecek. Belki bir gün hiçbir kadın eğitimi için gizlenmek, emeğini saklamak, sesi için bedel ödemek zorunda kalmayacak. Ve o gün geldiğinde ev, kadına dayatılan bir sınır değil; kadının kendi istediğinde girip çıktığı bir mekân olacak.

Çünkü kadın okumadığında yalnız kendisi değil, toplum da eksik kalır.

Kadın ekonomik özgürlüğünü aldığında yalnız kendi hayatını değil, bir geleceği de özgürleştirir.

Ve kadınlar birbirine destek olduğunda, yalnızca bireyler değil, bütün bir dünya değişir.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Nilden İçağasıoğlu
Nilden İçağasıoğlu
İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema mezunu olarak; içerik üretimi, yaratıcı yazarlık ve sözlü anlatım alanlarında çeşitli eğitimler aldı. Masal anlatıcılığı, senaryo yazarlığı, yetişkin ve çocuk odaklı hikâye yazımı ve dijital iletişim konularında deneyimli. Toplumsal konulara duyarlı, özgün içerikler üretmeye önem veriyor. Kadın hikâyeleri, sokak hayvanları, çocuklar ve görünür olmayan hayatlara dair temalara, çalışmalara odaklanıyor. Toplumun her kesimini kapsayan hikâyeler üretmeyi ve anlatının dönüştürücü gücüne alan açmayı önemsiyor.

POPÜLER YAZILAR