Pazartesi, Şubat 9, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Uyanış

Karanlık dendiğinde çoğu zaman zihinde negatif bir imge belirir. Ümitsizlik, çaresizlik, aidiyetsizlik ve bunlara ek olarak nice olumsuz duygular baş gösterir kafamızda. Elbette, bu karanlık da belli bir süre sonra bireyi olumsuz etkiler; ama bazen karanlık dediğimiz şey belki de bir uyanmanın ya da uyanışın bir başlangıcı olabilir. Bu uyanış süreci her ne kadar acı verici, boğucu olsa da sonucunda yeni bir bize kavuşuyoruz

Bu uyanış sürecinde artık hiçbir şey eskisi gibi olmamaya başlar. Nitekim bir zamanlar dostlarla edilen uzun muhabbetler artık eskisi gibi sarmamaya başlar. Doğduğumuz, büyüdüğümüz ev, yaşadığımız şehir artık yabancılaşır bize. Hiçbir yere ait olmama hissi sarar çevremizi ve bu aidiyetsizliğin pençesine düştüğümüz an, kendini, kendi benliğini ve varlığını sorgulamaya girer insan. Niçin varım ki bu hayatta? Ne gibi etkim var ki bu dünyaya, insanlara? Ben göç etsem de bu dünyadan hiçbir şey değişmeyecek. Hatta sanırım ben bu dünyaya fazlayım.

Sonra derin bir yalnızlık sarılacak ona. O yalnızlık ki, tek başınalıktan öte, onu anlamayan, anlamayı geçtim, duygularını ve düşüncelerini anlamaya bile gayret göstermeyen insanların arasında kalmışlığın yalnızlığı. Bu yalnızlıkta elbette biraz keder, biraz hüzün ve biraz da öfke olacak; ama işte bu yalnızlıktan içsel bir büyüme doğacak.

Yalnızlaşan birey, insanlara, dünyaya ve çevresine daha dikkatli bir gözlem yapıp, yargılamadan, eleştirmeden empati ve derin bir anlayış geliştirerek orada gerçekleşen olayların iç derinliğini kavrayabilecek. Her türlü içi boş genellemelerden uzaklaşıp bazı şeyleri geniş bir açıdan, olduğu gibi kabul edecek. En önemlisi de, kendini sevmeyi, kendine saygıyı anlayacak ve bunu koruyacak.

Hayatı ne tam karanlık ne de tam aydınlık olarak görecek. Tam tersine, hayatı olduğu gibi, her türlü iniş ve çıkışlarıyla kabul edecek. Hayatta yaşamış olduğu deneyimleri iyi veya kötü şeklinde sınıflandırmak yerine, hoşuna gitmeyen deneyimlere “Önemli değil. En azından bunu da gördüm ve bu bana farkındalık sağladı,” diyecek; iyi deneyimlere ise “Beni oldukça geliştirdi; ancak bu demek değildir ki artık geliştim, öğrendim ve öğrenecek, geliştirilecek bir şeyim kalmadı. Hayatın kendisi bir öğrenme ve her ne yaşta olursam olayım öğrenmeye ve gelişmeye devam edeceğim,” diyecek.

Kendindeki bu değişiklikleri görmeye başlayan kişi artık hayata bambaşka bakıyor olacak ve hayatın ona sunacak olduğu sürprizleri, deneyimleri ve nice fırsatları dört gözle bekliyor olacak; kaygısız, su gibi berrak, sakin bir zihinle, tüm varoluşuyla…

Her ne kadar bu süreç baş döndürücü, bunaltıcı ve hiç bitmeyecekmiş gibi görünse de, aslında bir tür uyanışın, farkındalığın habercisi. O, çok korktuğumuz karanlıkla bizi yüzleştiren ve karanlıkta da aslında aydınlığın olabileceğini bize gösteren bir öğretmen.

Ekin Su Bal
Ekin Su Bal
Çukurova Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği mezunuyum. Şarkı söylemek, keman çalmak ve geleneksel Hint danslarıyla ilgileniyorum. Yazı ve üretimle uğraşıyorum; denemelerimde insan ruhu, duygular ve günlük hayata dair gözlemlerime yer veriyorum.

POPÜLER YAZILAR