Perşembe, Nisan 30, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Dünyaya İz Bırakan Kadınlar: Samiye Cahid Morkaya

Adım atmak cesaret mi, mecburiyet mi yoksa kaderine müdahale etme arzusu mu?

İlk adımım sanırım dünyaya gelmeye cesaret etmekti. Sonrasında adım atmaya mecbur mu kaldım yoksa kendi arzumla mı kaderime müdahale ettim, gelin siz karar verin. Yaşam öykümü, adımlarımı birlikte atalım diye ben anlatacağım size. Ben, Samiye Cahid Morkaya.

Türkiye’nin ilk kemençe öğretmeni, ilk otomobil yarışçısı ve şampiyonuyum. İlk adımımı 1897 yılında İstanbul’un Fatih ilçesi Silivrikapı Mahallesi’nde attım. Emirler Dergâhı’nın son şeyhi İbrahim Şuâeddin Efendi’nin en küçük kızıyım. Bir din adamının kızı olmama rağmen gayet modern yetiştirilip Yedikule Alman Mektebi’nden mezun oldum.

Babam, din adamlığının yanında tambur icracısı bir bestekâr olunca, kız kardeşlerim sazende olarak yetişti. Her birinin elinde bir enstrüman, benim payıma da kemençe düştü. Ünlü lütiye Baron Baronak’ın ceviz kemençesi ile Tanburi Cemil Bey’den sekiz yıl kemençe dersleri aldım. Fransızca ve kemençe derslerini uzun yıllar birlikte yürüttüm.

Kemençe tutkumun önüne geçemeyip, 1922’de o devrin konservatuvarı sayılan Darülelhan’daki bir sınavı kazanıp kemençe öğretmeni oldum. O zamanlar bunun hayatımda ne kadar önemli bir adım olduğunun farkında değildim. 1923 yılında gerçekleştireceğim evliliğimin, kemençe ile arama aşılması güç bir duvar öreceğini sonradan öğrenecektim. Eşim, dönemin ünlü gazetecisi ve roman yazarlarından Burhan Cahit Morkaya, kemençeyi “ağlak” bulduğu için kemençemle ilişkim artık mesafeli bir şekilde sürecekti.

“İlk otomobil İstanbul sokaklarında ne zaman dolaşmaya başladı, hatırlar mısınız?”

“1883 desem?”

Padişahlar bu gibi teknolojik yenilikleri birileri deneyip iyi sonuç aldıktan sonra saraylarına aldırıp kullanırlardı. İşte, ilk otomobil İstanbul sokaklarında görülmeye başladıktan kısa bir süre sonra zamanın zenginleri de otomobile merak sarmaya, birer ikişer satın almaya başladılar. O yıllarda atlı ve yaylı arabalar kullanımda olduğundan İstanbul’un sokakları bu otomobillerin dolaşımına pek uygun değildi. Kısa zamanda Avrupa’dan ithal edilen otomobillerin sayısı arttıkça, yeni yollar yapılmaya, arabaların kullanılabilmesi için gereken ehliyetleri veren kurumlar da birbiri ardına açılmaya başladı.

İşte tam bu yıllarda otomobile olan ilgimin sıradan bir hevesin ötesinde olduğunu fark edip otomobil kullanmaya meraklandım. Sanırım önemli bir adım daha… 1922 yılındaydık. Üyesi olduğum Pangaltı Amerikan Garajı’nda yapılan sınava girip “şehadetname”, yani “ehliyet” aldım. O yıllarda kadınlara otomobil kullanma izni bile verilmezken bu belgeyi alabilmiş olmam, toplumsal normlara karşı atılmış cesur bir adımdı. Otomobil benim için sadece bir araç değil, hayatla kurduğum tutkulu bir bağın simgesiydi.

Araba tutkumu, müzik tutkumun üstünde tutan sevgili eşim Burhan Cahit Morkaya ilk arabamı hediye ettiğinde, sevinçten havalara uçup İstanbul sokaklarında nasıl boy gösterdiğimi hayal ettiniz mi? Varlıklı ve tanınan bir adamdı eşim. Garajımızda Buick, Fiat, Nash ve Ford gibi lüks marka otomobillerin olması, hep farklı bir sosyal çevre içinde yaşamamı sağladığı gibi otomobile olan ilgimi de maddi ve manevi olarak en yüksek seviyede tuttu. Eşim her iki yılda bir otomobilimi mutlaka yeniledi. Araçlar sadece garajda durmakla kalmadı, ellerimde yarış pistlerine çıktı. Kendime güvenen duruşum ve otomobile olan hâkimiyetim beni ben yaptı.

Turing Kulüp 1930-1931 yıllarında, arabaların dayanıklılık seviyesini ölçen yarışlar yerine daha farklı formatlara sahip yarışlar düzenledi. Şimdi sıkı durun: Ben de bu yeni formatlı yarışlara katıldım ve dereceye girmeyi başardım. Hem de tek kadın sürücü olarak!

1932 yılında İstanbul’da, İstinye ile Zincirlikuyu arasında olacak ve yaklaşık 9,5 km’lik parkurda düzenlenecek olan yarış için başvuru yaptım. Yarışa başka kadın sürücü başvurmadığı ileri sürülerek reddedildi. İkinci kez erkeklerle birlikte yarışmayı talep edince, düzenleme komitesi talebimi kabul etti. Yarıştan birinci çıktım. İstanbul valisinin elinden birincilik kupasını aldım.

Fakat ikinci olan yarışmacının “Kadın yarışmasaydı ben birinci olurdum,” diyerek mahkemeye başvurması üzerine konu Sultanahmet Sulh Hukuk Mahkemesine taşındı. Mahkemenin verdiği “Bir kadın da yarışa katılabilir ve birinci olabilir” kararı ise sadece bu yarışın değil, Türk kadınlarının sosyal yaşam haklarının da önemli bir savunusu oldu.

1933 yılında, erkeklerin de yarıştığı klasmanda yine birinci oldum ve bu başarının tesadüf olmadığını kanıtladım. 1934’te katıldığım yarışta ise talihsiz bir olay yaşadım. Ford marka arabam virajlardan birinde kontrolden çıktı. Attığım taklalar sonucu ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldım. Yarış arabam paramparça oldu. Geçirdiğim birçok ameliyata rağmen parçalanan sol kolumu ne yazık ki bir daha kullanamadım. Uzun bir tedavinin ardından sol kolum, bacağımdan alınan kemikle yenilendi. Ancak parmaklarım bir daha hareket etmedi ve çok iyi çaldığım kemençemi hayatım boyunca bir daha çalamadım.

Bu talihsizlik sonucu Türkiye’nin ilk kadın otomobil yarışçısı ben, bir daha otomobil yarışlarına katılamadım. Her şeye rağmen otomobillere olan tutkum hiç bitmedi. 1972 yılında hayata veda edene kadar otomobilleri ve otomobil kullanmayı sevmekten vazgeçmedim ve son nefesime kadar otomobil kullanmaya devam ettim.

Günümüzde kadın sürücüler hâlâ trafikte taciz edilip erkek sürücüler tarafından küçümsenirken, 20. yüzyılın başlarında zamana ve erkeklere meydan okuyarak otomobil yarışlarına katılıp birinci olan ve bu birincilik için mücadele eden, âdeta ölümden dönüp otomobil sevgisini bırakmayan ve tutkuyla çaldığı kemençeyle bir daha asla buluşamayan ben Samiye Cahid Morkaya hakkında sizin düşünceniz ne?

Cesaretle mi, mecburiyetten mi yoksa kaderime müdahale etme arzusuyla mı atmışım adımlarımı? Ne dersiniz?

Kaynaklar:

https://oto.net/otomag/samiye-cahid-morkayanin-hikayesi-7402

https://www.tamindir.com/blog/samiye-cahid-morkaya-kimdir_85244

https://binyaprak.com/kesfet/ilk-tuerk-kadin-araba-yariscisi-samiye-burhan-cahid-morkaya

Ayda İmer
Ayda İmer
Yeditepe Üniversitesi Hazırlık Okulunda İngilizce Öğretim Görevlisi.Yıldızlar Dökülür Gecelerimden, Çiçek Açan Öyküler, Her Sonbahar Gelişinde ve Görülmemiştir kollektif kitaplarının yazarlarından biridir.

POPÜLER YAZILAR