Perşembe, Mayıs 28, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Tülün Arkasındakiler

Arife günü… Ankara’dayım. Yıllar sonra ismi değişmiş sokağımızın bulunduğu yokuştan yavaş yavaş inerek, kentsel dönüşüme girdiği için yerinde yeller esen apartmanımızın önüne geliyorum. Şu an varolmayan, üç katlı yaşlı binanın tam karşısında duruyorum. Varmış gibi. Görüyormuş gibi. Gülümsüyorum. Çocukluğumu kucaklıyorum. 

Reyhan Apartmanı… Geniş bir bahçesi olan, minik bir apartman. Belki de bahçe büyük değil, ben küçüğüm. Bahçeye hâkim olan reyhan kokusu, yokuşa bakan taraftaki çalışkan vişne ağacı… Kokularıyla başımı döndüren leylaklar…

İkinci kattaki dairemizin büyük balkonunun kapısı aralık. Kapının önündeki zambak desenli tül perde, yeni uyanmış gibi; mahmur mahmur hareket ediyor, miskin bir esintiyle birlikte. Tülün gerisinden gölgeler seçiyorum ama kim olduklarını tam göremiyorum.

Biraz daha yaklaşıyorum. Evde bir telaş… Telaşın sesi evin dışına kadar taşıyor. Hararetli bir şekilde bayram hazırlığı yapılıyor. Evin temizliği günler önce bitmiş, salon hazırlanmış. Gelecek misafirlere ikram edilecek çikolatalar kristal şekerliğe konmuş. Yemekler hazırlanıyor. Babamın, tencerede kalan tereyağlı, domatesli sosuna ekmeğini batırarak, “Atla Kamil” yapacağı Eğin kebabının kokusu sarmış mutfağı. Sipariş edilen baklavalar, iki büyük tepsi içinde gelmiş. Bir tepside fıstıklı, diğer tepside kaymaklı. Ben kaymaklıyı severim. Her bayramda mutlaka alırız, babamın Eğinli hemşehirlisi bir tatlıcıdan.

Ayak altında dolaşmıyorum. Kaçıyorum ev işlerinden. Odama girip gözüm açık hayaller kurayım… Gündüz rüyaları göreyim. Müzik dinleyeyim, kitap okuyayım… Ev işlerini anneannem de sevmez. Bayramda bizde. Salonda her zamanki yerinde oturuyor, bacak bacak üstüne atmış, elinde kitabı. Evdeki hareketlilikten sıkılmış görünüyor. Gözlüğünü çıkarıp başının üstüne yerleştirirken anneme sesleniyor, yemekle ilgili direktifler veriyor. Sonra da baklava yemek istiyor. Şekeri yükselecek yine! Abim de ortalıkta yok, arkadaşları ile beraber herhalde. Kaçmıştır evden. O da telaşı sevmez.

Evin oğlu, kızı, anneannesi tembel mi desem, ehlikeyif mi desem, bilemiyorum. Koşuşturmaca annemle babama kalıyor.

Alt kat komşunuz Hacı Amca, kurbanlık koyunu getirmiş bahçeye… Yavrum, bir gün sonra başına geleceklerden habersiz. Bayramın ilk günü olanları görmemek, duymamak için nereye kaçacağımı bilemeyeceğim.

Babam küçük balkona çıkıyor, çiçekleri sulamaya başlıyor. Çiçek açmış kaktüsler, rengarenk çiçeklerle bezenmiş şımarık sardunyalar babamla sohbet ediyor. Babam, bir an için başını sokağa doğru çeviriyor, göz göze geliyoruz. Gülümsüyor bana. Başka bir dünyadan gülümsüyor. “İyi ol,” diyor sanki. Ne çok özlemişim.

İsmi değişmiş sokağımızın bulunduğu yokuştaki kentsel dönüşüme girdiği için yerinde yeller esen apartmanımızın önünde, uzun uzun duruyorum. Şu an varolmayan, evimize bakmaya devam ediyorum. Belleğimden dışarı taşanların küçük anlar, basit ayrıntılar olduğunu biliyorum. Ama benim için biricik.

Ayşe Beker Ülgen
Ayşe Beker Ülgen
Babasının işi nedeniyle birkaç sene yaşadıkları Adana’da doğdu, ama Ankara'da boy attı, büyüdü. Babası gibi Mülkiye’den mezun oldu. Okul bitince iş nedeniyle İstanbul’a göç etti, bu şehirde evlendi. Otuz yıla yakın İktisat Bankası, The Park Avenue Bank ve Türk Ekonomi Bankası’nda Teftiş Kurulu, Kredi Pazarlama, Kurumsal Bankacılık Pazarlama, İnsan Kaynakları bölümlerinde çalıştı. Bahçeşehir Üniversitesi’ndeki MBA’ini COVID-19 sürecinin Sanat Piyasaları üzerine etkisini analiz ettiği projesi ile tamamladı. Bir yıl önce EYT kapsamına girdi, arkasına bile bakmadan bankasından ayrıldı. Mevcut durumunu “Emekli” olarak tanımlayamıyor :)) Şu an iştahla yazıyor, okuyor, geziyor, daha çok anlamaya ve öğrenmeye çalışıyor.

POPÜLER YAZILAR