Pazartesi, Ağustos 24, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Labirentin Sonu

Bu yazı daha önce yayınlanmış olan Labirent metninin ikinci bölümüdür.  

Dia Adası’nın üzerine kurşun gibi ağır ve nemli bir kasvet çökmüştü. Kuş cıvıltıları, yerini sağır bir sessizliğe bırakmıştı. Denizdeki balıkçı tekneleri Theseus’un cansız bedenini almak için kıyıya yanaşmışlardı. Ariadne evinin verandasında, aylardır ilmek ilmek dokuduğu kırmızı battaniyeyi ağır ağır söküyordu. İpi her çekişinde zaman sanki geriye doğru bükülüyor, sökülen her ilmekte geçmişin tozlu kapıları aralanıyordu. Bu sabah dünlerine göre daha suskun ve daha yorgundu. Sevdiği adamın, Theseus’un katili olmuştu.

Ah Theseus! Oysa ne büyük bir aşk yaşamışlardı. Ariadne henüz on altı yaşındayken başlamıştı birliktelikleri ve iki yıl sonra, on sekizine bastığında evleneceklerdi. Tüm ada halkı onların aşkını konuşuyordu. Theseus; beyefendiliği ve nezaketiyle tanınırdı, üstelik Dia’nın en yakışıklı genciydi. Ariadne ise peri kızlarını kıskandıracak kadar duru bir güzelliğe sahipti.

Ariadne, Theseus’un günün birinde ardında hiçbir iz bırakmadan, tek bir kelime dahi etmeden çekip gidişindeki karanlık sırrı hiçbir zaman çözememişti. Ondan geriye kalan tek şey parmağına bağladığı kırmızı iplikti. Göğsüne kıymık gibi batan kırık bir kalp ve geçen yıllar içerisinde kalbinin derinlerine yer etmiş ince ama can yakan bir sızı da ondan yadigâr kalmıştı. Geçmişin tatlı anıları artık acı vermeye başlamıştı. O karanlık günlerde karşısına çıkan Dionysos’un evlenme teklifine, Theseus’a karşı duyduğu ve günden güne büyüyen öfkesinden dolayı “Evet,” demişti. Ancak Dionysos’u hiçbir zaman yürekten sevememişti. Aşk yoktu; Theseus’la birlikte gitmişti. Ariadne’nin kendine bile itiraf edemediği tek bir gerçek vardı: Ne olursa olsun, Theseus’u sevmekten hiç ama hiç vazgeçememişti. 

Dionysos’u düşündü sonra. Yıllarca aynı çatının altında bir hayatı paylaşmış olsalar da o ev Ariadne için hiçbir zaman yuva olmamıştı. Dionysos da bunun farkındaydı ve sevgisine karşılık bulacağı günün gelmesini sabırla bekliyordu. Neşeli, iyi bir adamdı aslında. Tek kusuru sık sık şarap içmesiydi. İçip içip sızmasının dışında kimseye bir zararı yoktu. Tamı tamına dört yıl önce, o talihsiz günün sabahında, ürettiği şarapları fıçılara doldurup teknesine yüklemiş ve Ithaka Adası’na götürmek üzere derin maviliklere açılmıştı. Yolluk olarak da her zaman yaptığı gibi üzerine “A” harfi işlenmiş bronz kadehini ve iki şişe şarabı yanına almıştı. Ithaka Kralı Odysseus’a götürüyordu şarapları. Yılın belirli zamanlarında yaptıkları bu ticaret vasıtasıyla Dionysos evine her zaman bolca keçi peyniri, yaban kekiği ve zeytinyağı ile dönerdi. Kralla dostlukları uzun yıllara dayanıyordu. Sarayı son ziyaretinde Odysseus tarafından çok iyi ağırlanmış ve ertesi sabah erkenden eve doğru yol almak üzere açılmıştı denize. Ufukta Dia Adası göründüğünde arkasından sinsice kendisini takip eden tekneyi fark ederek yavaşladı. Tekne yaklaştı; peşine takılmış olan Theseus’tu.

Bir süre ağız dalaşı yaptıktan sonra Theseus, Dionysos’a saldırdı. Dengelerini kaybedip suya düştüler ve dalgaların arasında boğuşmaya devam ettiler. O sırada sislerin ardında seyir halinde olan Odysseus, dumanlı ufkun orta yerinde meydana gelen bu gölge dövüşünü dehşetle izlemiş, boğuşanların kim olduklarını biraz daha yaklaşınca fark etmişti. Aradaki mesafeyi kapatıp oraya vardığında karanlık suların sevgili dostu Dionysos’u çoktan yutmuş olduğunu görünce kahroldu. Hain Theseus’un gölgesi ise akıntıyla birlikte sisin içinde kaybolup gitmişti. Odysseus son derece üzgündü; dostunun teknesinde parlayan bronz kadehi yanına alıp yoluna devam etti.

Aradan geçen dört yılın ardından Odysseus, dostunu katleden Theseus’un Dia Adası’na yerleştiğini öğrenmişti. Bu haberi alır almaz, vicdanının sesini de dinleyerek Dionysos’tan kalan son hatırayı asıl sahibine, Ariadne’ye teslim etmek ve olanları ona anlatmak için rotasını Dia’ya çevirdi. Theseus’un Ariadne’ye zorla sahip olduğu gecenin sabahında Odysseus Dia’ya ulaşmıştı. Tanınmamak için kaba keçi kılından dokunmuş, deniz tuzuna bulanmış, pejmurde bir pelerin geçirdi üzerine. Yüzünü pelerinin gölgesine gizleyerek hiç vakit kaybetmeden Ariadne’nin kapısını çaldı. Ariadne önceki gece yaşadıklarından sonra Theseus’un gelmiş olabileceğini düşünerek suçluluk dolu bir arzu ve heyecanla kapıyı açtı. Karşısında Odysseus’u görünce şaşırdı. Odysseus tek bir kelime etmeden omzundaki eski çantadan Dionysos’un bronz kadehini uzattı Ariadne’ye.

“Konuşmamız gerek,” diye fısıldadı.

Ariadne şaşkındı. Tedirgin bir biçimde etrafı kolaçan etti ve Odysseus’u içeri aldı. Dionysos’un son yolculuğuna dair şahit olduğu tüm olanları anlatmaya başladı Odysseus.

“Theseus gittiği her yere lanetini de beraberinde götürür. Dostmuş, düşmanmış onun için hiç fark etmez; canının istediğini katleder! Onunla olan geçmişinizi biliyorum Ariadne. Dikkatli olmalısın! En çok da sana zarar verecektir o şeytan!” dedi ve geldiği gibi sessizce çıkıp gitti.

Ariadne duyduklarından sonra bir süre donup kalmıştı. Elindeki kadeh yere düştüğünde aniden irkildi. Pişmandı dün gece yaşananlar için, hem de çok pişmandı. Yerdeki kadehi almak için doğrulduğunda aynada bir suret belirdi. Altın sarısı, örgülü saçlarıyla ve ışıltısı insanı hipnotize edecek kadar parlak ve delici bakışlarıyla bilinen, adanın sürgün büyücüsü ve Ariadne’nin teyzesi Kirke’ydi karşısındaki!

“Teyze!” dedi Ariadne ürkek bir tavırla. Sesi titriyordu.

“Yalan söyledin Ari! Theseus o gece sana karşı zor kullanmamıştı. Bile isteye adamın kollarına bıraktın kendini. Neden yaptın bunu?” diye sordu Kirke.

“Onu hep sevdim. Sen de biliyorsun,” diye cevapladı Ariadne.

“O sefil, senin sevgine layık değil! Kaç kez uyardım seni. Yaptıklarını görmüyor musun? Nedir derdin? Yine seni mahvetmesini mi istiyorsun?”

“Seviyoruz birbirimizi. Yaptıkları beni alakadar etmez. Zaten yakında Dia’dan ayrılacağız.”

“Biz soylu kadınlarız Ari! Hiçbir zaman, hiçbir erkeğin oyuncağı olmadık ve olmayacağız! Bir yere gitmiyorsun! Hele Theseus’la, asla!” diye hiddetlendi Kirke.

“Theseus ölecek! Başka yolu yok!” dedi ve delici bakışlarıyla Ariadne’yi etkisi altına alarak devam etti.

“Zavallı Dionysos’un kadehinden içeceği bir yudum şarapla SEN öldüreceksin onu! Biraz zakkum o canavarı ortadan kaldırmak için yeterli olacaktır,” dedi ve aynanın içinden ufak bir kese uzattı. “Şimdi gidiyorum Ari, Hera’yla konuşacağım. Sen de kendine gel artık! İnsanın doğası değişmez. Yarın bir gün bir de bakmışsın ki sen de o acıdığın zavallı Theseus kadınlarından biri oluvermişsin. Sana bunu yaşatmasına göz yumacağımı mı sanıyorsun? Theseus’u oldum olası sevemedim zaten. Ölümü çoktan hak etti!” Ve bir ışık huzmesiyle aynanın içerisinde hızlıca yok oldu.

Ariadne, aynadan yansıyan kendi aksine baktı. Kirke’nin verdiği kese elindeydi. Keseyi açmadı bile, zaten biliyordu içinde ne olduğunu. Kirke çoktan bilgeler heyetinin lideri Hera’yı da Theseus’u yok etmeleri konusunda etkisi altına almıştı. Yeğenine yaşattığı acı dolu yıllar, Kirke için acının kaynağını yok etme sebebiydi.

Balıkçı tekneleri Theseus’un cansız bedenini alıp götürdüler. Ariadne battaniyenin son ilmeğini de söktü. Bir elinde sökülmüş battaniyeden kalan kırmızı ipin ucu, diğer elinde Dionysos’tan kalan kadehle içeri girdi. Bir süre boş boş aynaya baktıktan sonra elindeki kadehi hiddetle fırlattı. Aynanın kırılan parçaları her yere saçılmıştı. Büyük bir cam kırığını aldı eline. Bileğine sert bir kesik attı. Akan kanla buluşan kırmızı ipliğin rengi gitgide koyulaşıyordu. Aşk gitmişti ama bitmemişti.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
E. Burcu Bilgili
E. Burcu Bilgili
Eğitim hayatına TED Ankara Koleji’nde başladı. Bir dönem Bilkent Üniversitesi’nde okuyup COPE Sertifikası (İngilizce Yeterlilik Sertifikası) aldıktan sonra Farsça öğrenme hevesiyle gittiği Ankara Üniversitesi, Fars Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. 1999 yılından bu yana pek çok alanda ‘Mütercim-Tercümanlık’ (İngilizce-Türkçe ve Türkçe-İngilizce) yaptı ve yapmaya devam ediyor. Geçen yıllar içerisinde yüzlerce şiir, onlarca deneme yazısı, öykü ve hikâyeler yazdı. Son olarak 2025 yılının başında, şu an basım aşamasında olan, George Orwell’in ‘1984’ adlı romanını İngilizceden Türkçeye çevirdi. Onun için çeviri yapmak, bulmaca çözmek gibi ve yazmak en iyi terapi.

POPÜLER YAZILAR