Cumartesi, Nisan 18, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Beklenen Adım

“Küçük adımlar, büyük adımların habercisidir.”

Züleyha saygın bir ailenin en küçük kızıydı. Büyükada’da dedesinden kalma iki katlı bir köşkte oturuyorlardı. Züleyha’nın iki ablası da evli, çocuklu; biri Ankara’da, diğeri ise Beyoğlu taraflarında oturuyordu. Züleyha’nın babası pek iş bilmezdi, zaten bir evin bir oğlu olduğu için tüm servet ona kalmış, o da geri kalan hayatını basit işlerle, derneklerle uğraşarak geçiren bir adamdı. Aynı zamanda biraz katı görüşlere sahipti. Kızlarını istediği adamlarla evlendiren, giyimlerine karışan, tabiri caizse zamanın cahillerindendi.

Annesini küçük yaşta kaybeden Züleyha, iki ablası da evlenince koca köşkte yapayalnız kalmıştı. Evlerin de senelerdir değişmeyen bir yardımcıları vardı. Handan Abla, Züleyha’nın o evde sırdaşı olmuştu. Züleyha onun işlerine yardım eder, onunla birlikte yemek yapar, bazen evin temizliğine bile yardım ederdi. Handan Abla’nın tıp okuyan bir oğlu vardı. Ona her ay harçlık göndermek için ek iş olarak akşamları terzilik yapar, etraftaki zengin adalıların söküklerini diker, bazen yeni kumaş alan elbise diktirmeye ona gelirdi. 

Züleyha, Handan Abla’nın yanına sık sık uğrar, ondan bir şeyler öğrenmeye çalışırdı. Babasının baskılarından o kadar bunalmıştı ki akşamları bile fırsat buldukça Handan Abla’nın yanına giderdi. Git gel Züleyha’da alışmış, dikiş dikmeyi sever olmuştu. Adada fazla terzi olmadığı için Handan Abla’nın işleri iyiydi. Züleyha ona da iyi geliyordu.

Koca bir yazı bu şekilde, dikiş dikerek geçiren Züleyha için bu iş bir tutku hâline gelmişti. İnsanlar onun diktiklerini giydiğini gördüğünde çok seviniyor, bu hayatta bir işe yaradığını hissediyordu. Babası akşamları Handan Abla’yla terzilik yaptığını duysaydı, demediğini bırakmaz, belki onu odalara bile kilitlerdi.  Züleyha tüm bu riskleri göze alıp yine de Handan Abla’nın yanına gitmekten vazgeçmiyordu.

Kışın herkes İstanbul’a döner, Adada pek insan kalmazdı. Bu yüzden işler de azalırdı. Züleyha o yaz karar verdi; İstanbul’a gitmesi, orada kendine bir iş kurması gerekliydi.

Ortanca ablası Nesrin, okullar açılmadan önce çocuklarını son kez bir adaya getirirdi. Züleyha düşündü, ablasıyla konuşup bu sefer o da onlarla İstanbul’a gidecekti. Babası ilk başta biraz burun kıvırabilirdi ama ablasının iki yaşlarında yaramaz bir kız çocuğu vardı.  Ona bakması için Züleyha’ya izin verirdi.

Düşündüğü gibi de oldu, ablası adaya geldi ve İstanbul’a birlikte döndüler. Züleyha artık o küçük kafesinden, ilk defa dünya güzelliklerini görmek için, bir adım atmıştı. İçinde bu iş için tarifi olmayan bir tutku vardı. İlk defa kendi için bir şey yapacaktı, kendi mutluluğu için… Bu düşünce ona yetip artıyordu.

Bir sürü kumaşçı gezecek, yeni müşterilerine giydiklerinde mutlu olacakları giysiler dikecekti. Kolay olmayacağını da biliyordu ama artık bu düşünce Züleyha’nın zihnini bir sarmaşık gibi sarmıştı, vazgeçemezdi.

Ablasına da bu işinden bahsetmişti. Ablası, “Nasıl olacak bu iş Züleyha?” dese de sonradan daha ılımlı yaklaştı. İlk baş evde başlayacak, sonra eline para geçtikçe kendine küçük bir dükkan açacaktı. Bu hayal gözünde öyle çok büyüdü ki artık hayatı olmuştu. Babasının verebileceği tepkileri bile düşünmüyordu.

Şans bu ya öylesine kumaş bakmaya gittiği bir gün, Züleyha ilk kez gireceği kumaşçının eşiğinden attığı adımda, onu neler beklediğini bilemezdi. İlk müşterisiyle tanışabileceğini ise hiç tahmin etmezdi.

Hayatın kurallarının tam da böyle işlediğini Züleyha yeni öğreniyordu. Hayat onun için tüm hazırlıklarını yapmış sadece ondan bir adım beklemişti.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Yağmur Yaman
Yağmur Yaman
İstanbul Beykent Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Finans öğrencisiyim. Çanakkale’de doğdum ve büyüdüm. Yazmak benim için ilk kez günlük tutmak ile başladı ve sonrasında büyük bir tutkuya dönüştü. Yazı yazmak, kendime farklı dünyalar yaratmak, ruhumun asıl dinlendiği yer haline geldi.

POPÜLER YAZILAR