Pazartesi, Ağustos 24, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Kalan

Bugün de uyandın. Bir günü geride bırakıp diğerine yetişebilme arzusuyla gözlerini açtın. Burnuna çalan o rutubet kokusu mideni kaldırdı. Ne tuhaf. Önceden bu kokuyu severdin. Dedenle bağdaştırırdın. Anımsardın. Şimdi gözleri doldurmaya gerek görmedin. Yatağından Uzakdoğu insanları gibi yavaşça kalktın. Perdeleri aralayıp pencereleri açtın. Güneşle beraber içeriye dolan havanın, keyfini yerine getirmesini diledin. Havada uçuşan toz taneciklerine aldırmadan.

Rüyaların yine karmakarışıktı. Fakat içindekiler sahici. Yarım kalmış konuşmalarını rüyanda dahi tamamlayamadığın için gece boyu dişlerini sıktın. Onun için başındaki ağrı tüm vücudunu gezintiye çıkmış. Onu bir handa dinlendirmek için bir lokma ekmekle bir küçük hapı midenin derinliklerine yolladın. Şekersiz, sert bir kahveyle kendine gelemeyenlere inat, demli bir çay her derde deva misali çayı ocakta kaynamaya bıraktın. Diğer odaya uzun bir holü yürüdükten sonra geçtin. Kendini çekirdek kabuklarıyla bezenmiş koltuğa attın. Televizyonu açtın. Evvelce izleyip bitirdiğin bir dizinin tekrar bölümlerine rastladın. Keyfin yerine geldi. Eski bir dosta sarılır gibi tutundun ona. Bir yerde okumuştun “Anksiyetesi olan insanlar izledikleri dizilerin tekrar bölümlerini açıp izlerlermiş. Bunu sürekli yaparlarmış. Çünkü sonunun nasıl biteceğini bilmek onları rahatlatır, güvende hissetmelerine sebep olurmuş.” Uzmanları bir kez daha tebrik ettin. Kalktın. Yüzünde kocaman bir gülümsemeyle mutfağa koşar adım gittin.

Eskiye dair her şey, bir koku, bir şarkı, bir an senin güvendiğin dağlarda özgürce koşup oynadığın çocukluğun. Bunları içinden bir çırpıda geçirip demini almış çayını ince belli bardağa boşalttın. Zamanın birindeki incecik beline bir selam çaktın. “Şekeri bırak. Bak göreceksin, çayın hakiki tadını,” diyenlere de bir uzun hava armağan ettikten sonra tekrar odaya geçtin. Dedenin turuncu daktilosuyla göz göze geldin. Ne çok aramıştınız bu daktiloyu annenlerin evinde. Köşe bucak her yeri didik didik aradın ama bulamamıştın. Rüyalarına kadar girmişti. Meğerse en üst rafa seninle saklambaç oynamak için saklanmış. Onu bulduğunda dedene yeniden kavuşmuş gibi havalara uçtun. Ama bir kere elini sürüp de iki satır yazmadın. 

“Tüüü sana!”

Kalktın yerinden. Kütüphaneye usulca yaklaştın. Bir bezle temizledin. Dokundun. Bir çocuğun başını okşar misali, bir dostunun sırtını sıvazlar gibi sevdin onu. Tuşlarına tek tek dokundun. Çıkardığı sesle konuştun. Masaya incitmeden koydun. Başlığı attın.

“DEDEMİN SANDIĞI”

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Tuğba Yılmaz
Tuğba Yılmaz
Tokat Gazi Osman Paşa Üniversitesi İİBF Fakültesi Maliye Bölümü 2014 mezunuyum. Kısa süreli çalışma hayatım oldu. Evliyim. Bir tane kız çocuğum var. Şu an İstanbul’da ikamet etmekteyim. Kitap okumayı yazmayı, tarihi geziler yapmayı, yeni şeyler öğrenmeyi ve kendimi her alanda geliştirmeyi, kendimin farklı versiyonlarıyla tanışmayı çok seviyorum. Özellikle kitap okumak ve yazmak benim için nefes almak, tazelenmek demek. 2024 yılında başladığım 4 modülden oluşan yazarlık atölyesini 2026 yılında tamamlamış olmakla beraber aynı zamanda kitap, şiir ve hikaye dallarından oluşan edebi sanatlar akademisini bitirdim.

POPÜLER YAZILAR