Perşembe, Nisan 23, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Halı Önüne Oturmuşlar

Bakışın üzerimdeydi

Söğüdün dalı sallandı

Hışırtısı kuşun kanadına düştü…

“Dugguk dugguk,’’ dedi yusufçuk.

Kız kardeşimin anneme ve ıslık çalan ağaçların sana ne kadar benzediği aklıma geldi…

Tanıdığım ağustos severlerin, başında gelirdi. Yetmişlerin başıydı. A’ların, ince harflerin, kalender ağaların, zarif insanların; üzerinde şapka olduğu zamanlar. İzmir fuarına ailecek en güzel kıyafetlerin kuşanılıp gidildiği yıllar. Fuara gitmeden önce mutlaka bize uğrarlardı. Ailecek gelirlerdi. Kartpostallarda fotoğraflarını gördüğüm insanları ve onu ilk defa daha yakından görme fırsatım olurdu. O en çok çiçeklerle konuşur ve balkonda otururdu. Fesleğence bilirdi. Sonra içeri girer duvardaki halı önüne otururdu. Geyik ve at motiflerine maniler okurdu.

“Halı önüne oturmuşlar,

Sana neler getirmişler;

Giyecek gumaş getirmişler

Atımın goynu saçak,

Ayrılık günleri gerçek,

Goydu goynuma bıçak

Gelinim kınan kutlu olsun…”

O dokunduğunda her zamankinden farklıdır kokuları. O gelmiş olmalı, yine o güzel koku geliyor. Fesleğenler de onu seviyor. Belki de benim kadar. Başka bir kimse dokunduğunda bu kadar güzel kokmuyorlar. Fesleğenler o dokunduğunda başka bir güzelleşirler, kokarlar. Onun geldiğini fesleğenlerden anlarım. Oysa atlar hiçbir şeyi belli etmezler…

 1979 yılından sonraki fuarlara ve İzmir’e hiç gelmediler. Seksenli yıllar ile beraber hayatımızdaki birçok güzel şeyin parantezi de kapandı. Bana son bir şiir gönderdi kartpostalın arkasına saklanmış.

“Kuşların şiirlerinde parantez içiyim…

(                           )

Beni göremezsin.

Aynaların ifadesiyim

Seni duyamam…”

Kartpostallardaki adresini bulabilseydim, onu görmeye gidecektim. Bir mektup gibi elinden tutacaktım. Oysa onun tüm mektuplarını, ondan önce Posta Telefon Terbiye Müdürlüğü okuyormuş. Bana bir yılbaşı fotoğrafını göndermedi diye çok üzülmüştüm. Oysa Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu’nda fotoğraf çektirmek de yasakmış. En güzel anılarını bana gönderemedi. Belki de iyi oldu. Hepsini yazmış bulundu.

Ona yazdığım şiirleri ona ulaştıramayınca, tüm yazdıklarımı bir horasan atına anlattım. Onu yün ipliklerle duvar halısına nakışladım. Nazarlık niyetiyle hediye gönderdim. Nazarlık muskadır diye içeri almışlar. Duvarlarına asmışlar. Halı önüne oturmuşlar.

Ben eski bir yarış atıyım

Nerde kalabalık görsem koşarım

Her silah sesi duyuşumda hayata sıfırdan başlarım.

En büyük korkum ne ayağımın kırılması ne de bir kasap dükkânı

Akşam olması ve uyumaktır dört ayak üstünde…

Ben eski bir yarış atıyım

Nerde bir yılkı atı görsem özlerim

Her fesleğen kokusunda hayata sıfırdan başlarım.

En büyük korkum ne fuarın bitmesi ne de bir atlı karınca olmak

Sabah olması ve uyanmaktır dört

ayak üstünde…

Ben eski bir yarış atıyım

Beni vursalar

rüyalarımda koşarım.

Ben eski bir yarış atıyım

Artık koşmuyorum

Duvardaki halıdan bakıyorum sadece size…

balkonda söyleyemediğime üzülmüştüm

Ne kadar da güzelsiniz.

Barış Aydoğdu
Barış Aydoğdu
1975 yılında İzmir’de doğdu.İlkokulu Şirinyer Vali Rahmi Bey İlkokulunda okudu.Daha sonra ailesiyle birlikte Antalya’ya taşındı ve uzun süre İzmir’e uzak kaldı.İzmir’e dair öyküler yazarak yazılarına başladı.Çiftçiliği bırakmak zorunda kalan aileleri,tarladan madene inen çiftçileri, üreten köylümüzü anlatan öyküler ve Batı Antalya Gazetesinde yazılar yazdı.”Yumruk Sıkkını “ (2024) destek yayınlarından çıkan öykü kitabıdır. Kollektif Öykü kitaplarında, yerel dergilerde, öykü ve şiirleri yayımlandı. Antalya Film Ekibinde yapımcılık,senaryo yazarlığı ve kısa filmlerde de oyunculuk yapmaktadır.

POPÜLER YAZILAR