Salı, Ağustos 11, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Buzdağını Yok Et, Derya

Film bitmişti. Işıklar yanmıştı. Herkes ayağa kalkmıştı. Ben ise ağlamaya devam ediyordum. Çünkü benim için film yeni başlıyordu. Henüz on üç yaşındaydım ve Titanik hücrelerime bir gemici düğümü atmıştı.

O gün bunun yıllarca süreceğini asla bilmiyordum. Yıllar geçiyor ve ben büyüyordum. Ama ne zaman içimde tarif edemediğim bir ağırlık hissetsem, dönüp kendimi aynı gemide buluyordum.

Önceleri ben de güvertedeydim. Kollarım açıktı. Rüzgâr yüzüme çarpıyor, deniz sonsuz görünüyordu. O yaşlarda insan, denizin sonu olduğuna inanmıyor. Buzdağı varsa bile çok uzakta sanıyor. Hep başkalarının hikâyelerinde sanıyor. Öyle yaşadım yıllarca.

Bazen güvertede koştum, bazen dans ettim, bazen kaçtım… Sonra bir gün fark ettim ki ben artık güvertede değilim. Kimse bana, “Aşağı in,” demedi. Nasıl indiğimi de bilmiyorum. Ama hayat beni kazan dairesine indirmiş. Kömür tozu yüzüme sinmiş. Kürek elimde ve her kürek atışımla gemi biraz daha hızlanıyor. Acı olan buzdağı değil. Acı olan, ona doğru kendi ellerimle yol alıyor olmak. Hem de hiç durmadan.

Meğer o gün atılan düğüm, kalbime değil; beni o gemiye bağlamış. Eskiden önümde yıllar vardı. Şimdi ise önümde mesafeler var. Her haber biraz daha yaklaştırıyor beni. Bir cenaze… Bir hastane odası… Tanımadığım insanların ölümleri bile aynı gemiden denize düşmüş insanlar gibi geliyor bana.

İnsan kırk yaşından sonra ölümden korkmuyor. Ölümü bildiği hâlde sofraya oturabilmeye çalışıyor. Çocuğunu okula gönderebilmeye… Annesine sarılabilmeye… Babasının sesini dinleyebilmeye…

Yorulduğum şey ölüm değil. Onu beklemek. Bugün Derya aradı. İçimde ne varsa bir çırpıda anlattım.

“Senin için ne yapabilirim?” dedi.

Hiç düşünmeden, “Buzdağını yok et Derya,” dedim. Sessiz kaldı. Sonra usulca, “Yok edemem,” dedi. “Ama belki bir sandal gelir.” Telefon kapandı. Ben ise hâlâ o cümlenin içindeyim. Sandal gelsin mi? Buzdağı yok olmayacak. O gemi oraya çarpacak.

Çekmecemde tek kalmış bir küpe var. Diğeri yıllar önce kayboldu. Atamıyorum. Ve takamıyorum. Yepyeni duruyor. Ama tek başına hiçbir kulağa da asılmıyor. Bazen onu elime alıyorum. Sonra usulca yerine bırakıyorum. Sanki ben de onun gibi… Öylece kaldım. Eksik olduğum için değil, beklediğim için yerimi bulamıyorum.

Titanik’in son sahnesini düşündüğümde artık Jack gelmiyor aklıma. Rose geliyor. Yaşlanmış. Elinde kolyesiyle denize bakıyor. Eskiden o sahneye üzülürdüm. Şimdi başka bir şey hissediyorum. Bazen onu kıskanıyorum. Yaşlandığı için değil. Filmi bitirdiği için. O artık neyi kaybettiğini biliyor. Ben ise neyi kaybedeceğimi biliyorum. İşte bütün fark bu. Rose kolyesini denize bırakabildi. Çünkü vedasını yaşamıştı. Benim küpem hâlâ çekmecede. Çünkü benim vedam henüz gelmedi. İnsan geçmişini taşımaktan yorulmuyor. Henüz yaşanmamış acılarını taşımaktan yoruluyor. 

Ben kazan dairesindeyim Derya. Kürek elimde. Buzdağını kimse yok edemiyor. Ama olur da bir gün gerçekten o sandal gelirse… Gemiyi kurtaramam. Denizi değiştiremem. Sevdiklerimi sonsuza kadar yanımda tutamam. Ama belki… kazan dairesinden çıkarım. İlk kez küreği kendi ellerimle seçerim. Sona yetişmek için değil… Biraz daha yavaş yaşamak için.

Çünkü sandalın güzel yanı, gemiden küçük olması değil. Rotasını senin belirlemen. Belki o zaman… Çocuklarımın sesini acele etmeden dinlerim. Annemin yüzüne biraz daha uzun bakarım. Babamın sessizliğini ezberlerim. Ve günün birinde, gerçekten yaşlanırsam… Elimde bir kolye olmayacak. Belki hâlâ tek bir küpem olacak. Ama umarım o gün geldiğinde şunu söyleyebilirim;

“Buzdağını hiç kimse yok edemedi. Ben de edemedim. Ama ona doğru giderken gökyüzüne bakmayı unutmadım.”

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Merve Zorlu
Merve Zorlu
1985 İstanbul doğumludur. Ülkesinin hikâyesini önce yollarında tanımış; Turist Rehberliği eğitimiyle Türkiye'nin dört bir köşesini keşfederken ona duyduğu hayranlığı daha da derinleştirmiştir. Uzun yıllar bankacılık sektöründe çalıştıktan sonra rotasını yeniden sanat ve edebiyata çevirmiştir. Psikoloji, felsefe, sosyoloji, mitoloji ve dinler tarihi başlıca ilgi alanları arasında yer alır. Çeşitli kültür ve sanat çalışmalarında yer almış, yazıları farklı mecralarda yayımlanmıştır. Hâlen cam sanatı alanında ustalık eğitimine devam etmekte; öykü, çocuk edebiyatı ve senaryo anlatısı üzerine çalışmalarını sürdürmektedir.

POPÜLER YAZILAR