Cuma, Mayıs 1, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

İhanetin Adı Yok

Bora mühendislik okumuş, okulu bitirince babasının desteğiyle kendi şirketinin başına geçmişti. Şirkette zamanla iyi bir yere geldi. Sonrasında kendinden daha az eğitimli olan Emel’le tanışıp hemen evlendi. Onu bilinçli bir şekilde seçti. Bir üstünlüğü olmalıydı erkeğin. Ona göre kadın kısmı çok da söz sahibi olmamalıydı. Hemen hemen hiç ortak noktaları yoktu ama bunlar önemli değildi. O, onu evde bekleyecek, sadık, her ihtiyacını karşılayacak ve çocuklarının annesi olacak birini istiyordu. Her şey tam da hayal ettiği gibi şekillendi. Dışarıya karşı moderndi ama özel hayatında geleneksel bir aile yapısını tercih etti.

İlk zamanlarda sadıktı karısına ama zamanla yetinemedi, o da dışarıya bakmaya başladı. Farklı farklı kadınlar gelip gidiyordu. Yakışıklı bir adam değildi, hatta kısa boylu ve şişmandı. Tüm bu geçici ilişkilerinde, herkes gönlünü eğlendiriyordu, dahası yoktu. Bu şekilde yaşayıp gidebilirdi. Karısı da hiç sesini çıkarmıyordu. Şüphelense de bilmemek herkes için en iyisiydi. Nasıl olsa hepsi gelip geçiciydi.

Emel ortaokul terkti. Kocasıyla tanıştığında tüm hayallerinden vazgeçmiş durumdaydı. Çok katı bir babadan kaçmak için evlendi. Evlendikten sonra da kendini tamamen ona adadı, zamanla da sevmeyi öğrendi. Hayatında ne var ne yoksa eşi ve çocuklarıydı. O da biliyordu onun kaçamak ilişkilerini. Eve taşımadığı sürece yuvasını bozmak istemiyordu. 

Bora, kendine karşı koymaya çalıştı ama bu kez çetin cevize çattı. Öyle bir kadınla tanıştı ki ömrünü ona feda edebilirdi. İlk kez kendisi olduğu için sevildi. En yakın arkadaşı Ahmet tanıştırdı onları. Kadın aklından bir türlü çıkmadı. Onunla yatıp onunla kalktı. Normalde, dışardaki kadını eve taşımaması gerekiyordu, kuralı buydu ama sınırı çoktan aştı. Nasıl oldu da bu noktaya geldi? Kendince çizdiği tüm sınırları yıktı. Bu kadın hiçbir kurala sığmadı. Kısa sürede kadınla sevgili oldular. Bu bir ilkti. İşlerin bu kadar ileri gidebileceğini hiç hesaplamadı. Karısını aldatmaktan ilk kez rahatsız oldu. İş artık cinsellikten çoktan çıkmıştı. Devamlı konuşmak ve görüşmek istedi sevgilisiyle. Sevgilisi de ona karşı boş değildi, ilk görüşte âşık olmuşlardı.

Adamın gün geçtikçe karakteri değişti. Evde karısıyla kavga etmediği bir an yoktu. Eşinin varlığından ve onunla ilgili her şeyden tiksindi. Karısı da onun bu hâllerine artık dayanamadı.

“Birisi mi var Bora?”

“Efendim? Onu da nereden çıkardın? Bir şeyinizi eksik mi ediyorum?”

“Çok değiştin bu son zamanlarda. Her şeye kızıp bağırıyorsun.”

“Suçu kendinde ara, bende değil! Çocuklarla da seninle de ilgileniyorum daha ne yapayım? Paranız da aşınız da var!”

“Eve geldiğinde üstün başın hep kadın parfümü kokuyor. Ayrıca sigara da kokuyor.”

“İş adamıyım ben, başka insanlarla görüşmem gayet normal değil mi? Sen sorun arıyorsun! Memnun değilsen çekip gidersin!”

“Öyle mi diyorsun! Çocuklarımı da alıp giderim, çocukları da göremezsin!”

“Gidip de ne yapacaksın? Çocukları rüyanda görürsün! Çalışmak nedir, senin ondan bile haberin yok! Çocukları alıp gidecekmiş. Git, nereye gidiyorsan defol git! Geri dönmek için yalvarırsın sonra, benden söylemesi! Aklını başına topla!”

Ertesi gün, kadın çocukları da alıp ailesinin evine gitti. Bora üzüleceğine kendini rahatlamış hissetti. Sevgilisiyle istediği gibi konuşup görüştü. Ona pahalı hediyeler aldı. Bu durumun kısa süreceğini bilse de keyfini çıkardı. Hatta, sevgilisinin sosyal medyada birlikte çekilmiş fotoğraflarının paylaşmasına da göz yumdu. Sevgilisi evli olduğunu bilmiyordu. İki hafta geçtikten sonra Emel’i ve çocukları almaya gitti. Tüm suçu da eşine attı. “Bu ayrılık da ona ders olsun,” dedi!

Emel, o güne kadar hepsine göz yummuştu. Hepsine susmuş, hep içine atmıştı. Kadınlık içgüdüsü ağır bastı bu kez. Bora, düzeni bozulsun istemedi. Sevgilisi için yuvasını da bozacak değildi elbette! Böyle güvenli bir hayatı kimse için feda edemezdi. Ele güne karşı ne diyecekti. Yavaş yavaş bitirmeye karar verdi. Eşinin gönlünü bir demet çiçekle aldı. Ahmet de onunla uzun uzun konuşup, yuvasının dağılmasına engel oldu. Onun bir baba, iş adamı ve eş olduğunu hatırlattı.

Son zamanlarda seyrek görüştüğü için sevgilisi Bora’yı iyice bunaltmaya ve ona sitem etmeye başladı. Evli olduğunu öğrendi. Bunu, onun yanına kâr bırakmayacaktı! Ev telefonunu bir şekilde öğrendi, bu devirde tüm bilgilere ulaşmak kolaydı. Eşine ulaşıp olan biten her şeyi anlattı. Bora inkâr etti, aslında kadının ona yaklaştığını ama yüz vermeyince de böyle bir şey uydurduğunu söyledi. Eşi ona inanmadı çünkü kadın, birlikte çekildikleri fotoğrafları da gönderdi. Eşi, çocukları da aldı ve geri dönmemek üzere annesine gitti.

Bora dönülmez bir yola adım attı. Hayatında ilk kez kendini gerçekten yapayalnız hissetti, oysa eşi evdeyken de hep yalnızlığından etrafına bakmıştı. Hep cinselliğe yordu ama şimdi ne kadar acınası bir yalnızlık içinde olduğunu idrak etti. Kendine ihanet edip boş bir dünya kurmuştu. Eşiyle evlenmeden önce de âşık olmuştu ama hiçbiri onunla ilgilenmemişti. İlgilenmiş olsalardı, muhtemelen karısını eş olarak seçmezdi. Çocuklarını ve karısını elbette seviyordu. Daha doğrusu varlıklarını seviyordu. Evliliğin sosyal açıdan verdiği imaj, onu rahatlatıyordu. Şimdi hepsi yok olup buhar oldu. Yanında ne ailesi ne de sevgilisi vardı. Kendisiyle ilk kez yüzleşmek zorunda kaldı. Ölesiye yalnızdı. Sehpanın üzerinde duran oyuncak arabaya gözü takıldı, içini büyük bir hüzün kapladı. “Kendine ihanet etmenin bir adı yok,” dedi sessizce.

Emel, tüm ihanetlere sustu ama bu kez nihayet kendini seçti çünkü kocası bu kez çok ileri gitmişti. Ulu orta aşk yaşamıştı. Bu kadarını kadınlık gururuna yediremedi. “Sadakat, bir başkasına verilen sözden önce, insanın kendine olan borcudur,” diye içinden geçirdi.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Tülay Derici
Tülay Derici
Lisansını Yıldız Teknik Üniversitesi Fransızca Mütercim-tercümanlıkta, yüksek lisansını Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinde tamamladı. 2009-2012 yılları arasında Ankara Üniversitesi Tömer'de Fransızca ve Yabancılara Türkçe okutmanlığı yaptı. 2012 yılından bu yana Galatasaray üniversitesi hazırlık bölümünde Fransızca öğretim görevlisidir. Neyya Edebiyat Öykü Atölyesinde, 12 haftalık Yaratıcı Yazarlık eğitimini tamamladı. Fotoğrafçılığı, okumayı, yazmayı ve kedisi Aristo'yu çok sevmektedir.

POPÜLER YAZILAR