Pazartesi, Şubat 9, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Gece Kraliçesi

Her sabah aynı ses.
Sevimsiz bir zil.
Fabrika sireni gibi.
Çalınca hepsi sıraya diziliyor.
Alı al, moru mor.
Renklerini kabartıyorlar.
Gövdeler geriliyor, yapraklar siper gibi açılıyor.
Güneşe dönük yüzler.
Gösteri başlıyor.

İte kaka sıranın en sonuna bırakıyorlar beni.
Gölgedeyim.
Güneşle pek aram yok.

Girişte tahta zemine çivilenmiş ince bir levha:
“AÇMAK BİR GÖREVDİR.”
Altında madde madde sıralanmış:

  • Sabah 06.00’da yapraklar açık olacak.
  • Kök hareketleri gözlemlenecek.
  • Güneşe ilk dönen +1 puan
  • Solgun yaprak: uyarı cezası
  • Gereksiz bekleme: çürümeye teşebbüs
    Kurallara uymayanlar ya budanıyor ya da seranın en karanlık köşesine itiliyor.
    Yan tarafta başka bir pano:
    “GÜNÜN EN AÇANI”
    Her sabah yeni bir fotoğraf asılıyor.
    Kimi al, kimi beyaz. Kimi sırf uzun saplı diye seçiliyor.
    Bazılarının yüzü hiç görünmüyor bu panoda. En başından.
    Fotoğraflar asılırken kimse bana bakmıyor.
    Adımı bilmediklerini sanıyorum.
    Belki de bilmek işlerine gelmiyor.
    Ben de kendimi göstermiyorum.
    Ne yapraklarımı kabartıyorum ne gövdeme şekil veriyorum.

Bir ara biri fısıldıyor:
“İsyancı mısın?”
Sanmam.
Bu sadece…
Bir hâl.
Her sabah aynı ses tonuyla Şakayık söze giriyor:
“Bugün de ışıl ışıl yaprakların, Güneş Gülü…”
Dalkavukluğu hiç bitmiyor.
Güneş Gülü cevap vermiyor.
Yapraklarını biraz daha açıyor.
Öte yanda Orkide var.
Bakıyor.
Ölçüyor.
Gövdeleri tartar gibi.
Sessizliği serada uzun süre asılı kalıyor.

Kapı açılıyor.
Beyaz önlüklüler giriyor içeri.
Ceplerinde etiketler.
Ellerinde listeler.
Panoya bakıyorlar.
Sonra bana.
Biri eğiliyor.
Sapımı inceliyor.
Toprağıma basıyor.
“Bu neden hâlâ tomurcuk?”
“Geç açan,” diyor diğeri.
Etiket yapışıyor.
GEÇ AÇAN – GÖZLEM ALTINDA
Soğuk.
Sessiz.
Bir çiçeğe değil.
Doğrudan bana.
Açmadığım için değil, onların zamanına uymadığım için huzursuzlar.

Toprak başka bir saate göre nefes alıyor.
Köklerimde bana ait olmayan bir ritim var.

Ertesi sabah aynı seremoni başlıyor.
Kendini seranın kraliçesi sanan gül, yapraklarını bir o yana bir bu yana savuruyor.
Bir yanını kabartıyor, öbür yanını esnetiyor.
Kokusu süslenmiş.
Uğraşılmış.

Fısıldaşmalar.
Kıkırdaşmalar.
Bakışlar üzerimde.

Kimileri beni çoktan acınacaklar arasına yazmış.
Başka türlü bakılmıyor bana.

Yine geliyorlar.
Adımlarının sesi bu sabah daha uzun sürüyor.
Listeler biraz daha ağır.
Hareketsiz dudaklardan dökülüyor:
“Bu ayrık otunun bir cinsi mi, nedir bu?”
Etiket için fazla bir şey gerekmiyor.

Gün bitiyor.
Kimse veda etmiyor.

Gece oluyor.
Seranın üzerini kalın bir sessizlik örtüyor.
Gündüzün gösterişli yaprak sesleri sönüyor.
Camda ince bir ses:
Çıt.
Kurallar panosu soluyor.
Yazılar susuyor.

Rüzgâr içeri sızıyor.
Toprak kokuyor.
Unutulmuşluk gibi.
Diğerleri tedirginlikle kıpırdıyor.

İçimde bir şey yürüyor.
Adı yok.
Talimatı yok.
Zil çalmıyor.
Kimse bakmıyor.
Çiçeğim ağır ağır açılıyor.
Zorlanmadan.
Zorlamadan.

Koku yayılıyor.
İnce.
Keskin.

Gül gibi şatafatlı görünmüyorum.
Şakayık gibi zevzek de değilim.
Hesapsızlığım Orkide’yi şaşırtıyor.
Bana ait olan bu.

Herkes uyanıyor.
Kimisi toprağını şişiriyor.
Kimisi yapraklarını titretiyor.
Bazısı yalnızca başını çeviriyor.
Bakıyorlar.

Ve sabaha karşı geldiklerinde beyaz önlükleriyle, listeleri ellerinde ben solmuş oluyorum.
Ölçemiyorlar.
Etiketleyemiyorlar.

Açtım.
Kendi zamanımda.
Solup gittim.
O gece onlar yoktu.
Ben vardım.
Ve başka hiçbir şeye benzemiyordum.
Kendime benziyordum.
Çünkü ben,
Gece Kraliçesiydim.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Didem Gürhan
Didem Gürhan
1983 İstanbul doğumluyum. Türk dili ve edebiyatı öğretmeniyim, aynı zamanda redaktörlük ve soru yazarlığı yapmaktayım. Çeşitli dergilerde birçok incelemem ve öyküm yayımlandı. Kırıklar Atlası adlı bir öykü dosyam bulunmakta. Bir kedi ve çocuk annesiyim.

POPÜLER YAZILAR