8 Mart’ta sesimiz bir arada, sözümüz çoğalıyor.
Çünkü Kadınız Kolektifi’nin yazarları, bu özel günde içlerinden geçenleri paylaştı.

Kadınlar ne çok anlam ifade ediyor aslında hayatımızda, hiç düşündünüz mü?
Bir bebek, bir çocuk, bir genç kız, bir anne, bir anneanne, bir babaanne, bir teyze, bir hala, bir abla, bir kuzen, bir arkadaş, bir dost, bir sevgili, bir eş…
Bunca güzel şeyi bünyesinde barındırmak yetmezmiş gibi, bir de hayatımızı güzelleştirmek için onlarca meslek edinip, emek veriyorlar.
Bütün amaç, hayatı güzelleştirmek.
Kalbini, ruhunu ve zihnini temiz tutabilmiş bütün kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü kutlarım. Dünya üzerinde iyiye ve güzele dair ne varsa sizi kolaylıkla bulur umarım. Çünkü, bu dik gülüşün her milimini hak ediyorsunuz.

Kadın yağmur gibidir. Berekettir.
Keyfini kaçırdığını düşündüğün anlar olsa da o seni ve hayatını gizliden besliyordur.
Bir gün bakarsın ki, gökkuşağı çıkmış, bahçen şenlenmiş, toprağın beslenmiş, üzerinde çiçekler açmaya başlamıştır. Ve bunları sen farkında olmadan yapmıştır.
Sadece yağarken sabırlı olmalı, bereketine kucak açmalı ve biraz ıslanmayı göze almalısın.

Okula gönderilmemenin,
çocuk yaşta evlendirmenin,
dayağın,
istismarın,
aşağılamanın,
kısıtlamanın,
zorlamanın,
eşit işe az maaşın,
kahkahasına karışmanın,
giysisine söz söylemenin,
ataerkilliğin ardına saklanmanın,
“ya benimsin ya kara toprağın” diyebilmenin,
bir kadının yaşamı üzerinde hak iddia etmenin bir cezası yoksa
Kadının kutlanacak bir günü olamaz. Bir gün değil, her gün kadın!

Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun.
Nedir 8 Mart? Erkeklerle aynı işi yapan kadınların eşit işe, eşit ücret ve eşit sosyal haklar talep etmesidir. Kadınların ekonomik, sosyal ve siyasal olarak seslerini duyurmak için bir araya gelmesidir.
Dünya nüfusunun yarısını oluşturan kadınların, birlik ve dayanışma ruhu ile dil, din, ırk ayırımı gözetmeksizin kenetlenmesidir. Anne, eş, evlat rollerinin sorumluluklarını yerine getirirken, kadınların yaşamını kolaylaştıracak yasal düzenlemelerin yapılmasını sağlamaktır. Her kız çocuğunun okuması ve bir meslek sahibi olmasıdır. Siyasette kadınların erkeklerle eşit sayıda temsilidir.
Kadın cinayetlerinin son bulmasıdır. Kadının kıyafeti ve bedeninin siyaset malzemesi yapılmasından vazgeçilmesidir.
8 Mart Kadının haklarına sahip çıkmasıdır.

Bazen kadınlar yanar ama kimse görmez onları. Yaralanır, kırılır, incinirler derinden. Eksilirler belki ama asla bitmez aksine çoğalırlar.
Her yangında biraz daha büyürler aslında.
Küllerinden yeniden doğan kadınların topraklarıdır burası.
Her karanlıktan sonra, kendi ışığını yakacak kadar cesur kadınların.
Herkese ve her şeye rağmen hep yeniden ayağa kalkar, yeniden doğar.
Güçlüdür kadın, öyle ki, bazen bir duruşuyla bazen de bir susuşuyla dünyayı yerinden oynatır. Ama asıl sarsıntı gücünün farkına vardığı anda başlar.
Sessiz ama derin direnişin adıdır kadın, bağırmadan değiştirir dönüştürür çünkü.
Dünyaları yeniden kuran, hayatı yeniden şekillendiren tüm kadınların günü kutlu olsun.

Sevgili Kadınlar,
Bugün yalnızca bir takvim yaprağı değil; emeğin, direncin, merhametin ve aklın görünür olduğu bir gün. 8 Mart, Dünya Kadınlar Günü; ama kadınların mücadelesi ve katkısı yılın her günü hayatın tam merkezinde.
Kadın; sadece bir rol değil, bir dönüştürücü güçtür. Anne, evlat, yönetici, emekçi, sanatçı, bilim insanı… Hayata dokunduğu her yerde iz bırakır. Görünmeyen emeğiyle aileyi ayakta tutar, bilgisiyle kurumları büyütür, cesaretiyle toplumu ileri taşır.
Tarihten bugüne nice kadın; kalıpları yıkmış, sınırları aşmış, “yapamazsın” denilen yerde “yapıyorum” demiştir. Kimi bir okulda öğrencisinin elini tutmuş, kimi bir laboratuvarda bilime yön vermiş, kimi bir kürsüde adalet için konuşmuştur. Hepsinin ortak noktası: Umudu büyütmek.
Kadınların güçlü olduğu bir toplum, daha adil ve daha vicdanlıdır. Çünkü kadın, sadece kendisi için değil; çocuklar, yaşlılar, engelliler, doğa ve gelecek için düşünür. Empatiyi, dayanışmayı ve iyiliği çoğaltır.
Bugün; eşitliğin bir lütuf değil hak olduğunu, saygının bir seçenek değil zorunluluk olduğunu bir kez daha hatırlayalım. Kadınların emeğini görünür kılalım, başarılarını alkışlayalım, hayallerine omuz verelim.
Başta hayatın her alanında üreten, direnen ve ilham veren tüm kadınlar olmak üzere; kalbi iyilikle atan, aklıyla yol açan, cesaretiyle örnek olan tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.
Herkes birbirinin kurdu olur biz birbirimize yurt olalım.
İyi ki varsınız.

Sesimizi rüzgâra verelim ki sadece meydanlar değil en kuytu köşeler bile o hür fısıltıyla dolsun. Biz, bu toprağın hem kahrı hem de baharıyız.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun.

Bugün hayat hikayelerini gıptayla okuduğumuz yüzlerce kadın, kazandıkları kişisel başarıların ötesinde dünya tarihine yön verdiler. Öncü oldukları konular insanlığın ilerlemesinde çığır açtı. Cesurca ve kararlılıkla attıkları adımlar sayesinde, yürüdükleri yollardaki engelleri bir bir aştılar. Bugün medeniyet, toplumsal varoluş ve dönüşüme dair tuttuğumuz meşale onların ışığı ile yanıyor.
Kolektif olarak bizler de, alanlarında öncü bu isimleri saygıyla anarken ruhumuzla, aklımızla ve kalemimizle miraslarını yaşatmaya çalışıyoruz.

Ben Afife Jale. Sahneye çıkan ilk Müslüman Türk kadınıyım. Ben Marie Curie. Radyoaktivite kavramını bilim dünyasına ben kazandırdım. Nobel ödülünü kazanan ilk kadının. Ben Fatma Aliye. İlk Türk kadın romancısıyım..Ben Malala Yousafzai. En genç nobel barış ödülü sahibiyim. Ben Halide Edip Adıvar. İlk kadın savaş muhabiriyim. Aynı zamanda siyasetçi ve yazarım.Ben Yıldız Kenter’im. Türk tiyatrosunun gelişimi için varımı yoğumu ortaya koydum. Ben Gül Esin. İlk kadın muhtarım. Ve daha niceleri. Biz kadınız, biz varız, biz her yerdeyiz. Mustafa Kemal Atatürk’ün “ Kadınlarını geride bırakan toplumlar, geride kalmaya mahkumdur.” sözünün anlaşıldığı günler dilerim.
Dünya Kadınlar Günümüz kutlu olsun.

Takvimler bir kez daha 8 Mart’ı gösteriyor. Kendi adıma kadın olmanın tüm zorluk ve tehditlerine rağmen hiçbir zaman “keşke kadın olmasaydım” demedim. Pek çok kez yeniden başladım ama hiçbir zaman pişman olmadım yaşadıklarıma. Yaşadıklarımı kabul ettim. İnanıyorum ki pek çok kadın bu hisleri taşıyordur yüreğinde. Bu yıl gene bir sürü kadın cinayeti oldu, bir sürü kadın fiziksel ve ruhsal şiddet gördü, aldatıldı, iş hayatında erkeklerle eşit haklara sahip olmadan çalıştı. Hayatın ağırlığını yüreğinde taşıdı. Bir sürü öldü, bir sürü ağladı. Yine de kadınlık gururunu ayakta tuttu. Kadın olmanın zihinsel zenginliğini içinde taşıdı. Tüm dünyada ve ülkemizde kadınların hak ettiği saygıyı ve sevgiyi görmesi dileğiyle.

Kız çocuklarının sesini kısan, söz konusu kadın olunca şiddeti normalleştiren, “hayır”ı duymayan, adaleti yalnız teraziden ibaret sanan; kadını gülüşüne, yürüyüşüne, giyimine göre yargılayan; bizleri insan değil çiçek olarak görmeyi marifet sayan anlayışla mücadeleye devam edeceğiz.
Eşitlik bir jest değil, haktır.
Susmayacağız!
8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.

“Yuvayı dişi kuş yapar” derler.
Belki de bu söz yıllar içinde biraz eksik anlaşılmıştır.
Çünkü bir yuva sadece kurulmaz, yaşatılır.
Ve bir yuvanın varlığı iki kuşun emeğiyle sürer.
Her şeyi kadına bırakmak adil değildir.
Bir kadını en çok rahatlatan şey yanında sorumluluk alan,
duygusal emeği gören ve yuvayı birlikte düşünen bir eşin varlığıdır.
Belki de “yuvayı dişi kuş yapar” sözü hiçbir zaman bütün yükün kadının omzuna bırakılması değildi.
Çünkü eğer öyle olsaydı, bizim nesilden önce uçan kuşların yorgun kanatlarına bu kadar pansuman
yapmamız gerekmezdi.
“Bir kadının gerçek gücü her şeyi yapabilmesinde değil,
yaradılışına uygun yaşamaya başladığı yerde ortaya çıkar.”
Bu 8 Mart,
Kadınların sadece ne kadar güçlü olduğunu değil,
görünmez yükleri yalnız taşımak zorunda olmadıklarını hatırladığı bir gün olsun.

Güzel ülkemde kadın olmak, başlı başına bir mücadele maalesef. Erkek egemen bir toplumun belirlediği çerçevede her birimiz farklı savaşlar veriyoruz. Çocuk gelinleri; ezilen, katledilen, dövülen kadınları düşündükçe 8 Mart’ı kalbim kırık kutluyorum bu sene de.
En azından yapabileceğimiz şeylere odaklanıp kadınlara destek olalım. İş arıyorsa güvendiğimiz tanıdıklara soralım, durumumuz varsa bir kız çocuğunu okutalım. AÇEV, Koruncuk Vakfı, ÇYDD, TEV, KızKorDer gibi vakıflara katkıda bulunmaya çalışalım. Kız arkadaşlarımızın, ailemizdeki kadınların sorunlarını dinleyelim. Çevremizdeki çocukların istismar edilmesi durumlarına karşın algılarımızı açık tutalım.
Bunları unutmazsak, bu yüzyılın ağırlığını biraz olsun hafifletiriz.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’müz kutlu olsun. Güzel düşünen, vicdanlı, sevgi dolu tüm kadınların yüreğinden öpüyorum.

Kadınız biz.
Susturmak, durdurmak, yok etmek isterler bizi; her seferinde yeniden buluruz kendimizi. Kelimelerimizi, sesimizi, hayallerimizi çalmak isterler.
Ne kadar azaltırlarsa o kadar çoğalırız, bilmezler.
Her gün eksiltirler bizi; evde, sokakta, herhangi bir sebeple, herhangi bir şekilde…
Bir eksilirsek bin doğarız biz. Bir sayı değil, bir hikâyeyiz her birimiz.
Ataerkil düzenin istediği değil, kendi kalemimizle yazdığımız geleceğin peşindeyiz.
Sadece bugün değil, her gün yan yana yürürüz.
Birbirimizi umutla, dayanışmayla büyütürüz.
Bazen kanatlarımızı paylaşıp göklerde süzülürüz, bazen tökezlesek de yine el ele yürürüz.
Kadınız. Varız. Var olacağız.
Hikâyemizi, hak ettiğimiz o mutlu sonla, özgürlüğümüzle bitireceğiz.

Kadının eğitimli, farkındalık düzeyi yüksek, çok okuyan, çok sorgulayan olması bence kilit noktası. Bir toplumun geldiği noktayı, kültür düzeyini, entellektüel birikimini, gelişmişlik seviyesini merak ediyorsanız kadınlarına bakınız. İnsanların ilk öğretmenleri -anaları- kadınlar değilmi ? Biz kadın olarak sürekli kendimizi geliştirelim ki, ailemizden başlayarak dalga dalga büyüyüp topluma katkımız o derece artsın.
Atamız -Mustafa Kemal Atatürk- “Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir” diyerek kadının toplumdaki yerine dikkat çekmiş, ve daha 1920li yıllarda Türk kadınının ilerlemesi ve toplumda hak ettiği yere gelebilmesi için kadın hakları reformlarına imza atmıştır.
Biz de Türk kadınları olarak toplumu daha ileriye götürmede, kendimizden başlayarak, yeniliklere açık olup sürekli öğrenerek, bildiklerimizi aktararak, günceli takip ederek, sorgulayarak, sanatsal ve kültürel faaliyetler içinde olarak ülkemizin daha çağdaş daha ileri düzeye taşınmasına katkıda bulunalım.
Tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyorum.

8 Mart Dünya Kadınlar günü…
Aslında söylenecek çok söz var fakat isterim ki hiçbiri sözde kalmasın!
Mesela isterim ki,
Genç kadınlar başka kadınların bir şekilde zenginleşen kocalarını değil de başarılı kadınların başarılarını örnek alsın.
Başkalarından sevgi dilenmek yerine önce ve en çok kendini sevsin!
İsterim ki,
Başarılı kadınlar birbirlerini rakip olarak değil ‘yoldaş’ olarak görsün.
Dışarıdan gelen tehlikelerden de bahsetmek isterim ama mevzu uzar hanımlar, gelin biz önce meseleyi içeriden halledelim.
İlk önce birbirimizin kuyusunu kazmayı bırakalım.
Dario Fo’nun şu sözünü hayatımızın her aşamasında hatırlayalım, hatırlatalım.
‘Kadınlar yerlerinden kalkıp büyük bir kahkaha atarlarsa makamlarınız sarsılır!’

Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun
Bizler her gün kendimizi bir adım öteye taşıyarak gelecek nesillere örnek olmaya çalışıyoruz. Yerimizde saymıyoruz. Geriye bakmıyoruz. Gözümüz daha aydın ve daha refah bir gelecekte. Tüm çocuklarımızın eşit haklarla eğitim fırsatlarından yararlanabildiği, kendilerini potansiyelleri doğrultusunda gerçekleştirerek ülkelerine ve dünyaya katkı sağlayabildiği bir dünya düzeni için kalem oynatıyoruz. Bazen ter, bazen mürekkep… Bazılarımız dilimin ucuna gelip yazmaya çekindiğim bedeller de ödüyorlar. Bizlere seçme ve seçilme hakkı veren Ata’mıza minnettarız. Bunu pek çok ülkeden daha önce elde etmemize rağmen bugün içinde yaşadığımız ortam bizleri üzüyor.
Eve kapatılmak istenen, sadece kutsal analık tacıyla ödüllendirilerek kolundaki altın bilezikleri, parmağındaki pırlanta taşı kendine biçilmiş tek önemli değer olarak kabullenmesi beklenen biz kadınların “DEĞER” beklentileri küçük zihniyetlerin biçtiğinden çok farklı.
Bizler, bizlere yakışan değerlerle; eşitlik, hak, hukuk ve adaletin olduğu özgür bir dünyada nefes almak istiyoruz. Çocuklarımızı ancak böyle bir ortama emanet edebiliriz.
Daha aydınlık günlerde kutladığımız nice güzel günlerimiz olsun.

Kadın sadece dünyaya getiren değil, dünyayı tutandır.
Bir düşünceyi büyüten, bir toplumu ayakta tutan, bir geleceğe yön veren güçtür.
Bu yüzden yüce Atatürk’ün, “Yeryüzünde gördüğünüz her şey kadının eseridir.” sözü abartı değil, hakikattir.
Çünkü eser yalnızca bedenle değil, emekle, akılla, sabırla ve iradeyle kurulur.
Kadın, toprağın bereketi gibi görünmeden üretir; ama onsuz hiçbir şey kök salmaz.

Bir kadının attığı cesur adım, binlerce kadının yolunu aydınlatan bir meşaleye dönüşür. Bizler, farklı dillerde aynı direnci, farklı hayatlarda aynı zarafeti taşıyan koca bir nehir gibiyiz. Bir araya geldiğimizde oluşturduğumuz o devasa akış, dünyayı sadece değiştirmiyor; onu yeniden, daha adil ve daha şefkatli bir yerden inşa ediyor.
Birbirimizin sesine yankı, düşüne omuz olduğumuz her an, en büyük eserimizdir. Kendi varoluşunun farkında olan, sınırları nezaketle ve sarsılmaz bir inançla genişleten tüm kadınların günü kutlu olsun.

8 Mart, kadınların hediye beklediği bir gün değildir.
Neden hâlâ mücadele etmek zorunda kaldıklarını hatırladıkları gündür.
Bu gün, hakları gökten inmiş gibi anlatılan tarihin değil,
o haklar için direnen kadınların hafızasıdır.
8 Mart, Dünya Emekçi Kadınlar Günü’dür.
Çünkü kadınlar hâlâ eşit işe eşit ücret için,
hâlâ şiddetsiz bir yaşam için,
hâlâ insan yerine konulmak için mücadele ediyor.
Bu gün, çiçeklerin değil bilincin günüdür.
Gönül alma jestlerinin değil, hakikatle yüzleşmenin günüdür.
Biz gönlümüzün alınmasını istemiyoruz.
Yaşamak istiyoruz.
Eşit, özgür ve onurlu yaşamak.

Kadın…
Kadın nedir? Kadın, gelecektir. Kadın, aydınlık yarınlardır. Kadın, hayatın kökleridir. Kadın dayanışmadır. Kadın, umuttur. Kadın, gülümseyiştir. Kadın, güçtür. Kadın isyandır. Kadın, anadır. Kadın, sevgidir.
Kadınlar, güçlerini sevgiden, dayanışmadan ve vazgeçmemekten aldı. Yarının hikayesini, bugünden yazmaya başladılar. Öyküleri devam ediyor, hala burada ve şimdi.

Kadın olmak, bazen görünmez bir yükü taşımaktır.
“Sus” denen yerde konuşmak,
“Küçül” denen yerde büyümek.
“Olmaz” denen yerde var olmaktır.
Biz, Çünkü Kadınız Kolektifi olarak kelimelerden ve birbirimizden güç alarak sesimizi çoğaltıyoruz.
Yazdıkça iyileşiyor, paylaştıkça cesaret buluyoruz.
8 Mart, bir kutlamadan çok bir hatırlatmadır: Eşitliğin lütuf değil hak olduğunu, dayanışmanın ise en büyük gücümüz olduğunu hatırlama günü.
Birlikteyken daha güçlü, daha görünür, daha cesuruz.
Yüklerimizi omuz omuza vererek hafifletiyoruz.
Çünkü kadınız!

Kadının gülüşü mis kokulu bir bahçe değildir sadece;
aynı zamanda fırtınaya direnen bir ormandır.
Kıymet gördüğü yerde renklenir, çoğalır, dünyayı güzelleştirir.
Değerinin bilinmediği yerde susmaz;
toprağı yarar, kök salar, yeniden filizlenir.
Özgürce var olduğumuz,
sesimizin kısılmadığı,
emeğimizin görünmez sayılmadığı bir hayat için
yan yana, omuz omuza…
Köklerimizin birbirine güç verdiği bir dünya dileğiyle.

Kadın olmak; farkındalığın yüksek olması gerektiği bilincini de beraberinde getirir. Değer katmayı, üretkenliği, fonksiyonelliği içselleştirmiş kadınların, yaşama kattıkları güzelliklerin ve kıymetin toplumları nasıl rehabilite ettiği ve medenileştirdiği hususu tartışılamayacak kadar gerçektir. Hayata dokunuşlarının getirdiği farklı bakış açıları sanatta, edebiyatta, hatta doğada bir çeşit uyandırılmaya çalışılan zihniyetlerin aydınlığa kavuşması açısından da çok kıymetlidir.
Emeklerin değerlenebildiği, toplumun her katmanında bireysel ve kolektif seslerinin yankı getirdiği, hayattaki katma değerlerinin daha da fazla anlaşıldığı günler kadınlarla birlikte olsun… Nice anlamlı kutlamalara…

Bugün 8 Mart. Kutlama değil, bana göre yüzleşme günü.
Bu ülkede kadınlar hâlâ en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürülüyor. Hâlâ korunma talebi ciddiye alınmadığı için hayatını kaybedenler var. Hâlâ “iyi hal”, “tahrik”, “aile meselesi” gibi gerekçelerle şiddet hafifletiliyor. Kadınların yaşam hakkı pazarlık konusu olamaz.
Kadın olmak; korkarak eve dönmek, telefonunu elinde hazır tutmak, ses kaydı açarak yürümek demek olmamalı. Hiçbir kadın sevdiği, evlendiği ya da birlikte yaşadığı erkek tarafından tehdit edilmemeli. Sistematik şiddet ancak kararlı bir toplumsal iradeyle sona erer.
Artık suskunluk değil, sorumluluk ve yaptırımlar zamanıdır. 8 Mart; çiçekle geçiştirilecek bir gün değil, eşitlik sağlanana kadar sürecek bir mücadelenin adıdır. Kadınlar güvende, eşit ve özgür yaşamak istiyor.

“Özgür bir birey, başarısızlıklarının sorumluluğunu yalnız kendinde bulur, yüklenir onları: kadına ise her şey başkasından gelir, başkası sorumludur onun dertlerinden” diyor Simone de Beauvoir. Kadın, öyle kendi olmak istiyor, öyle var olmak istiyor ki; mücadelesi başkalarıyla savaşmaktan gelmesin, derdini sahiplenebilsin, sorululuğunu üstlenebilsin… İnsanca yaşam yalnız aydınlıkla, çiçeklerle örülü değil ya…
Marteniçka (martenitsa) ayı geldi işte! Kırmızı beyaz iplerin sicim gibi dolanarak, dilekler dilenip bileklere takıldığı mart ayı. Leylek ya da kırlangıç görülene kadar bekler, sonra çiçek açmış bir ağaca bağlayıveririz.
Olmayan dilekler, sonu gelmeyen mücadeleler yoruyor insanı. Bırakın da kadınların mücadelesi, insanın açtığı dertlerle değil de yaşamla olsun! Yaşamı güzelleştirmekle ilgili olsun!

Dik dur kendin için,
Güçlü dur tüm kadınlar için,
Kendi hikayenin kahramanı olmak için,
Eşitlik ve özgürlük hepsi, bizim için
Yaşasın kadın dayanışması
Yaşasın 8 Mart

Bütün kadınlara, kararlarını, kendilerinin alabileceği bir ÖZGÜRLÜK
ulaşmak istedikleri hedeflere ulaşmak için yıkılmaz bir İRADE, ne kadar değerli olduklarını, başkalarının düşüncelerine bağlamayacak kadar ÖZGÜVEN ,
gerektigi takdirde, hayatla tek başına başa
çıkacak GÜÇ,
her zaman devam etmek için CESARET, hayaller kurmaya sebep bulacak kadar
UMUT
bunları yaparken KADIN olduklarını unutmayacak kadar ZARAFET diliyorum.

‘Sözcükler: yapmaya ve yıkmaya yararlar.’ diyor Elena Ferrante.
Biz bugün bizi eksilten ne varsa yıkıyor, yerine dayanışmayı, özgürlüğü ve ‘ben’ demenin gururunu inşa ediyoruz. Hayatı kelimeleriyle, elleriyle ve yüreğiyle yeniden kuran tüm kadınların
8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.
Yıkıp geçtiğimiz her engel, yeşerttiğimiz her yeni umut bizim imzamızdır.



