Sosyal medyadan korkmamın tek sebebi olmamakla birlikte bir sebebi de “hap bilgi” tarzı videolar. Bir diğer sebep ise dünyanın dört bir yanından her an erişebildiğimiz felaket haberleri ve felaket senaryolarının yaydığı korku kültürü.
Çoğumuz gerçekten kötü çocukluklardan çıkıp şimdinin ebeveynleri olmuş insanlarız. Hayır, “Annem bana bağırdı,” tarzı travma sanılan şeylerden bahsetmiyorum; bahsettiğim kimimizin maruz kaldığı ciddi ihmalkârlıklar. Bunu değiştirmeye çalışan ve bu sebeple de “Zincir kıran” diye tabir edilen bir nesil ebeveynin yeterince kaygıya, korkuya, hatta kitabi bilgilerle robotik davranışlara boyun eğdiğini düşünüyorum.
Çünkü içgüdüsel ve dürtüsel ebeveynliğimiz, bize yapılmış ebeveynliğin aynısı. Yalnız son birkaç yıldır sosyal medyada yaygınlaşan bu “hap bilgilere” aşırı maruz kalıyor ve çocuğumuza “Ekranın fazlası senin dikkatini ve algılama becerini mahvediyor,” derken bile iki üç kere düşünmeye itiliyoruz.
Bir kısmımız ipin ucunu kaçırıp “helikopter ebeveynlik” kadar sert bir uca savruluyor, diğerleri ise çabalamaktan ve ağzından çıkacak her cümleyi, her bir davranışını zapt etmeye çalışıyor. “Doğal ebeveynlik” çok ama çok azımızın uygulayabildiği bir hâle dönüştü.
Aynı şey ikili ilişkiler için de geçerli… “Asla affetme!” diye atılmış video başlıkları, özdeğerle ilgili bir sürü kelam, keskin kelimeler, kesin yargılar dolu bir camia oldu burası. Belki de benim akışım bu hâlde, bilemiyorum fakat bildiğim şey, üzerimize aldığımız ve her gördüğümüze “Doğru mu acaba? Ben hangilerini yapıyorum acaba? Hangilerine dikkat etmeliyim acaba?” diye ömrün geçmeyeceği ve geçmediği.
Belki çevremiz, belki ailemiz, fakat en çok da kendimiz tarafından bu kadar yargılandığımız bir hayatta bir de bu videoları izledikçe, “bir bilen” tarafından da her içerikte yargılanıyorum hissi şahsen bana çok fazla geliyor.



