Savaşların ve siyasal şiddet eğilimlerinin, kadınları nasıl etkilediği hepimiz için aşikâr. Siyaset dilinin bu kadar kirlendiği bir dönem yaşanmadı bu ülkede. Tüm eleştiriler kadın bedeni üzerinden yapılıyor. Oysa bu coğrafyada her gün onlarca kadın şiddete uğruyor ya da öldürülüyor.
Çünkü bu ülkede “Kürtaj yasaklanması gereken bir cinayettir,” diyen bir ERK, çocuk evliliklerine çanak tutan bir yasal düzen, “Tecavüze uğrayan ve hamile kalan kadınlar çocukları doğursun, devlet onlara bakar,” diyen bir üst akıl var.
Ya da, Yargıtay’ın “Evlenme teklifini kabul etseydi öldürülmezdi,” diyerek, katili serbest bıraktığı, garip bir düzende yaşıyoruz. Düşünsenize, tecavüz yarım kalmış diyerek, tecavüzcünün aklandığı bir ülke burası…
Korkunç bir üst akıl yönetiyor bizi. Tamamıyla erkeğe hareket kabiliyeti kazandıran, kadını baskı ile sınırlayan, değersizleştiren bir anlayış bu. İşte sırf bu yüzden İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’nin kabulu bu ülke için çok değerli. Malum, bir gece yarısı İstanbul Sözleşmesinden çıkıverildi . Kadın hâlâ ötekileştirilmeye devam edilsin diye…
Güçlü, umutlu, sevildiğini bilen, yüzü gülen kadınlar oldukça bir ülkenin yüzü aydınlanır. Ne yazık ki bunu yıllardır kimseler anlayamadı ya da anlamak istemedi.
Düşünün bir kere, bu ülkede toplum vicdanını acıtan her olayda sokaklara ilk önce dökülen kim?
Mesela, zeytin ağaçlarını kocaman yüreğiyle koruyan, yollara dökülüp yeni çıkan yasaya itiraz eden kim?
İsteyen istediği yere gitsin denilen, oysa maske takmaktan yüzleri yara olan, en zorlu eğitimi aldıktan sonra, en ağır şartlarda çalışan, şiddete maruz kalan, çalışma şartları iyileştirilmeyen doktorlar ve sağlık çalışanları için hastane önlerinde grevlere katılanlar kim?
İşlenen kadın cinayetlerinde, katillerin iyi hâl indiriminden yararlanmaması için mahkemeleri dolduranlar kim?
Ege’nin en güzel koylarına termik santral yapılması kararına kale gibi karşı çıkanlar kim?
KADINLAR…
Bu dünyayı kadınlar kurtaracak. Bırakınız erkekler sadece savaş çıkarsınlar. Bize çözüm lazım artık. Yasa lazım, uygulama lazım. Bize temiz bir dil, vicdan lazım. Tarafsızca sarıp sarmalayan, iyileştiren, kollayan, gözeten bir zihniyet lazım.
Bu ülkeyi kadın duyarlılığı, kadın dayanışması ve kız kardeş birliği kurtaracak.
Kadınların öldürülmediği, şiddete maruz kalmadığı, ötekileştirilmediği, kadın bedeni üzerinden siyaset yapılmadığı daha aydınlık yarınlar dileğimle….



