Cumartesi, Kasım 22, 2025

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Ölmeyen Tek Türk

Yeni düşünceler tohum halindeyken heyecan vericidir. Tohumun ehil ellerde oluşu da onun nereye, nasıl ve hangi koşullarda ekilmesi kararı için referanstır. Kurtuluş savaşı yıllarında ve sonrasında, yeni tohum olan devrim ve inkilâplar bir ömür minnetle, teşekkürü borç bileceğimiz Mustafa Kemal’in ellerindeydi. 

Ülkenin önündeki en önemli engellerden biri gerici düşüncelerdi. İnkilâplarını gerçekleştirebilmek, yeni görüşlerinin tohumları ekmek için de özellikle bile bile gerici alanları seçen Mustafa Kemal, her gittiği yerde mesajlarını yüksek sesle dile getirirdi. Kadınların Osmanlı’dan beri bulunduğu yegâne yer, gerçek dünyadan uzak tutularak yaşamasına karar verilen erkek egemen dünyaydı. Kocasıyla birlikte sokağa çıkan kadın, kocasının arkasından yürümekteydi. Toplantılara kadınlar alınmaz, alınırlarsa da arada perde bulunurdu.

Ankara’da bir öğretmenler kongresinde, erkek ve kadınların ayrı ayrı oturtulduğunu gören Mustafa Kemal, kadın öğretmenleri çağırmış olmalarına sevinmiş ancak erkeklerden ayrı oturtulduklarını gördükten sonra çok sinirlenerek yetkilileri yanına çağırmış. Bu olayın hiç hoşuna gitmediğini söylemiş, “Erkeklerin kendine mi güveni yoktur yoksa hanımların namusundan mı şüphe edersiniz?” diyerek kızgınlığını dile getirmiş ve kesin bir üslupla eklemiştir; “Bir daha kadınların ayrı oturtulduğunu duymayayım.” 

Bu olaydan sonra Mustafa Kemal her yerde kadınların ikinci plana itilmesine tepki vererek bu soruna ışık tutmayı ve bu ışığı da tüm memleketin görüp aydınlanması için çabalarını kuvvetlendirmiştir.

Kadınla erkeğin eşit koşullarda var olmalarına saygısını her yerde dile getiren Mustafa Kemal, Kastamonu’da bir konuşmasında;

 “Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlere bağlı kaldıkça öbür yarısı göklere yükselebilsin? Şüphe yok; ilerici adımlar, dediğim gibi iki cins tarafından birlikte, arkadaşça atılmalı, yenilik ve ilerleme düzeyinde aşamalar birlikte geçilmelidir. Böyle olursa devrim başarıya ulaşır. 

Bazı yerlerde kadınlar görüyorum ki, başına bir bez ya da peştamal ya da buna benzer bir şeyler atarak yüzünü gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere ya arkasını çevirir ya da yere oturarak yumulur. Bu davranışın anlamı nedir, ne demektir? Efendiler uygar bir millet anası, millet kızı bu garip biçime, sıkıntılı duruma girer mi? Bu hâl, milleti çok gülünç gösteren bir manzaradır. Derhal düzeltilmesi gerekmektedir.”

Bu konuşma karizmatik, medeni, üstün öngörülü, derin ve olağanüstü yenilikçi akla sahip bir liderin kadınlar için yaptığı tarihe not düşen en önemli konuşmalarından biridir diye düşünürüm her okuduğumda. Bundan sonraki yıllarda da bu konuşma ile başlayan hareket yerine ulaşacak, tüm düzeltmeler yapılacaktı. Belki şehirli kadınlarda hemen, geleneklere bağlı köylerde de yavaş yavaş benimsenecekti.

Bu geziden sonra yeniliğe açık İzmir’de bulunacak olan Mustafa Kemal, ilk Türk balosuna başkanlık edecek, yalnız Müslümanların ve eşlerinin çağrıldığı bu baloda davetlileri dansa davet edecek, Türkiye’de böyle bir kalabalıkta kadın erkek dans edebilme medeniyetine alıştırmaya başlatacaktı. Bugünden sonra da ilerici hareketlere çabuk uyum sağlayan İstanbul’daki davetlerde, daha sonra da Ankara Cumhuriyet balolarına her katıldığında, dansı toplumsal bir görev gibi yerleşmesi için çaba sarf edecekti. Amacı dans etmeye teşvik etmekten çok, kadın ve erkeği toplum içinde birlikte eşit şartlarda estetik kadrajda birleştirip, toplumun diğer kesimlerinde de görülüp, görünür kılınan kadına ve kadın-erkek yan yana bir yaşama tahammülü arttırıp yeni devrimlerin önünü açabilmekti.

Kadınların, kocalarının unvan ve görevleriyle anıldığı yıllarda isimlerini öğrenmek için bile çaba gerekmekteydi. Özellikle Türkiye’nin kalbi sayılan Ankara’da toplumsal hayat erkeklerin himayesindeydi. Kadın ile erkeğin bir arada olmamasına razı olamayan Mustafa Kemal, her fırsatta savaşa giden erkeğin yokluğunda geride kalan ailesinin evinde de dışarıda da ihtiyaçlarını omuzlayan, cephe gerisindeki vefakâr sayısız kadını ve hatta cepheye giden cesaretli kadını özgürleşme sürecinin başlangıcı kabul ederek her yerde dile getiriyordu. “Dünyanın hiçbir ülkesinde bu yüksek, bu fedakâr, bu ilahi Anadolu kadınıyla boy ölçüşecek kahramanlık örneği veremez,” diyordu.

Ona göre kadınların nefes alabilmesi için köklü değişimlere ihtiyacı vardı. Her yerde, her koşulda ve her sınıfta bunu gerçekleştirmek için akıllıca adım adım yürüttüğü etkili projeleri ve yöntemleri vardı. 

Cumhurbaşkanı olduktan sonra da her gittiği yerde kadınları yüzlerini açmaya teşvik etmeye çalışıyordu. Latife Hanım, onun söylemlerini destekleyecek şekilde kadınlara örnek oluyordu. Bir zaman sonra peçe yasaklanmamıştı ama artık gözden düşmüştü. Doğulu kalbi Batılı aklıyla Mustafa Kemal, olağanüstü öngörüsü ve medeniyet sevdasıyla birleştirmiş ve başarmıştı. Kadınlar toplumda uzun süre söz sahibi olamasalar da var olmaları, görünür olmaları için arkalarında Mustafa Kemal duvar gibi dimdik durmakta ve günbegün kadınları yüceltmekte, topluma erkeklerin gölgesinden çıkarmakta, kişiliklerine kavuşmaları için sabırla uğraşmaktaydı. Türk kadını Ata’sına minnettardı. Kadınların görünür olması, erkeklerle eşit haklara kavuşması yolunda atılan adımlarda Mustafa Kemal’in eşi Latife Hanım’ın da eşine sonsuz desteği vardı.

1926’da Medeni Kanun kabul edildi. İlk medeni nikâhı Mustafa Kemal kıydı. Bu kanun yılların ödülüydü. Osmanlı kadınının müthiş mücadelesi de vardı bu kanunun ardında. 

Bir günde sihirli değnekle gelmeyen bu kanun, Meşrutiyet’ten beri mücadele eden tüm kadınlara Mustafa Kemal’in en kıymetli armağanıydı.

Kadınlar, sonraki yıllarda da tüm mesleklere, en sonunda da siyasete girecekti. Toplumdaki sıkı tepkilere rağmen önce belediye seçimlerine katılma hakkı alacak, bundan on yıl sonra seçimlerde oy kullanma hakkı ve en sonunda da 1935’te T.B.M.M’ye on yedi kadın mebus seçilecekti.

Türkiye’nin medeniyete yürüyüşü, kutsal bir savaştı. Kalbinde memleket aşkı olanların medeniyete yürüyüşüydü. Mustafa Kemal önderliğinde tüm silah arkadaşları, mücadeleye destek veren erkekler ve kadınlar bu yürüyüşün kahramanlarıydı. 

Mustafa Kemal Atatürk, yüz yılların unutulmaz lideridir. Her yönüyle tartışılmaz bir önderdir. Devrimleri anlatmakla bitirilemez bir öngörünün, derinliğin, çaba ve aklın ürünüdür. Parlayan ülkesini de parlatan, ölmeyen, kalplerimizde hep ona layık olabilmek ümidiyle taşıdığımız, her yönüyle insan olmanın tüm özelliklerini en üst rütbeden gerçekleştiren, ülkesini ikna eden, hedeflerini gösteren, izinden gitmemiz için ulu yola devrimlerini özenle yerleştirendir. 

Ölmeyen tek Türk ATATÜRK’tür.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Berna Kiper
Berna Kiper
İzmir doğumlu, Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu. Yönetim Ve Organizasyon bölümünde yüksek lisansın yanı sıra 15 yıl eğitimcilik yaptı. “Bu Öykülerin Dili Var” isimli kolektif kitapta “Soğuk Pruva” adlı öyküsü yayınlandı. Onedio’da “Adalet Dediğimiz Olgu” ve “Korkmaktan Korkma” başlıklı iki makalesi yayımlandı. Evli, iki çocuk annesi.

POPÜLER YAZILAR