Bir başkadır yaz mevsimi. Özeldir. Hemen hemen herkesin bir an önce gelsin diye beklediği bir mevsimdir. Diğer mevsimlerden farklı olarak sadece güneşin olduğu, havanın insanı bunaltırcasına yakıcı olduğu bir mevsim değildir. Yaz, aynı zamanda aşkın da mevsimidir. Hoş, aşk sadece yazın değil dört mevsimde de yaşanan duygu yoğunluğu olmasına rağmen yaz mevsiminin ayrı bir havası vardır. Aşkın ne demek olduğunu bu mevsimde daha derinden yaşar ve anlarsın. Hiç beklemediğin bir anda, herhangi bir yerde bir güzel, kalbini çalar, âşık olursun. Ayrıca bütün bir yıl boyunca tüm yorgunluğunu ister tek başına ister sevgilinle, eşinle ya da ailenle olsun bu mevsimde atarsın. Bu mevsimde kızarmış ıstakoz gibi ateş olur, yanarsın. Kalbin pır pır olur, engelleyemezsin. Kıştan kalmış yorgun ve sönük yüzün bu mevsimde canlanır. Rakı, balık ve rokanın dayanılmaz lezzetine bu mevsimde varırsın. Kırılmış deniz kabuklarını toplar, hatıra diye saklarsın. Sevgiliyle sabaha kadar kâh bir otel odasında kâh kumların üstünde doya doya sevişirsin. İki sevgilinin bedenleri konuşur çılgınca, özgürce. Bir dolunay gecesi sevimli bir koyda sevgiliyle yüzer, yorulana dek öpüşürsün. Dudaklar dudakları ıslatır. Sevgiliyle birlikte akşam vakti sahilde bir taşın üstüne oturmuş yıldızlara bakar, kaç kere kaymış sayarsın. El ele kumsalda dolaşır, mutlu olursun. Yakamoz dibinde gitarınla aşkı besteler, çalar, söylersin. Hiç bilmediğin yerde, tanımadığın insanlarla dost olursun. Kumsalda, dalgalar kıyıyı yalarken koşarsın birlikte. Dostlarını etrafına toplar, uzun uzadıya sohbetler eder, biranı yudumlar, kahkahalar atarsın. Bilinmedik mekanları keşfe çıkarsın. Sabah uyandığında dalga sesleri ve yosun kokusu sana “günaydın” der. Çocukluğuna döner, dalgaların götüreceğini bile bile kumdan kaleler yaparsın. Gece yarısı kendini barlara atar, müziğin ve dansın coşkusuna kapılırsın.
Tüm bunlar yaşanmakla birlikte aynı zamanda ayrılığın da mevsimidir yaz. Sonbahar kapıyı çalmaya başlamış “ben geliyorum” demeye başladığı zamanlarda içini hüzün sarar. Coşku yerini durgunluğa bırakır. Gözlerinden akan damlalara engel olamaz, akıtacak yer ararsın. İçini dökecek birini ararsın ama bulamazsın. Bu durumda deniz imdadına yetişir. Dostun olur. Giden sevgilinin kumlarda ayak izlerini arar, bulduğunda yanına yatarsın. Sevgilinin ıslattığı dudak, kupkuru çöle döner. Belki de içinde yaşattığın kışa, geri dönersin. Dostlarla yaptığın sohbetler, yerini sessizliğe bırakır. Gitarınla hüznü, hasreti, besteler çalar söylersin. Akşam vakti bir taşın üstünde biranı tek başına içer, düşüncelere dalarsın. Sabah uyandığında yanında okuduğun kitabın kalır. Bir de yalnızlığın hınzır gülüşü…
Koca bir yazı arkada bırakır, bavulunu da yanına alarak sıkıcı şehrine geri dönersin. Hiç istemesen de…



