Salı, Ağustos 11, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Askıda Çiçek 

Bugün yılın en yoğun günü. Anneler Günü’nden sonra tabii. Yorulacak ama değecek de büyük ihtimalle. Geçen yıl vardı bir sevgilisi. Bozuk attı gece yarılarına kadar çalıştığı için. Hep mi böyle olacakmış, hiç kutlayamayacaklar mıymış? Bir gün sonraya sürprizleri patlattı, çünkü; “Bize her gün sevgililer günü canım, ne gerek var kutlamaya,” diyen adamlardan değildi çok şükür. Dükkânın önünden geçerken çiçekleri süzen, elini tuttuğu adamın kafasının içini okumasını bekleyen nice kadınla göz göze gelmişliği vardı. Sadece yılın bugünü çok çalışmalıydı işte, mesleğe özel bir durum, anlamak bu kadar mı zor? Neyse bir sene bile dayanmadı ilişki zaten. İyi ki de işleri birine bakıp çıkmamıştı o gün.

Sabah beşte kalktı, dünden siparişlerini verenlerin aranjmanları hazırlanacak, kuryeye verilecek, vakitli hazırlıklarını yapmayanlar için ortalık ayağa kalkacak. Gönderileni beğenmeyenlerin suçlusu olunacak. Muhtemelen çok az teşekkür alınacak. Olsun, arıza çıkmasın da. En önemlisi güller. Dünkü mezattan aldığı gülleri yerleştirdi, şakayıkların hepsi biter diye umdu. Bugünlerde genç kızların favorisi. “Pahalıyım, masumum,” diyorlar. Gerçekten mi seviyorlar, yoksa sosyal medyadaki fotoğraflar için mi hayalini kuruyorlar?.. Neyse ne, satın alınsın da. Kadın olsam, nergis severdim diye düşündü. İddiasız, saf, vazgeçmesi zor bir güzellik. Ne üstten bakan ne de değerinden azına razı olan… Orkide de çok gider bugün. Zahmetsiz, fazla düşünmeden, kadının hangi çiçeği sevdiğini bilmeden alır, yollarsın. Risksiz seçim. Lilyumlu aranjmanlar da yeni başlayanlara… Çok şey vaat etmeden görevini yerini getirenler için. Aranjmanlar çok subjektif bir konu. Ortaya çıkanı beğenebilirler de burun kıvırabilirler de. Mağazayı elden geçirip ilk siparişler gelene kadar bir kahve içebilirse iyi.

Selim de gelince yoğunluk başlayabilir. Bu çocuk yapabilecek mi bu işi? Aklı beş karış havada. Geçen gün şakayık isteyene şebboy hazırlarken son anda yetişti. Benzese bari. Annesine söz verdiği için mesleği öğretecek artık, kurtuluş yok. İlk telefon Sadık Bey’den. Karısına orkide, sevgilisine şakayık. Karısı bilmez mi şakayıklarıyla fotoğraf çekip koymayı, yıllardır ezbere orkide yolluyor. İkisi arasında haksızlık olmasa bari, aynı buketi gönderse ya. Karısına koydurduğu mesaj resmi, soğuk. “Kutlu olsun.” Diğeri alevli, ateşli.  

Ahmet Bey’in şoförü yine sürprizleriyle geldi. Kendi dışarıda otomobilinde. Telefonunu kurcalıyor. Siparişi dün vermişti o. Ne oldu ki şimdi derken… Meğer yıllar önce ayrıldığı sevgilisi aramış dün. Geçen gün, eskiden çiçeklerle yolladığı bir notu bulmuş da. Yıllardır kimse çiçek yollamıyormuş. Ahmet Bey de hislenmiş tabii. “Ona da bir buket ayarlayalım,” demiş. Vay be. Bazıları almak istediği çiçeği nasıl da söke söke alıyor.

Derken genç bir üniversite öğrencisi girdi içeri. Tedirgin, mahcup. Güllerin fiyatlarını sordu. Dört yüzü buket fiyatı sandı önce. Tekinin fiyatı olduğunu duyunca gözlerinin önünden bir bulut geçti, “Bugün böyle maalesef,” deyince “Eyvallah Abi,” dedi, çıktı gitti. Kolay mı, gülle de bitmiyor ki, yiyecekler içecekler. Ah be oğlum.

Saatler gülleri kovalıyor. Öğlene doğru dükkâna bomba düşüyor. Melih Bey’in asistanı. Melih Bey’in sevgilisi Alina, iki yüz elli gül istemiş. Duymuş ki iki yüz elli gül, “Tüm hayatımı sana adıyorum,” demek. Melih Bey farkında mı acaba? Bugün o miktarda gül bulmak mümkün değil. Zaten günün yarısı geçmiş, siparişlerin çoğu oluşturulmuş. Melih Bey itiraz kabul etmiyor. Kızcağız kırk yılda bir istemiş. Biliyor mu acaba, aynı zamanda gösterişli evlilik teklifi anlamına geldiğini? Alina kesin biliyordur. Tüm öğleden sonra gül aramakla geçiyor, tanıdık dükkanlardan, mezatçılardan. Melih Bey’i kırmak olmaz. Sıkı müşteri.

Tam o sıralarda günün ilk aksiliği peydah oluyor. Sadık Bey’in çiçekleri karışmış. Al bakalım. Sevgilisi hemen aramış, bu resmi mesaj da ne oluyor? Orkide mi, niye orkide? Asıl öbür taraftan hiç ses çıkmamış, büyük tehlike. Ateşli romantizm vaatlerini ciddiye aldıysa ayrı dert, almadıysa dev bir felaket. Ya da her şeyi biliyor ve ölüye yatıyor. Dur bakalım.

Nihayet iki yüz elli gül bulundu. Üstelik elli fazlasıyla. Belki son dakikacılar çıkar fazladan. Akşam beşte Melih Bey’in asistanından telefon gelene kadar zafer kazanmış komutan edasıyla beklerken, şimdi omuzlar düşük. Melih Bey, Alina’ya sinirlenmiş bir sebeple ve haddini bildirmek istiyormuş. Vazgeçmiş gülleri göndermekten. Olamaz. Üç yüz gül. İki gün içinde tüketilmesi gereken. “Hay ben sizin aşkınızın, sevgilinizin. Selim, bana büyükçe bir kâğıt, kalem getir.” İçinin ateşini söndürebilir mi, belli olmaz ama astığında yüzüne bir gülümseme yerleştiği kesin.

“Sevgililer Günü için Askıda Çiçek”

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Deniz Köker
Deniz Köker
1994 yılında İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi, Radyo Televizyon Bölümü’nden mezun oldum. Okurken de dahil olmak üzere 3 yıl boyunca TRT İstanbul Radyosu’nda çeşitli programlarda program yapımcısı olarak görev aldım. Çocukluğumdan beri yazmak hayatımın hep merkezinde oldu. Yazarak ifade ettim, yazarak iyileştim, yazarak anladım, anlattım. Öykü ve denemelerim, öykü dergilerinde ve fanzinlerinde yayınlandı, bunun yanı sıra 12 yıldır blog yazmaktayım.

POPÜLER YAZILAR