Cumartesi, Mayıs 2, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Sardunya

Mezarlığa kadar takip ediyorum onu. Üzerindeki siyah mantosu gibi ağır hareketleri. Omuzları çökmüş, gözleri yaşlı, yaşadıkları gerçek bir yas gibi görünüyor. Büyük bir çam ağacının gövdesine saklıyorum bedenimi. Onunla karşılaşmaya, konuşmaya hazır değilim henüz.

Dün yaşananlar düşüyor aklıma, o isimsiz bir mezarın üzerindeki yabani otları temizleyip bir yandan konuşurken… Neler anlatıyor acaba, duymayı istiyor muyum gerçekten? Sonra kızı Zehra’nın kan çanağı gözleri geliyor aklıma. Yavrucak sabaha kadar ağladı. “Yardım et Nurten Abla, annem delirdi yardım et, ben daha fazla dayanamayacağım buna.’’ Oysa ki hep neşelidir, pek kendinden bahsetmez. Benim kızla bir araya gelince kıkırdayıp dururlar saatlerce. Ne diyorlar, kız neşesi.

Benim işler kötüye gidip iflas bayrağını çekince taşındık bu mahalleye. Kiralar daha uygundu burada. Kendi evimizi kiraya verip oradan gelenle kutu gibi bir ev tutup artanla geçinmeye, hayata tutunmaya çalışıyorduk kızımla. Üst komşumuz Zehra ve annesi ile tanışıp kısa zamanda dost olmuştuk. İki ana iki kız. Zamanın çoğunu birlikte geçiriyorduk. Evlerimizi bağlayan merdiven kenarına iki sardunya saksısı koyduk, onlar çiçeklendikçe biz de iyileşiyorduk sanki. Her şeyi konuşmuştuk tek konu dışında. Zehra kininden, annesi kederinden girmiyordu o yasaklı konuya. “Babası ile arası çok iyiydi, onun ölümünü kabullenemedi, bizi bırakıp gitmiş gibi kin duyuyor ona,’’ diye anlatmıştı bana bir gün. O an bu çaresiz anneye içim acımıştı.

Dün akşam kapılarına bırakılmış bir zarf ile koptu kızılca kıyamet. Zehra’nın çığlıkları ile fırladık çıplak ayaklarımızla yukarıya. “Yeter artık!” diyordu genç kız. “Görmüyor musun anne, aldattı seni, kabul et artık, kendi yatağında bastın onları biricik kankanla!”

Duyduklarıma inanamıyordum, Zehra’yı sakinleştirmeye çalışıyordum sadece. Annesi zaten sakin görünüyordu. “Öldü baban kızım, büyüdün artık kabul et bunu,’’ diye sakince seslendi peşimizden biz merdivenlere yönelirken. Bunu duyunca Zehra iyice kontrolden çıktı, sardunya saksılarımızı merdivenden aşağı fırlatıp paramparça etti. Uzun süre konuşamadı, haykıra haykıra ağladı sadece. Sonra yorgun düştü, uyuyakaldı. Ben Zehra’yı kızıma emanet edip annesinin yanına çıktım.

“İyi misin?” diye sordum.

“İyiyim, merak etme. Ah Zehra’m kabullenemedi hâlâ babasının ölümünü. Sevim benim en iyi dostum, evleniyormuş davetiye göndermiş. Ayıp oldu, çok ihmal ettim onu, bir gidip teşekkür edemedim,’’ dedi gözlerini halıya dikerek ve ekledi, “Babasını kaybettiğimiz gün ben Zehra’yı okuldan almaya gitmiştim, sözleşmiştik diğer annelerle çocukları sinemaya götürecektik. Sonra ne olduysa eve gitmek istedi bizim kız, babasının aldığı kalpli çantayı takacakmış sinemada. Peki dedim, okul eve yakın sonuçta. Eve girdik, yatak odasından sesler geliyor, Zehra koşarak gitti odaya, kapının önünde kalakaldı yavrucak. Hemen gittim yanına, babası yatakta, Sevim kalp masajı yapıyordu ona. Ayrımız gayrımız yoktu, anahtarı vardı Sevim’in. Sağ olsun tam zamanında girmiş eve, Sadık’ın kalp krizi geçirdiğini görmüş, müdahale ediyordu. Sonrasını hatırlayamıyorum ama kurtaramadık.’’ Yüzü ifadesiz bakıyor, üzgün ama güçlü çıkıyordu sesi. 

Ben Zehra ile ilgilenmek için tekrar eve eve döndüm, yerde parçalanmış bir zarf vardı. Ne olmuştu da delirmişti bu kızcağız? Eve girdiğimde Zehra uyanmıştı. Söyleniyor, bir şeyler anlatıyordu kızıma. Kızımın gözleri kocaman büyümüştü şaşkınlıktan. Ben içeri girince Zehra bana dönüp tekrar anlatmaya başladı, elindeki buruşturulmuş kartı uzatarak “Utanmadan davetiye göndermişler Nurten Abla, bize bu yaşattıkları yetmezmiş gibi bir de davetiye göndermişler. Yedi yaşındaydım onları annemin yatağında, üst üste bulduğumda. Sevim güya annemin kankası, babam olacak o adi adamla ikisi bir olup aldatmışlar annemi, beni. Annemin aklını da alıp defolup gittiler hayatımızdan. Kendine bir masal uydurmuş annem, ‘Baban öldü, Sevim ona kalp masajı yapıyordu, kurtaramadık,’ deyip kendini aldatmaya devam ediyor. Biricik kocası, en sevdiği dostu aldatınca demek, insan kendini aldatmayı da tek doğru sanıyor. Yardım et Nurten abla, annem delirdi yardım et, ben daha fazla dayanamayacağım buna!’’

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Melda Segah Albayrak
Melda Segah Albayrak
1982 yılında Zonguldak’ta doğdu. İstanbul’da yaşıyor. Eczacı. Yazmaya günlüklerle başladı, kurgularla devam ediyor ve galiba bundan hiç sıkılmayacak.

POPÜLER YAZILAR