Pazartesi, Şubat 9, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Dostluğun Rengi

The Intouchables (Can Dostum) 2011

Engeller sadece bedende midir, yoksa yalnızca düşünceler de mi gizlidir? Bazı engeller sadece fikirlerde doğar ve orada yaşar. Dünyadaki yeni düşüncelere, farklı hislere ya da senden farklı olduğunu bildiğin kişilere kendini kapattığında oluşur tüm engeller. Görmek istemediğin, duymaktan çekindiğin, görmezden gelerek mutlu olmayı tercih ettiğin, aslında düşüncelere kendini kapatmaktır. Sen ne kadar kendini kapatsan da görmezden gelsen de bu gerçekler, ne değişecektir ne de farklı bir yöne evrilecektir.

Size insanlığa olan inancımızı tazeleyecek, duygularımızda yenilenmeye sebep olacak, ortak duygularda birleşmemizi sağlayacak bir yapımdan bahsetmek istiyorum. Bu filmin adı “Intouchables” Türkçeye çevrildiğinde “Can Dostum”. Size bu filmden ve bende bıraktığı izdüşümden bahsedeceğim. Zengin bir iş adamı olan Philippe, geçirdiği bir yamaç paraşütü kazası sonrasında boyundan altı felç olur. Driss ise hapishaneden yeni çıkmış, henüz iş bulamamış bir siyahidir. Philippe’in geçirdiği kaza sonrasında onunla 7/24 ilgilenebilecek bir bakıcıya ihtiyacı vardır. Driss ise işe alınacağından ümitsizdir. Ancak Phillipe ona bir şans vermek ister. Omar Sy’nın canlandırdığı Driss karakteri; cesur, esprili ve hayat dolu bir karakterdir. Francais Cluset ise Philippe karakterinde yaşadığı zorlukları aşmaya çalışan bir aristokratı, çok da başarılı bir şekilde canlandırmıştır. Farklı dünyaları olan iki kişinin dostlukla nasıl bu farklılıkları aşılabileceğini gösteriyor. Gerçek bir hayat hikâyesinden uyarlanmış olması da hikâyenin etkili olma derecesini arttırıyor.

Hikâyeye geldiğimizde, Philippe kaza sonrası hayattan kopmuş hâldedir. Driss sayesinde hayata tutunmaya ve yaşama karşı umutla bakmaya başlıyor. Film, bizlere asıl engelin düşüncelerde olduğunu gösteriyor. Philippe eski ruhunu bu dostlukla bulmaya başlıyor. Enerji, mutluluk, keyif Philippe’nin hayatına Driss’in girmesiyle başlıyor. Philippe’in bulunduğu durum iyi olmasına rağmen, sağlık problemlerinden dolayı çevresi tarafından ona acınarak bakılır. Fakat film bize ruhsal zenginliğin, çıkarın ötesinde dostluğun önemini vurguluyor. Toplumsal yargıların ötesindeki dostluğun önemini, toplumsal yargıların çok ötesindeki arkadaşlığın ne derece önemli olduğunu bizlere çok başarılı bir şekilde anlatıyor. Bunu, bilinenin aksine dramatik unsurlar üzerinden yapmıyor.

Film, zorlamaya kaçmadan, dürüst, samimi ve gerçekçi bir dille anlatılıyor. Bunun yanı sıra, Driss’in bulunduğu mahallenin varoşluğu ile Philippe’nin yaşam standardının üst düzeyde olması ve bu iki kültürün ayrıştığı noktaları net bir şekilde gösteriyor. Renklerin ve ışığın kullanımı ustalıkla verilmeye çalışılıyor. Philippe, Driss sayesinde hayata tutunmaya çalışırken, Driss ise sorumluluklarını anlamaya çalışıyor ve bunun farkına varıyor.

Filmin başarı sağlama nedenlerine baktığımızda ise zengin, beyaz, aristokrat Philippe ile siyahi, varoş ve suç dosyası bulunan Driss’in arasındaki dostluğu bizlere çok sade ve yalın bir dille anlatıyor olmasında yatıyor. Hayat belki de geçmişleriyle bir araya gelemeyecek olan, farklı özellik ve nitelikteki iki insanı, önyargılardan uzakta bir noktaya getirerek bizlere anlatıyor. Philippe bulunduğu çevrede acınarak bakılırken, Driss böylesine gözden uzak ama onun varlığını ve özelliklerini görerek bakıyor; dürüstçe, doğal yaklaşabiliyor ve gerektiğinde eleştirilerde de bulunabiliyor. Örneğin, bir sanat eserini hiç beğenmediğini ya da bir opera eserini dinlemeyi hiç tercih etmediğini söyleyebiliyor. Driss, Philippe’nin bedensel engelini bir engel olarak görmek şöyle dursun, onu olduğu gibi kabul ediyor. Fakat Philippe bedensel engelinden dolayı çevresinde kısıtlamalar yaşayabiliyor. Ancak Driss sayesinde bu engellerinden kısmen de olsa ayrılabiliyor. Zaten Philippe, Driss’in en çok bu özelliğini seviyor.

İki insanın çıkar ilişkisinden çok, arkadaşlık ve dostluk duygusuyla yaklaşıldığında aşılamayacak hiçbir engelin olmadığını görüyoruz. Film bize gösteriyor ki asıl önyargılar insanları birbirinden ayrı düşürüyor ve ayrıştırıyor. Dostluğun rengi, ne ırka ne statüye ne de bulunduğun mevkiye bakıyor. Dostluğun rengi belki beyaz ya da siyah. Dostluğun önemi hangi renge sarılı olduğunda değil, bu duygunun nasıl bir sevgiyle, güzellikle taşındığında ve kucakladığında gizlidir. 

Temiz duygularla sarılı olan her duygu güzeldir ve değerlidir. Dostluğun rengi sende saklı kalsın ama şu da bir gerçektir ki dostlukta duygular şeffaf, paylaşımlar içten ve samimidir. Dostluğun perçinlendiği nice güzel günlere…

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Birgül Karagöz
Birgül Karagöz
1976 Ankara doğumluyum. İşletme bölümü bitirdim. Pandemiyle birlikte yazıya yöneldim...İlk kitabım olan "NÂR-I AŞK" kitabım 2023 yılında yayımlandı. Aynı yıl ikinci kitabım olan "HAYATLA TANGO" kitabım yayımladı. Çünkü Kadınız sitesi başta olmak üzere çeşitli sitelerde içerik yazarlığı yapmaktayım.

POPÜLER YAZILAR