Cuma, Mayıs 1, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Sadakat-i Kalem

Sadakati yalnız insana mahsus sanmak ne büyük gaflettir. Edebiyatın gönüllü evladı olarak, sadakati kalem üzerinden beyan etmek isterim.

Kelamın ezeli ve ebedi yolculuğunda en sadık tercümanı kalemdir. Edebiyatın da sanatın da dinlerin de lisanların da tercüman-ı hâlidir.

Kalem ki bir derviştir, mürekkebi ile hakikatin izini sürer. Ne taht ister ne tac… Onun muradı, gönülde saklı olanı kâğıdın sinesine emanet etmektir. Ben de hislerimi kalemime emanet ediyorum. Herkes gibi, herkes kadar!

Sadakat ehl-i dil için bir yemin değil, bir hâl meselesidir. Âşık, nasıl maşukundan yüz çevirmezse, kaleme sadık olan da hakikatten yüz çevirmez. Şu satırlar benden öte, benden ziyade, elbet tesir edecek bir gönül bulacaktır.

Nice kelam vardır ki rüzgârla savrulur gider. Lakin kaleme sadakatle yazılan söz, zamana kök salar. Mürekkep kurur, kâğıt sararır, lakin hakikatin ve hislerin kokusu baki kalır. İşte o vakit kelam, yazanın değil zamanın malı olur.

Nice dertli gönüllerin, aşıkların, yolcuların ve devlet ehlinin iz bıraktığı bu yol, aslında insanlık hafızasının satırlara dökülmüş hâlidir.

Kaleme sadakat, söze hürmettir evvela. Her harfi bir emanet bilmek, her cümleyi bir vicdan terazisinde tartmaktır. Zira kalem, hem şahit hem katiptir. Yazdığını inkâr edemez insan, satırlar sahibini ele verir.

Ehl-i kalem bilir ki en çetin imtihan, susmakla yazmak arasındadır. Bazı hakikatler ateştir; tutanın elini, okuyanın ruhunu yakar. Lakin, sadakat yazmayı göze almaktır. Zira kalem, korkuya biat ederse kelam yetim kalır. Kim ister kelamının yetim kalmasını?

Ne methiye için eğilmek yaraşır kaleme ne menfaat için susmak…

Kaleme sadakat, kalbi hür tutmaktır. Hür olmayan kalemin yazdığı, zincir sesinden ibarettir.

Ey kalem erbabı… Bil ki mürekkep sadece siyah değildir; içinde vicdanın sesi, merhametin gölgesi, adaletin titrek ışığı vardır. Sadakat bunları soldurmamak, inadına beslemektir.

Gün gelir, o mahir eller kalem tutamaz olur; işte o vakit bizden geriye sadakatin bağrına sığınmış sözler kalır. Ses olur, söz olur, nefes olur her kelamımız…

Yazanın ömrünü aşar; kelam, insanın faniliğine karşı sessiz bir direnişe dönüşür. 

Kalem biz de o denli mühimdir ki, Münker Nekir dahi kabirde sual kalemi ile kayda geçer. Yani insanın var oluşundan yok oluşuna değin kelam yazar kalem. Görünür yahut gizli bir yazının gölgesinde seyreder.

Levh-i mahfuzdan başlayan sır, insanın alnına kader diye yazılır; ömür ise satır aralarıdır. Kimi satır sevinçle kimi satır gözyaşıyla silinir; ama kalem durmaz, yine yazar.

Doğarken adı yazılır, yaşarken ameli yazılır, ölürken hesabı yazılır. Kalem hep yazar. Demem o ki insan, yazının içinde yürüyen, hep hareket eden bir kelimedir. Her nefes, deftere düşen harf misalidir.

Kaleme sadakat, bu sebepten yalnız edebi bir meziyet değil; varlığa karşı bir edeptir. Zira yazı, sadece sözün değil, insanın kendisinin de şahitliğidir.

Edebiyat, bu âlemi kelam ile tanımaktır; kelamın tercümanı ise kalemdir. Bu yüzden kalem pek bir mühimdir; zira söz uçar, yazı kalır.

İnsan, ezelden beri yalnızlıkla hemhâldir, gönlü her daim bir derde komşudur. Bu sebepten yazmaya meyyaldir. Her cümle biraz keder, biraz itiraf, biraz da gizlenmiş bir feryattır. İnsan da sığınır harflerin gölgesine, teselli bulur, teselli olur.

Kaleme sadakatin en güzel misallerine, tarih ve edebiyat sahifelerinde de şahit oluruz. Zira bazı kalemler vardır ki sahibinin ömrünü aşar, lakin hakikate bağlılığından zerre eksiltmez.

“Selam verdim rüşvet değildir deyü almadılar,” diyen Fuzuli, yalnız bir şikâyeti değil, devrinin bozulmuş nizamına karşı kalemin isyanını yazmıştır.

Nabi, hayr ile şerri, doğru ile eğriyi ayıran beyitler, yazarken kalemini öğüt için kullanmış; kelamı süs değil, irşad eylemiştir.

Nazan Bekiroğlu, “Kelam kimsenin değil ki,” derken sözün hürriyetinden dem vuran, cesaret veren sözler sarf etmiştir.

Evvelden seslenenlerin kelamı bize kandil olur. Ondan sebep başkalarının satır aralarında kendimizi bulur, okur, yazarız.

Edebiyat kopuş değil, bir silsile hâlinde akan mânâdır. Büyük kalemleri okumak ,keyfin ötesinde bir terbiye ve aydınlanmadır.

Kalemi yüzünden bedel ödeyen nice isimler… Kaleme sadakat bazen alkış getirmez. Kalemin derdi hakikati, kimi zaman sesli kimi zaman usulca; kimi zaman gizli kimi zaman ayan beyan haykırmaktır.

Edebiyatın kelamında kalemlerimiz hep dosdoğru olsun. 

Makbule Bilge Demir
Makbule Bilge Demir
Bir şey vardı bana usul usul seslenen. "Küçük bir şehirden dünyayı görebilir, seslenebilirsin. Esas olan ruhtur." diyen. Sesin peşinden yürüdüm. O "Dünya" kitaplardı. Çantama aldığım bir ton kitapla ruhum yontulmaya başladı. Ben Bilge, Martin Eden'ın kadın versiyonu gibi hissediyorum kendimi. Bir kadının Bilgelik Yolculuğu ve bu yolun gönüllü işçisi. Ben, Bilge!

POPÜLER YAZILAR