Pazartesi, Şubat 9, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Kokina Mevsimi

Aralık ayı geldiğinde içim kıpkırmızı oluverir hemen. Her yer kırmızıya dönüşür içimde. Yeni bir yıla başlamadan… Eski yılı henüz uğurlamamışken… Evimde bir telaş, sokaklarda bir hareket… 

Belki de en çok içimizdeki “yeniden başlama cesareti”dir kırmızı. Işıl ışıl süslediğimiz evlerimizde, işyerlerimizde, hatta sokaklarda ruhumuzun da renklendiğini hissetmemiz bundandır. 

Kırmızı battaniyeler çıkar ortaya, tüm dükkânlar vitrinlerini kırmızı ile bütünleştirir, kırmızı fincanlarımıza doldurduğumuz mis gibi kahvenin kokusu eşlik eder okuduğumuz kitaplara, izlediğimiz filmlere. Yıl biterken henüz gerçekleştiremediğimiz hayallerimizde, içimize sinmeyenlerde, bazen sustuklarımızda, bazen kimseye söyleyemediklerimizde, “Bir sonraki yıl böyle olmayacağım,” diye verdiğimiz sözlerde tonlarız kırmızıyı kendimizce.

Bir de ayın ilk günlerinden itibaren her yerde görmeye çoktan alıştığımız kokinalar! Yeşil yapraklı, küçük küçük kırmızı topçukları olan ve çok uzun dayanması ile ünlü o güzel çiçekler. 

Yeşil dalları dayanıklılığı, kırmızı meyveleri bereketi simgeler. Halk arasında, aralık ayında aldığın kokina, bir yıl boyunca bozulmadan kalırsa dileğinin gerçek olacağına ya da ev sahibi olunacağına inanılır. Sihirli bir çiçektir de yani aynı zamanda! 

Peki ya o sihirli çiçeklerin evinize nasıl ulaştığını biliyor musunuz? 

Tek bir çiçek değildir, kokina. Yani diğer çiçekler gibi doğada hazır bir şekilde bulup toplayamazsınız. Yeşil dikenli yaprakları süpürge otu da denilen smilax; kırmızı kısımları ise tavşanmemesi olarak da bilinen ruscus aculeatus’dur. 

Ve işte tam da burada kadınlar devreye girer. Genellikle mevsimlik çiçek işçileri tarafından, bu kırmızı topçuklar tek tek elle dikilir ya da bağlanır yeşil dalların üzerine. Dikenli yapraklar parmaklarını yaralar, parmak uçları nasır bağlar kadınların.

Özenle, acele etmeden, fabrikadan çıkmadan, dalından koparılmadan… Tek tek, el emeği ile yapılır, ortaya çıkarılır. Belki mis gibi bir çiçek kokusu yayılmaz ortalığa ama dikkatle bakarsanız emek kokar kokinalar. Kim bilir kaç kadının elinden öfkesi, yaraları, sevinçleri ama en çok da hayata tutunan umudu geçer, o yapraklara eklenen kırmızı meyvelere. Dayanıklılığı da oradan gelir bence, umudu ellerinde taşıyan bu kadınların simgesi olmuştur işte. 

Her yıl umudu yeniden yeşertir, emeği yeniden canlı kılar. 

İlk olarak kim yaptı bu yeni yıl simgesi çiçekleri bilinmiyor ama 19. yüzyıl sonlarında Rum ve Ermeni toplulukların yaşadığı İstanbul ve çevresinde ortaya çıkmaya başladığı düşünülüyor. Üstelik adı da Yunanca “kokkino”dan geliyor. Türkçesi “kırmızı”.

Peki, şimdi ne yapmalı?

Hâlâ almadıysak gidip bir demet kokina almalı, onu evimizin en güzel, en yeni yıl kokan, en renkli, en ışıklı, en canlı köşesine yerleştirmeli. Çok su istemez, bakımı da zor değildir.  Sonra mutfağa girip zencefilli kurabiye de yapmalı ki evimizi sarsın lezzetli kokusu… Yanına bitki çayı mı istersiniz, kahve mi, çikolatalı süt mü yoksa kırmızı şarap mı? O da sizin zevkinize kalsın. Bir müzik de açalım ki ruhumuz da dinlensin aynı zamanda. 

Belki birden kokina yapan kadınların parmak uçlarını da hissedersiniz elinizde, umudunuz hiç bitmesin diye… 

Nüzhet Kılınç
Nüzhet Kılınç
1987 yılında Gelibolu’da doğdum. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunuyum. 2010 yılından beri öğretmenlik yapıyorum. 2011 yılında eşimle birlikte kurduğumuz Gelibolu Sanat Merkezinde drama ve tiyatro eğitimleri veriyorum. Öyküler, tiyatro oyunları, çocuk kitapları, masallar yazıyorum. “Ruhumun Şarkısı” adlı kitabın yazarıyım. Çocuklar, masallar, kuklalar ile kurduğum kendi dünyamın içinde üretiyorum, paylaşıyorum, iyileşiyorum.

POPÜLER YAZILAR