Onlarca savaş, badire sonrasında Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ülkemizi ayağa kaldırma çalışmalarına hız kesmeden devam etti. Kana doymuş topraklarımız üzerinde yaptığı yeniliklerin başında, Türk kadınlarını diğer ülkelerin kadınlarından daha üste çıkartmaktı. 1930’lu yıllarda kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkını tanımanın yanı sıra, siyasetteki haklarımız için de birtakım çalışmalara başlamıştı. Önce belediye seçimleri; köylerde muhtar olma, ihtiyar meclislerine seçilme hakkı tanınan kadınlara, milletvekili seçme ve seçilme hakları 5 Aralık 1934 yılında resmen yasalaştırıldı.
Kadınlarımız ilk kez 1930 yılında belediye seçimlerinde sahneye girdi. Sadiye Hanım Türkiye’nin ilk kadın belediye başkanı olmuşken, tarihler 3 Eylül 1950 yılını gösterdiğinde Müfide İlhan ilk kadın il belediye başkanı oldu.
Pek çok ülkede kadınlar kendi hakları için direnirken, bizim ülkemizin kadınları sosyal statülerine, haklarına, özgürlüklerine daha erken kavuşmuşlardı.
1960’lı yıllarda İngiltere’de kadınlar eşit ücret almak istediği için eylem yaparken:
“Are British Woman Worth Less Than Turkish Woman”
(İngiliz kadınları Türk kadınlarından daha mı az değerli)
Yazılı pankart, ne kadar önde olduğumuzu gözler önüne sermektedir.
Gelelim günümüze… Şu anda ülkemizin genelinde kadınlarımızın nasıl doğuracağı, neden evlenmedikleri, nasıl giyinmesi gerektiği, niçin öldürülmesi gerektiği gibi sorunlarımızla uğraşıyoruz. İlklerin kadınları olarak yer aldığımız tarih sayfasında artık yaşayamadığımızla alakalı gelişmeleri yakından takip etmekteyiz.
Seçildiğimiz seçebildiğimiz hayatlardan
Kötü kalplerin tıkadıkları yollara doğru yelken açtık.
Var ol Türk kadını, her şeye rağmen!



