Cumartesi, Nisan 11, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Gölgeyle Devam Eden Sadakat

“Hangisinin diğerini teselli ettiğini kimse bilemedi…”

Kapının gıcırtısı, evin sessizliğini her zamankinden daha keskin bir bıçak gibi ikiye bölüyordu. Annesiyle babasının o akşamki tartışmasının soğuk külleri henüz dağılmamıştı. Eymen pencerenin kenarında oturmuş, dışarıdaki gri ve durgun gökyüzünü izlerken elini usulca yanındaki o sıcak gövdeye uzattı. Gölge yine yanındaydı. Gölge’nin bu eve gelişi, bir hediye paketinin içinden çıkmasıyla olmamıştı. Eymen onu bir akşam okuldan dönerken apartman girişinde, yanına bırakılmış eski bir minder, gıcırdayan plastik bir kemik ve sımsıkı bağlanmış bir torba mamanın yanında bulmuştu. Tasması boynundaydı ama ucundaki zincir kesilmişti. Birileri onu tüm geçmişiyle birlikte o yağmurda oraya “bırakmıştı”. O gün okulda zor bir gün geçiren Eymen ağlıyordu, terk edilmiş köpek de…

Hangisinin diğerini teselli ettiğini o an kimse bilemezdi ama o karanlık köşede sözler verilmişti. “Gitmeyeceğim. Bizi bırakanlara rağmen, ben buradayım.”

Eymen on yaşındaydı ve son üç yıldır, içinde yaşadığı evin huzurunun kaybolmasına alışmış gibiydi.. Babasının seyahatleri uzadıkça annesinin solan gülüşü, evin içerisinde sonu gelmeyen bir karakışın hüküm sürmesine neden oluyordu. Ama Gölge farklıydı. Başını Eymen’in dizine koyduğunda dünyadaki tüm kederi süpürüp atan, tüyleri sıcak bir battaniye gibi güven veren bir limandı o.

O akşam babası evden hızla çıkarken annesinin “Yine mi sözünü tutmayacaksın?” diyen fısıltısı koridorda dalga dalga büyüdü. Eymen, babasına doğru bir adım attı. “Baba, hani bu akşam birlikte maket yapacaktık?”

Babası ceketini iliklerken, Eymen’in gözlerine bakmadan, “Başka sefere oğlum, yetişmem gereken daha önemli işler var,” dedi. Kapı sertçe kapandı. “Önemli işler” kavramı, Eymen için sadakatsizliğin en şık ambalajıydı artık. Yere çöktü. Gölge hemen yanına geldi, burnunu çocuk dostunun ıslanan yanaklarına sürttü. Köpeğin kehribar gözlerinde, apartman girişinde karşılaştıkları gün vardı sanki…O gün Gölge’yi bir eşya gibi bırakanlarla, bugün Eymen’babasını evden çıkaran şey aynıydı: Sadakat eksikliği…

“Gölge,” diye fısıldadı Eymen. “İnsanlar neden sözlerini tutarken bu kadar zorlanıyorlar? Birini sevmek, hayatında ‘daha önemli işler’ varken bile onun yanında kalmak değil mi?”

Gölge uzun bir “of” çekercesine havlayarak, patisini Eymen’in elinin üzerine koydu. O pati, babasının tutmadığı tüm sözlerin yerine geçecek kadar sadıktı. 

Haftalar geçti. Bir gün o malum haber eve ulaştı. Babası bir daha hiç dönmeyecekti, başka bir şehirde başka bir hayatın içine dahil olmuştu. Annesi mutfakta hıçkırarak ağlarken Eymen, Gölge’ye ve onun hâlâ sakladığı eski plastik kemiğine baktı.”Bak! Seni eşyalarınla bir köşeye bıraktılar, babam da bizi bu evin içinde bıraktı. Sen de bir gün beni bırakıp gitmezsin değil mi Gölge?” Gölge, kafasını Eymen’in bacağına koyarak, gitmeyeceğini kendi dilinde ona anlatmaya çalıştı. Eymen için sadakat, birine mecbur olmak değil, tüm gitme ihtimalini elinin tersiyle itip kalmayı seçmekti. Babası başka bir dünyayı seçmişti, içinde Eymen’in olmadığı…Gölge ise sadece Eymen’i…

Yıllar sonra Eymen yetişkin bir adam olduğunda Gölge artık çok yaşlanmıştı. Tüyleri solmuş, adımları yavaşlamıştı. Eymen, köpeğinin son anlarında başını okşarken kulağına fısıldadı: “Bana bu dünyadaki en büyük dersi sen verdin dostum. Sadakat, birine sahip olmak değil birinin ruhuna, o ruh seni artık taşıyamayacak kadar yorulduğunda bile sadık kalmaktır.” Gölge, Eymen’in elini son kez yaladı. O ıslak temas, yıllar önce apartman girişinde başlayan birlikteliğin vedalaşması oldu. Eymen için artık sadakat birinin kalbinde kırıp dökmeden yaşamaktı. Birinin gidişiyle eksilmek değil, bir başkasının varlığında sonsuzca tamamlanmaktı.

Nilden İçağasıoğlu
Nilden İçağasıoğlu
İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema mezunu olarak; içerik üretimi, yaratıcı yazarlık ve sözlü anlatım alanlarında çeşitli eğitimler aldı. Masal anlatıcılığı, senaryo yazarlığı, yetişkin ve çocuk odaklı hikâye yazımı ve dijital iletişim konularında deneyimli. Toplumsal konulara duyarlı, özgün içerikler üretmeye önem veriyor. Kadın hikâyeleri, sokak hayvanları, çocuklar ve görünür olmayan hayatlara dair temalara, çalışmalara odaklanıyor. Toplumun her kesimini kapsayan hikâyeler üretmeyi ve anlatının dönüştürücü gücüne alan açmayı önemsiyor.

POPÜLER YAZILAR