Salı, Ağustos 11, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Kireç Badana

Geçen bir yerde okudum. Küçükken odaları fıstık yeşili badanalı evlerde büyüyenler, en mutlu çocuklardı, diye. Ondan mıydı benim mutsuzluğum? Yağlı boya görmemiş, beyaz badana dışında renk bilmeyen evimizin suçu mu, berbat bir geçmiş yaşamış olmak? Belki de duvarın kireciydi babama her gece rakıyı anımsatıp içiren. Terlikle vurup öldürdüğümüz sineklerin bulaşığıydı belki de annemi dövüp beyaz teninde mor renkli çiçekler açtırmasının sebebi.

Bilmiyorum neden ama ben o kireç boyalı odalarda ne çok acı çektiysem, hepsi de babam yüzündendi. Niye gelmedi aklıma duvarları yeşile boyamak? Belki boyasak bizim de evimiz renklenirdi, annemin teni yerine. Belki biz de mutlu olurduk kardeşimle. Odamıza saklanmak için değil, oyun oynamak için kapanırdık. Annemin bizi küfürlerden korumak için aldığı pilli radyomuzu, dans etmeye kullanırdık. Geceleri kireç sıvalı tavanı seyrederken ıslanmazdı yıllarca gözyaşımı emmekten rutubet kokan yastığım. Kapının ardına sandalye dayayıp yatmazdık geceleri.

Odamızı arada dağıtma özgürlüğümüz olurdu. Odaya gelen babam bizi döverken kullanmasın diye her şeyi dolaplarda saklamak zorunda kalmazdık. Kardeşimle sürekli güzel günlerin hayalini kurmak yerine, anın tadını çıkartırdık. Keşke o fıstık yeşili boyayı akıl etseydik.

“Hadi bacım seç bir renk ya. Başka müşteriler de var ya dükkânda. Çakılı kaldın katalogda. Seç rengini de verelim. Buraya gelmeden düşünmedin mi?” diye söyleniyor nalbur dükkânındaki adam. Bir yanım, herkes gibi bir evimiz olsun artık diye şampanya köpüğünü seç derken bir yanım, yıllarca yaşanmamış ertelenmiş çocukluğumu seçmek istiyor.

Sinirle kıpırdanan bıyığını daha fazla görmemek için kataloğa indiriyorum gözlerimi ve “Bu olsun,” diyorum. “Nihayet…” diye söylenerek seçtiğim renk boya kovasını getiriyor, pat diye koyuyor kasanın yanına. Hızla parasını ödeyip çıkıyorum dükkândan.

Eve geldiğimde annem boyaya bakıp, “Nerden buldun bu rengi? Bunun modası geçeli çok oldu. İnsan bir şampanya köpüğü rengi falan alır ama yaa…” diye söylenecek oluyor. Tombik yanağından öpüp, “Aman her ev aynı renk mi olacak be? İçimiz açılsın cıvıl cıvıl,” diyorum. “Hem dedem bir seferinde koca evin dışını bu renk yaptırmıştı, hatırlasana. Köydeki tek tip evlerin içinde nasıl da parlardı onun evi. Ben de, ‘Bizim ev parlasın,’ dedim, kötü mü ettim?”

“İyi hadi laf ebesi, iyi ettin. Getir de koyuver salona. Kınalı kuzum boyayı ayarladı, koçum da ustayı getirsin de evimizin duvarları fıstık gibi yeşil yeşil olsun o halde,” diyor annem. Gözleri ışıldıyor aslında beyaz veya türevi bir renk yerine canlı bir renk gördüğü için.  Kocası sarhoş bir hâlde trafiğe çıkıp tam da trafik canavarının insafıyla bizi ondan kurtardığından beri yüzü dayaktan değil de mutluluktan renklenmeye başlayalı, daha da sever oldu renkleri, farkındayım.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Burçin Kıtır
Burçin Kıtır
1987 Sinop doğumluyum. Arkeoloji ve İngilizce öğretmenliği mezunuyum. Şubat 2026’ dan beri Kibele dergisinde editörlük yapmaktayım. 2025 yılında iki öykü atölyesine katılıp, 2026 yılında ileri seviye yazarlık eğitimi aldım.

POPÜLER YAZILAR