Perşembe, Nisan 30, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Uğultulu Tepeler: Tek ve Bütün Olma Arzusunun Tragedyası

Uğultulu Tepeler farklı bir aşk hikayesi. İçimizi ısıtıp bizi romantik hayallere düşüren, yüzümüzde şapşal bir gülümseme bırakan bir roman değil. Aksine iki insanın arasındaki bağın ve sadakatin, hem onları hem de hayatlarına giren herkesi yutan ve yok eden bir karanlığa dönüşmesinin tragedyasını anlatıyor.

Bana göre, Catherine ve Heathcliff’in ilişkisi, insanın diğer yarısını özleyerek geçirdiği ontolojik bir arayış ve özlem hikâyesi. Kitabı okurken Platon’un “Şölen” kitabındaki Aristophanes’in, “ruh eşi” mitini hatırladım. Buna göre, insanlar ilk yaratıldıklarında iki yüzlü, dört kollu, dört bacaklı, tek bedende birleşmiş androjen varlıklar. O kadar güçlüler, o kadar kendilerine yetiyorlarmış ki kibirlenmiş ve tanrılara meydan okumuşlar. Zeus da bu insanları cezalandırmak için ikiye bölmüş. İnsanlar o günden bugüne, kaybettikleri yarılarını arayıp durmuşlar. Böylece kendini eksik hisseden ve hep arayış hâlinde olan insanlara dönüşmüş ve kaybettiğimiz diğer yarımızı aramaya başlamışız. Burada Aristophanes romantik bir ruh eşi güzellemesi yapmaz tabii ki, insanın içinde taşıdığı ontolojik eksikliği ve bu eksikliği şifalandırma arayışını anlatır.

Aşk adını verdiğimiz bu arayış da aslında kendi tamamlanmış hâlimize ulaşmaya çabası; bütün olarak var olduğumuz hâlimize dönme özlemidir. Sevdiğimiz kişide, bize eksikliğimizi unutturduğu için geçici bir süreliğine de olsa huzur buluruz. Ama gerçek hayatta aşkın vaat ettiği bu bütünleşme ve tam olma hâli uzun sürmez, insanın bölünmüş doğası bir daha o bütünlüğe kavuşamaz.

Heathcliff ve Cathy’nin hikâyesinin bu mitin kurguya dönüşmüş hâli olduğunu düşünüyorum. Henüz arayış hâlinde olduklarının bile fark etmedikleri yaşlarda diğer yarısını bulmuş, bir arada bütün ve eksiksiz hissetmiş, birbirlerinden başka kimseye ihtiyaç duymadan yaşayıp giden iki çocuğun büyüme hikâyesi bu. Aralarındaki bağa aşk adını bile konduramadan ayrı düşmüş, ancak ayrılınca eksik kaldıklarını fark etmişler. Birlikte olmadıklarında var olamadıkları için, sürekli olarak yeniden bir ve tek olmanın özlemini çekerler.

Catherine “Ben Heathcliff’im,” derken onu sevdiği erkekten çok, kendisinin bir parçası olarak gördüğünü dile getirir. Başkalarıyla evlenmeleri, Cathy’nin ölmesi, Heathcliff’in ruhunun yozlaşması bile birbirlerine olan sadakatlerini bozamaz. Çünkü Cathy’nin sadakati bir başkasına, bir ilişkiye değil varoluşsal bir bağlılığa yöneliktir. Heathcliff’i seçmemiş ama ondan da vazgeçememiştir. Bu eksiklik ve özlemle en sonunda kendini yok eder.

Heathcliff için ise bu bölünme daha yıkıcıdır. Daha katı, dayanıklı ve hırçın doğasıyla Heathcliff acısını öfkeye dönüştürür. Catherine’in ölümüyle bile bitmeyen aşkı bir saplantı, öfkesi fırtına, intikam isteği merhametsiz bir zulüm olur ve hayatında olan herkesi yakıp kavuran bir ateşe dönüşür. Bu hayatta birlikte mutlu olamadıkları için hem kendilerini hem tüm tepe halkını mutsuz eden parçalanmış âşıklar, ancak Heathcliff’in öleceğini ve Cathy’si ile yeniden bir bütün hâline geleceğini fark etmesiyle huzur bulur.

Uğultulu Tepeler’de aşk, karşıdaki kişiye hissedilen bir duygu değil; onunla bir olma arzusu, özlem ise onsuz var olmanın katlanılamaz hâle geldiği, bir eksikliktir. Sadakat ise bir erdem değil, yok edici bir güç ve tutkulu bir saplantıdır.

Kısacası Uğultulu Tepeler, Cathrine’in Heathcliff, Heathcliff’in ise Cathrine olduğu, tam ve bütün oldukları, eksiksiz idealarına duydukları, yakıcı ve yıkıcı özlemin hikâyesidir. Bu nedenledir ki aşkın özneleri son derece rahatsız edici, itici karakterler olmasına rağmen, belki de Dünya Edebiyatının yazılmış en hüzünlü ve en etkileyici romanlarından birisidir. 

Gaye Ünver
Gaye Ünver
1978 yılında Ankara’da bir hayalperest olarak dünyaya geldim. Hikayeler okuyarak ya da hikayeler uydurarak geçirdiğim çocukluk ve gençlik yıllarından sonra ODTÜ’de Siyaset Bilimi Lisansı ve Felsefe Yüksek Lisansımı tamamladım. Annelikten kalan zamanımda bir yandan okumaya, yazmaya ve hayal kurmaya devam ederken diğer yandan İngilizce öğretmenliği yapıyorum.

POPÜLER YAZILAR