Pazartesi, Ağustos 24, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Kiralık Duygular

Kiralık Aile (orijinal adıyla Rental Family), yönetmenliği Hikari’nin yaptığı, başrollerinden Brendan Fraser, Takehiro Hira ve Mari Yamamoto’nun yer aldığı ABD-Japonya ortak yapımı bir sinema filmi.

Philip Vanderploeg (Brendan Fraser), Amerika’dan Japonya’ya taşınarak çeşitli yerlerde oyunculuk yapmaya çalışır. Birçok iş deneyiminden umduğunu bulamaz ve sonunda ondan gerçekten bir oyunculuk yapmasını isteyen bir yerde çalışmaya başlar. “Kiralık Aile” adı verilen bu işte, insanların hayatlarında eksik olan rolleri üstlenmeniz beklenir. Bu bazen baba, eş, sevgili ya da arkadaş olabilir.

Japon kültürüne ve bulunduğu yere ait olmaya çalışan Philip, başlangıçta bu rollerde yer almak istemez. İnsanların hayatlarındaki boşluklar temas ettikçe, kendi içindeki kırılmaları da fark eder ve işini severek yapmaya başlar. Öyle ki bazı rollere kendini kaptırıp belirlenen kuralların dışına çıktığı anlar olur.

Filmi izlerken beni rahatsız eden iki şey vardı. İlk olarak duygulardan uzaklaşma meselesi.

Japonlarda gördüğümüz giderek soyutlaşma ve tek tip insan olma durumu artık ne yazık ki onlara özgü değil. Bu pek çok ülkeyi de etkileyen bir dönüşüm. Artan sosyal medya kullanımı, insanların birbirine içini dökmek yerine yapay zekâya konuşması, bizleri hayatın içinde yapay ve hızlı tüketilen bir moda soktu. Filmde görülen parayla satılan roller bunun iyi bir örneği. Özür dileme servisi bile var! Parayı basıyorsunuz ve birileri sizin yerinize özür diliyor. Harika…

İkinci olarak rahatsız olduğum şey; Amerikalı birinin gelip Japonları kendine getirmesi durumu. Sanki Japonlar artık insani değerlerini kaybetmişler de okyanus ötesinden gelen yabancı onlara “Bir kalbiniz var, hatırlayın,” demiş gibi bir hava vardı.

Bunun dışında film bana güzel şeyler elbette kattı. Hayatın içinde yaşamaya devam ederken gardımızla dolaştığımızı, insani duygularımızdan giderek uzaklaştığımızı tekrar hatırlattı. Özür dilemek; birinin belki de son dileğinin olduğunu bilemeden, sadece onun için bir şeyi gerçekleştirmek, hiç deneyimleyemediğimiz duyguları da öğrenebileceğimizi ve en önemlisi ne olursa olsun kalbimizin peşinden gitmemiz gerektiğini hatırlattı.

Mahremiyet alanımızın satın alınmasına izin vermeden, her gün kostüm giymeden yaşamak nasıl olurdu?

Bir kedinin ya da köpeğin başını okşayarak, gökyüzüne bakarak, hayal kurarak ve “Ben kimim?” sorusunu sormaktan vazgeçmeyenlere; rollerin dansında kiralık duygularda yaşayanlara filmi tavsiye ediyorum.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Büşra Ayülkü
Büşra Ayülkü
1994, İsviçre/Zofingen doğumlu. Sanat Tarihçi, şair. Son bir yıldır, kendisini yeni yetme yazar olarak tanıtıyor. “Hüzün Boncukları” adında şiir kitabı var. “Gaf Ola Beri Gele”, “İs” kolektif kitaplarında öyküleri yayımlandı. Çeşitli dergilerde şiir, deneme ve öykülerim yayımlandı. İş hayatı, okul ve özel hayatında tutunamayanların başında geldiğini iddia ediyor :)

POPÜLER YAZILAR