Pazartesi, Ağustos 24, 2026

En Çok Okunanlar

spot_img

Benzer Yazılar

Derin Bağlar, Sığ Zihinler

Etrafımız küçümsenmeyecek sayıda vitrinle dolu. Dışarıdan çok donanımlı, pek süslü gözüken ancak içi bomboş olan insan topluluklarıyla muhatap olmakla geçiyor her günümüz. Her türlü tahsilini yapmış bir insan, diğerlerine karşı üslup, anlayış, empati ve iletişim kurma nezaketinden yoksunsa almış olduğu o tahsiller neye yarar? Kendi hayat felsefesini ve düşünce tarzını oluşturamayıp, başkalarının dediklerini tekrarlayan, edindiği bilgileri sırf gösteriş uğruna beynine depolayan birinin yaşam bilgeliğine ulaşabilmesi mümkün mü? Her gördüğüne inanan, her duyduğunu benimseyen biri sığ denizlerde boğulmaya mahkûmdur.

Sığlık… Ne kadar tanıdık bir kelime bizlere. Özellikle şu günlerde, insanların derin ve anlamlı bağlar kurmaktan çekindiği şu günlerde… Kimse kimseyi anlamak istemiyor. “Ya ben alacağımı alır, ruhumu doyururum ya da çeker giderim,” kafasıyla derin bağlar kurma umudunu ve güvenini paramparça ediyorlar. “Güven kalmadı artık. Kimse kimseye güvenmiyor,” deniliyor ancak bu güveni tekrar inşa etmek varken niçin herkes hâlâ dışarıdan bir elin bu güveni oluşturmasını bekliyor? Neden kimse çaba sarf etmeyip, toplumu oluşturan bireyler olarak bu güvenin ve selametin de yine biz bireylerin çabasıyla kurulduğunu görmüyor? Gerçi görüyorlar ancak sorumluluk alacak kadar cesur değil hiç kimse.

İnsanlar arasında güven oluşturmak, bizlerin kendimize güvenmesiyle başlar. İnsanın kendine güvenmesi kolay olmuyor, tıpkı kendini sevmenin zorluğu gibi. İnsan evvela kendine güven aşılayamayınca, diğerlerine nasıl aşılasın ki güvenilir, sağlam bağlar kurulsun. Öyle değil mi? En kestirme yoldan gidip; yüzeysel, sığ ilişkilerle avutuyoruz kendimizi. Egomuzu pohpohlayıp, elbisemiz eskiyince onu atmak misali insanlarla da işimiz bitince, kendimizi zevkle doyurduktan sonra onları hayatımızdan kolayca atıyoruz. Bir anlığına aldığımız zevkler bizi bir süreliğine mutlu etse de insan kendi mutsuzluğundan ve kendi sığlığından kaçamıyor ne yazık ki. İçimizdeki boşluk günler geçtikçe büyümeye devam ediyor ve en sonunda o boşluk bir kara delik gibi insanı içine çekiveriyor, hiç çekinmeden.

Yüzeyselliğin ve sığlığın kol gezdiği şu dünyada anlamlı, sağlam ve engin bağlar kurmak bizi birbirimize yakınlaştırır; güven, anlayış, empati ve sevgi yeşertir her birimizde en nihayetinde. Vakit, sığ denizlerde oyalananların vakti değil, o derin suların kıymetini bilenlerin vaktidir.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Ekin Su Bal
Ekin Su Bal
Çukurova Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği mezunuyum. Şarkı söylemek, keman çalmak ve geleneksel Hint danslarıyla ilgileniyorum. Yazı ve üretimle uğraşıyorum; denemelerimde insan ruhu, duygular ve günlük hayata dair gözlemlerime yer veriyorum.

POPÜLER YAZILAR